At İzi İt İzine Karışmış Mıdır?

Öncelikle ve titizlikle belirtilmelidir ki karışmaz. Karıştığını zannetmek, iddia etmek, söylemek safdillik olur ve kesinlikle art niyet barındırır. Hilkate mugayirdir. Tarih boyunca karışmamıştır, şimdiden sonra da karışmayacaktır. Hâl böyleyken karıştığının söylenmesi bütünüyle kitlesel tahrifata yöneliktir. Doğru olanı yapmak, doğru şekilde yaşamak için ezaya cefaya katlanan milyonlarca insana hakarettir. Sadece yaşayanlar için değil, dünyadaki ömrünü çoktan doldurmuş hesabını bekleyenler için bile sövgüdür. Zira yüce yaratıcı, insana ayırt edebilme istidadı yüklemişse böyle bir karmaşadan söz etmek kişisel aymazlığı da aşarak bile isteye batıl tarafta saf tutmak olacaktır.

Bu topraklarda olup bitenler için, “At izi it izine karıştı” deyimi fena halde kullanışsızdır. Aklını kullanabilen her insan izleri, işaretleri, emareleri, ifadeleri birbirinden ayırt edebilme istidadına sahiptir. Ve böyle bir iddia anlama kabiliyetinin yitimidir. İnsanların yaşadığı da bu olsa gerektir. Kimilerine gayet net görünen resim, kalan birçoğuna karmaşık görünür. Görüşe dair yamukluk gözden değil anlayış kaynaklıdır. Oysa herhangi bir olayda haklıyı haksızı, doğruyu yanlışı ayırt edememek hiç şüphesiz özürdür, rahatsızlıktır, hatta aymazlıktır. Dolayısıyla yaşadığımız zamanda kimin yanlış yaptığı, kimin zulmettiği, kimin zulme uğradığı, kimin zulme ve zalime çanak tuttuğu; yardım ettiği, yardakçılık, yandaşlıkla iştigal ettiği gayet barizdir. Deyimin doğrultusunda doğruyla yanlışın birbirine karışması söz konusu bile edilemez.

Ayırt etme kabiliyetinin harekete geçirilmesinden de öte insanlar şayet it izlerinin ardına düşmüşse bu dahi iradi bir seçimdir. Belki bir yönlendiricilik, kandırıcılık unsuru olarak itin ayağına nal çakıp at izi bırakıldığı, dolayısıyla kitlelerin aldanmakta mazur sayılacağı iddia edilebilir. Ancak her şey tamamıyla göz önünde cereyan etmektedir ve it güruhu kuyruk sallayarak alenen oynaşmakta, hırlamakta, ara sıra atlara ve insanlara dalaşmaktadır. Öyle sanıldığı gibi kemik mukabili bir hizmet değildir bu, gönüllüdür. Yani liderleri emrettiği için değil tamamıyla kendiliğinden, yekûnuyla içlerinden gelerek hareket ederler. Mamafih it milletinde hiyerarşi olmaz. İçgüdüsel hareket ettikleri, karınlarını doyurana minnet duydukları, göze girmek için havladıkları, bir av peşinde koşuyormuş gibi davrandıkları vakidir. Teşekkür makamıdır bu. Ataların, “At yedi günde, it yediği günde unutur” diye söyledikleri sözü, “At yedi günde, it yediği günde belli olur” kıvamına getirmektir. Ancak gözden düşüp kemikten kesilince ne yana havlayacaklarını şaşırdıkları da gözden kaçmaz. (Bkz. Fino, Doberman, Buldogvd…) Bu tiplere kimse de demez ki “Bıldır yırtındığın havlamalar / Bıyıl kulaklarını tırmalar.” Neyse, köpekten nedamet beklemek elbette beyhudedir. Bakış açısı değiştirilebilir; bakış acısı değiştirilemez. Hayvan sevgisinin tavan yaptığı şu günlerde at ve it gibi türün iki güzide hayvanının izlerini birleştirmeleri, zalım türlere karşı ittifaktır der, işin içinden sıyırıverirler.

Hadi bir de karıştığını varsayalım at izi ile it izinin… Demek ortam fazla çamurludur. Böyle bir durumla karşılaşılsa elbette çamura takılan olmaz. Kimse ortamın çamur deryası olmasının sorumlularını aramaz. Mühim olan izlerin karışmasıdır. Oysa kuru bir zeminde at da it de iz bırakmaz. Alabildiğine asfalt ve betona kesmiş bir memlekette iz aramak olası değildir. Gerçi karmaşayı irdelemek de bu yüzden iktiza etmiştir. Güya izleri tam olarak belirleyememek, birbirinden ayırt edememek söz konusudur. Hele de kaz, tavuk, inek vb. hayvanatın izleri de dâhil olmuşsa imkânsız görünür. Velâkin hem şekil şemail, hem çap itibariyle iş bu hayvanların izleri birbirine hiç mi hiç benzemez. Hem de mesela it yalınayak yürürken, at hayvanının demirden ayakkabıları bulunur. Cüsseleri, özgül ağırlıkları düşünüldüğünde izdeki derinlik bir tarafı daha da belirgin kılar. İtin ayak izleri belli belirsizken yumuşak yahut çamurlu bir zeminde atın nal izleri gayet belirgindir.

Yani demem o ki seyrettiğiniz döngüler size atıl kalma hakkı vermez. Gördüğünüz ve müdahil olamadığınız her yanlıştan hesaba çekilirsiniz. O haksızlıklar tek tek her birimizin ensesinde patlayacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?