Reklamı Kapat

Bir Deprem Günü

Bilindiği üzere geçtiğimiz Perşembe (26 Eylül 2019) günü saat 13.59’da İstanbul’da 5.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Çoğunluğu yirmi yıl önce büyük depremi yaşamış olan İstanbul halkı, büyük panik yaşadı. Deprem anında ve sonrasında halk teyakkuza geçti. Deprem psikolojisi herkesi telaşlandırmış, kimin nereye gittiği belirsiz şekilde oraya buraya savrulmuş bir durum hakim oldu mega metropolde. İnsanların ‘bilinmeyene’ koşuşları etkileyici bir haldi. Peki, bu ‘bilinmeyene’ çare var mı?

Hatırladığım ilk depremi ilkokul yıllarımda bir sahur vakti yaşamıştım. O zamanlar köy olan mahallemizdeki evimizde annem, ablam ve kız kardeşim sahur yapıyorduk. Babam evde yoktu, şehir dışına çalışmaya gitmişti. Birden ev sarsıldı. Demir somya takır takır ederek bize doğru ilerlemeye başladı. Demir somyayı tuttuk. Annem Ayetel Kürsi’yi okumaya başladı. Bizler ise gözleri tepesine çıkmış şekilde ne olduğunu anlamlandırmakta zorlanarak ama kötü bir şey olduğunu da hissederek etrafımıza anlamsızca bakıyorduk. Yaklaşık bir dakika süren sarsıntı kesildiğinde ise annem, “Çok şükür Yarabbi, geçti” dedi, tutmakta olduğu nefesini boşalttı. Korkmayın yavrularım diye bizlere sarıldı.

Hayatımda, deprem olduğunu bilerek yaşadığım belki de ilk deprem Perşembe günü meydana gelen depremdir. İstanbul’da E-5’te otobüs durağında otobüs bekliyorduk. İki oğlum durakta oturuyor, eşimle ben ayakta bekliyorduk. Sarsıntı başladığı anda başım dönüyor zannettim ve hemen sonra deprem olduğunu anladım. Durakta bekleyen kalabalıktan daha kimse ne olduğunu anlamamıştı ki ben yüksek sesle, “Deprem oluyor” dedim. Sarsıntı devam ederken dineliyordum ve yere düşmemek için ayaklarımı açtım. Deprem anında yere baktım. Yer elekle eleniyormuş gibi sarsılıyordu. Aynı anda oğullarımı yanıma çağırdım. Onların ellerinden tuttum. Euzubesmele çekip Fatiha’yı okudum. Ardından Ayetel Kürsi’yi…

Otobüse bindik. Hastaneye gidiyorduk. Daha on dakika olmamıştı ki E-5’te trafik arttı. Adeta İstanbul depremden kaçıyordu. İstanbul boşalıyordu. Olağandışı trafik yoğunluğu oluştu. Normalde otobüsle bir saat süren yer birbuçuk saat sürdü. Herkesin dilinde deprem vardı. Güneş göründüğünden fazla ısıtıyordu, herkes kan ter içindeydi araçlarda. Deprem yerin altında değil de adeta insanların yüreğinde olmuştu. Herkes deprem diyor ama adeta kendisi bizzat deprem olmuş gibi. Kaygı, korku, aşırı telaş!

Eve döndüğümüzde memleketten arayan arayana. Bir saatten fazla telefon trafiği yaşadık. Bu arada eve gelirken mahallede herkesin sokaklarda oturduğunu gördük ama biz evimize girdik. Binada hasar yok çünkü. Evde herhangi bir hasar yok. Sadece kütüphanede bazı kitaplıklarda bazı kitaplar ileri geri olmuş, birkaç yazı ve şiirle dolu olan klasör devrilmiş. Birkaç hafif eşya yerinden oynamış o kadar. Şu var ki iyi ki eşim ve oğullarım evde bensiz değillerdi, iyi ki hastaneye gitmiştik. İnsanlar hastalık der de aslında ‘şifa’ olduğunu bilmez. Büyük oğul hastaydı onu ben götürecektim hastaneye, küçük oğul illa ben de geleceğim diye tutturunca ailecek gittik hastaneye. Ben çocukların isteklerine çocuk gözüyle baktığım için tamam demiştim. Meğer o ‘saf istek’te önemli bir ‘koruma’ ve ‘uyarı’ varmış. Eğer deprem anında annesiyle birlikte evde olsalar muhakkak korkacak kaçmaya çalışacaklardı ama bizimle hastaneye geldikleri için o deprem korkusu ve paniğini yaşamadılar. Küçük çocukların isteklerini dikkate almak lazım. Hele de o isteği reddetmek için en sevdiği yiyeceği alsanız dahi istekte ısrar varsa dikkate almak şart. Çünkü çocuklar meleklere yakındır. Yetişkinler ise uzak.

Aynı gün akşam bu yazıya başlarken Zilzal Suresi’ni okuyordum o an şiddetli bir sarsıntı oldu. Bu sefer 4.1 şiddetindeymiş. İnsanlar sokaklara indi kafileler halinde arabası olanlar arabalarına olmayanlar ise parklara gitti. Biz evdeyiz. Ben bu yazıyı yazıyorum.

Komşulardan biri insanlara sesleniyor: “Korkmayın! Allah büyüktür!”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?