Depreme dair notlar

* 5,8 şiddetinde son İstanbul depremi olduğunda şair dost Mürsel Sönmez’in işyerindeki bürosunda taziye ziyaretinde idik. Taziyeye gelen herkes gibi biz de ölüm ve hayatın geçiciliği üzerine cümleler kuruyorduk. İçimizden biri faniliğimizi yüzümüze vururcasına, “Bir ağaç kadar bile bu dünyaya ait değiliz. Şimdi şu an, şu saniyeler içinde dünyaya bağlı göbek fişimiz çekilebilir” demeye kalmadı altımızdaki sandalyeler, duvarda çerçeve, duvara yaslı dolap sallanmaya başladı. Her şey saniyeler içerisinde tir tir titrerken sadece cümleyi kuran arkadaşın sesi titremiyordu.

* Deprem tam da sözün üzerine gelmişti. Kendimizi dışarı atmayı düşünecek kadar vaktimiz yoktu. Zira beklemiyorduk böyle bir şey. Ayrıca “dışarısı neresi?” bundan da pek emin değildik. Telefonlara sarıldık. WhatsApp çalışıyor; telefonun sesli iletişimi susmuş. Depremin gündüz vakti olması endişe ve paniği biraz azaltsa da tamamen ortadan kaldıramadı. Panik biraz da hazırlıksızlığın tezahürü. Deprem geçtikten sonra gündemden düşüveriyor nedense. Hâlbuki sürekli gündemde tutmak gerekiyor depremi. Önlem, tedbir ve de her türlü ihtimale hazırlıklı olmak gerekiyor.

* Her konuda ihtilaf çıkarmada üstümüze yok. Deprem gibi toplumsal duyarlığın tavan yaptığı bir konuda bile farklılıkları öne çıkarabiliyoruz. Oysa enerjimizi eksiklerimizi gidermeye ve sorunları ortadan kaldırmaya sarf etsek çok daha çabuk mesafe kat edebiliriz. Son İstanbul depremi hepimizi korkutsa da erken uyarı sistemi vazifesi görmüştür. İstanbul ve İstanbul’a yakın şehirlerde müşterek, eşzamanlı deprem tatbikatı yapsa idik bu denli somut sonuçlar alamazdık. Özellikle deprem anında haberleşme ağlarının yetersizliği, tartışılan deprem sonrası toplanma alanları noktasında durumu gözden geçirme fırsatı yakaladık. Bu hiç de az bir şey değil.

* Depreme deprem öncesi hazırlanmaktır asıl olan. İhtimali yüksek tutarak azami tedbir almak aklın gereğidir. Evet, deprem ikazdır; ama ihmalimizin, tedbirsizliğimizin ve de yanlış tevekkül anlayışımızın sonucu verilen akli ve ilahi bir notadır. Sahih aklın kaynağı da ilahidir. İnsanın aklı, düşüncesi ve duygu dünyası onun bir tür evi gibidir. Zihniyet dediğimiz şey birbiriyle senkronize olmuş zihinlerin kurdukları ev düzenidir. Zihnî inşası eksik ve zayıf malzemelere dayanan kişinin düşüncelerinden sağlam bir dünya kurabilmesi de mümkün değildir. Lütfen Kur’an ve İncil’den şu iki ayete dikkat:

“Allah’ın dışında başka veliler edinenlerin örneği, kendine ev edinen örümcek örneğine benzer. Gerçek şu ki evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir; bir bilselerdi.” (Ankebut -41)

“Öyleyse bu sözlerimi işitip uygulayan herkes evini kaya üstüne kuran aklı başında adama benzer. Yağmur yağar, seller basar, yeller eser, eve saldırırlar. Ama ev yıkılmaz. Çünkü temeli kaya üstüne atılmıştır. Bu sözlerimi işitip de uygulamayan herkes evini kum üstüne kuran aklı kıt adama benzer. Yağmur yağar, seller basar, yeller eser, eve saldırırlar. Ev yıkılır, hem de yıkımı korkunç olur.” (İncil-Matta-24,25,26,27)

* Düşünce sistemimizi kurmakla, yaşam biçimimizi oluşturmakla evimizi inşa etmek arasında içerisi ile dışarısı arasındaki fark kadar bir fark var. İhmaller sadece düşünce dünyamızı değil aynı zamanda barınma dünyamızı ve şehir kurma anlayışımızı da şekillendiriyor. Allah memleketimizi, İstanbul’umuzu ve milletimizi korusun; aklımızı yerli yerinde kullanma seviyesine ulaştırsın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ts-61 - Amiin! Sn. Hocam, Allahü teala sizlerden razı olsun!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Ekim 23:25

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?