Reklamı Kapat

Bakış açısı bu kadar farklı olabilir mi?

İktidar sahipleri ekonomi başta olmak üzere hemen her alanda pembe tablolar çiziyor. Keşke bu söylenenler ve çizilen tablolar gerçek olsa da şu ülkede tüm vatandaşlarımız rahat nefes alsa. Bunun da ötesinde güçlü ve lider ülke geleceği ümidimizi hep taze tutsak. Çünkü sadece bizim değil, tüm İslam dünyasının güçlü ve belirleyici bir Türkiye’ye ihtiyacı var. Ama beklemekle de olmuyor. Ekonomik ve askeri gücü ellerinde bulunduran birtakım ülkeler dünyaya istedikleri gibi şekil vermenin peşindeler.

Ne var ki, içeride ve dışarıda Müslümanlar birbirinin sesine kulak vermekten çok uzakta. Hatta, birbirimize kulaklarımızı tıkamış durumdayız. Sadece dönüp kendimize bile baksak ortaya öylesine farklı bir yaklaşım ve değerlendirme çıkıyor ki, insanın hayret etmemesi mümkün değil. İktidar yanlısı bir gazete “Türk ekonomisi uçuşa geçti” başlığını atarken bir diğer gazetemiz birinci sayfasındaki haberde, ”Yanlış ekonomi politikaları izlendi. Para üretime değil, köprü ve yollara gitti. Türk ekonomisinin şu anda 460 milyar dolar borcu var” deniyordu. Açıklamanın sahibi CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu..

Yatırımların özellikle üretime yapılmadığı, bunun ciddi sıkıntılara yol açacağı uyarısı sıkça Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu tarafından da yapıldı. Benzer açıklamaların her yapılışında açıklamalar çarpıtılarak yanlışlar milletten gizlenmeye çalışıldı. Denebilir ki, insanların hayatı değerlendirmesi bakış açılarına göre şekillenir. Elbette bakış açısının farklı yorumlara sebep olması doğaldır. Ama üretim artırılmadan güçlü ülke olmak mümkün değil. Aslında yapılan açıklamaların içeriğine bakıldığında ne kadar farklı olursa olsun gerçekler de var. Söz gelimi Türk ekonomisinin uçuşa geçtiğini söyleyenler, Borsa İstanbul’un son 3 ayın dünya lideri olduğunu, 2 yıllık faiz 17 ayın dibinde ve konutta faiz düşüşünün rekor seviyede olduğu gibi rakamlar veriyorlar. Ama bunlar dış borç stokumuzu gizlemeye yetmiyor.

Böyle bir pembe tablo çizilirken açlık sınırının asgari ücretin üstüne çıktığı görmezden gelinirse çizilen tablolar vatandaşın sıkıntılarını gideremez. Belki gerçek bir süre gizlenmiş olur. Sadece açlık sınırı değil, Türk ekonomisinin uçuşa geçtiğini ileri sürenler yoksulluk sınırı rakamının üstünde çalışanların yüzde kaçının gelire sahip olduğunu da düşünmeleri gerekmez mi? Derdim felaket tellallığı yapmak değil. İktidar ve muhalefet birbirinin söylediğine kulak vermelidir. Özellikle de iktidar sahipleri her şeyin en iyisini biz biliriz anlayışından vazgeçerek yanlış yapabileceklerin de hesaba katmalıdırlar. Kaldı ki, iktidar sahipleri sık sık yanlış yaptık açıklamaları yapıyorlar ama yapılan yanlışlarını telafisi mümkün olmuyor.

Muhalefetten gelen farklı teklifleri birtakım ithamlarla karşılamak iktidar sahiplerinin doğruyu bulmalarını güçleştiriyor. Söz gelimi Suriye’de yaşananlar ve gelinen noktada yapılan bunca yanlışa rağmen hâlâ yanlışta ısrar ediliyor. Bu noktaya ülkemizin sürüklenmesinin baş sorumlusu ABD olduğu halde bu devlet ile soruna istediğimiz doğrultuda çözüm bulunacağı sanılıyor. Halbuki artık herkes gördü ki, ABD ile ülkemizin beklentisinin karşılanması mümkün değil. Suriye’de çözüm için Suriye rejimi ile görüşülmesini söyleyenlerin bir çırpıda teröristlerle birlikte hareket ediyorlar suçlamaktan vazgeçilmelidir. Bölgemizdeki bir sorunu dünyanın öbür tarafından gelenlerle çözmeye kalkmanın makul bir izahı yoktur. Sonuç olarak içeride sürekli iktidar ile muhalefet bir çatışma havası estirmekten vazgeçmeli, birbirine kulak vermeli. Unutulmasın ki, gidecek bir başka ülkemiz yok.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?