Reklamı Kapat

Zalimin alkışlandığı bir çağdayız

Hayvan hakları dernekleri ve burada gönüllü çalışanlar, hayvanlara uygulanan şiddete karşı caydırıcı cezaların uygulanması talebi ile bir milyon 457 bin kişinin imzasını aldılar ve Meclis Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’na teslim ettiler. Zira hayvanlar mal konumunda değerlendirildiği için işkenceci psikopatlara sadece cüzi para cezaları verilebiliyordu. Bu durum hayvanlara işkence eden psikopatların cesaretini artırdı ve bu kişiler hayvanlara zulmedip, bu görüntüleri medya üzerinden sergilemeye başladılar. Beklenen hayvan yasası ekseninde ise hayvanların bir can olduğunun kabul edilmesi ve cezaların caydırıcı nitelikte olması hedefleniyor. Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Av. Hülya Yalçın işkence, tecavüz ve öldürme gibi suçlar için cezanın alt limitinin en az iki yıl bir ay olarak belirlenmesi gerektiğini açıkladı.

Papağana işkence eden,  kedinin uzuvlarını kesip öldüren, köpeğin kuyruğunu kesip mağduriyetini seyreden psikopatların umursamaz tavırlarını hatırlarsınız. Bilinmelidir ki, hayvanlara işkence eden bu kişiler sergiledikleri bu zulmü kadınlara ve çocuklara da göstereceklerdir. O nedenle bu kişilerin sadece cezalandırılması yetmez, bununla beraber canilerin vicdanlarının şefkate davet edilmesi gerekir. 

Hak kavramı her canlıyı ilgilendiren bir kavramdır. Fakat İslami kimliğini sağlıklı şekilde oluşturamayan ve yaşamını kimlik karmaşası içinde sürdüren kişilerin hak kavramını belli bir kişi, zümre ya da varlıkla sınırladıklarını görmekteyiz. Bakıyorsunuz hayvanlara zulmedenler cezalandırılsın, hayvanların hakları korunsun diye sloganlar atan bir kişi az ötede katledilen çocukların dramatik hikâyelerini görmezden geliyor. Ya da doğayı koruyalım, ağaçlara kıymayalım diyen sözde duyarlı insanlar diğer canlıların maruz kaldığı zulme kayıtsız kalıyorlar. 

İlahi ilkeler bütün varlıkların, bütün canlıların haklarını koruyacak ve kollayacak nitelikte indiriliştir. Buna göre hayvanlara zulmedemez onları aç bırakamazsınız, bitkilere, toprağa suya zarar veremezsiniz, yaşadığınız dünyayı hoyratça kullanamaz, burada her canlının hakkının olduğunu bilir ve buna göre davranırsınız ya da davranmak zorundasınızdır… “Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkepleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır” (Nahl, 16-8). Hayvanlar insanın emrine verilmiş birer emanettir, dolayısıyla onları korumak ve ihtiyaçlarını gidermek zorundayız.

Abdurrahman İbnu Abdullah babasından şu hadisi şerifi nakleder: “Biz bir seferde Resulullah ile beraber idik, Resullah bir ara yanımızdan ayrıldı. O sırada humara denen bir kuş gördük, iki tane de yavrusu vardı. (Kuş kaçtı) yavrularını aldık kuşcağız etrafımıza yaklaşıp çırpınmaya kanatlarını çırpıp havada inip çıkmaya başladı. Resulullah Efendimiz gelince, ‘Kim bu zavallının yavrusunu alıp onu ızdıraba attı. Yavrusunu geri verin’ diye emretti.

Sahabe, ‘Ey Allahın Resülü bize hayvanlara yaptığımız iyilikten dolayı sevap var mı’ diye sorduklarında Efendimiz, ‘Evet can sahibi her varlığa yapılan iyiliğe sevap vardır’ buyurdu.” Resulullah süt sağım sırasında koyunların memelerinin incinmemesi ve çizilmemesi için sağıcıların tırnaklarını kesmelerini istemiştir. Hayvanlar arasında güreş, döğüş tertip edilmesini yasaklamıştır. Resulullah hayvanlara şefkatle yaklaşmayı emretmiş ve onlara zulmü yasaklamıştır. Osmanlı Kanunnamesi’nde hayvan haklarına genişçe yer verilmiştir. İkinci Beyazıt döneminde hazırlanan 1502 tarihli Belediye Kanunnamesi’nde şu ibareler yer almaktaydı: “Ağı yaramaz beygir işletmeyeler. At, katır ve eşek ayağını gözeteler ve semerin göreler. Onlara ağır yük vurmayalar, zira dilsizdirler. Her kangında eksik bulunursa sahibine tamam ettire etmeyeni ve beslemeyeni gereği gibi hakkında gele.”

İslam ilkeleri ile bütün canlıların güvenliğini garanti altına almaktadır. Buna göre hayvanın da bitkinin de yaşam hakkı vardır ve bu haklar insan tarafından korunmalıdır. Fakat günümüzde Allah’ın koyduğu bu ölçüleri ihlal eden zalimler insanları katlediyor, doğayı tahrip ediyor ve hayvanları birer denek aracı olarak görüyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?