Reklamı Kapat

Arzın darbesi

Tam yirmi yıl sonra.

Büyük Marmara Depremi’nden, 1999’dan sonra.

Bir kez daha şehrin yüreği ağzına geliyor.

Bahçedeki kaplumbağa donmuş gibi anı ölümsüzleştiriyor.

Kuşlar korkuyla kaçışıyor.

Okullar, plazalar, iş yerleri, evler, mağazalar, caddeler birbirine giriyor.

Arzın darbesi merdivenleri tutup koparacak gibi sallıyor.

Duvardaki tablolar yerinden oynuyor.

Plazanın 18. katında çıtırtılar geliyor.

Koskoca kadınlar, adamlar masaların altına doluşuyor.

Okullarda çocuklar önce anlamıyor.

Öğretmenlerinin saçları ayağa fırlıyor.

Duvarlar, tahta masa üzerlerine geliyor.

Yatalak hastayı nasıl dışarı çıkaracağını düşünüyor yaşlı kadın.

Böyle bırakıp gidemeyeceğine göre, eli elinde bekliyor korkuyla umut arasında.

Anne, çocuklar aklına düşünce arzla birlikte daha çok sarsılıyor.

Zilzal Suresi’ni mırıldanıyor.

“Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığında.”

Tamam demek buraya kadarmış.

Yeryüzü tatili bitti.

Öteye yolculuk başladı.

Çocuklar.

Yeryüzünün en nadide, en değerli çiçekleri; çocuklar.

Bir daha görmek nasipte var mıdır, o dünya güzellerini.

Telefonlar çekmiyor.

Ciğerparelere ulaşılamıyor.

“İçindekileri dışarıya çıkarıp attığında.”

Bu gürültü bu yaprak gibi sallanış, evdekileri neredeyse sokağa dökecek hırpalayış.

İşyerleri, gökdelenler, içindekileri boşaltmış, dışarı atmış.

“İnsan, ‘Ona ne oluyor?’ dediği zaman”.

Arz bu, bir şeyler anlatmakta, konuşmakta, hoşnutsuz mu çok mu neşeli ayırtına varmak zor.

“İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.”

Acaba hangi haberleri vermekte, arz.

Akşam sofra başı buluşmaları son mu bulmuştur.

Kara gözlü ceylanlardan büyük bir firak mı başlamıştır.

“Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.”

Arz yoksa o son günü mü haber vermektedir.

Yeryüzünün alabora olmasını mı?

“O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.”

O gün geldi mi yoksa.

Şu sonlu hayat hiç akla gelmeyen bir zamanda aşure tenceresi başında mı yakaladı, ya da az sonra gelecek misafirlere kapıyı açamayarak mı bilinecektir akıbet.

“Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir.”

Arz öğrencilerini toplar gibi karneleri dağıtacaktır.

Mükâfat, puanlar, iyilik, hasene, sevaplar.

“Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.”

Görmeye gör, gelmeye gör, kalkmaya gör toprak libaslarından.

Kötülük kalbine, eline, diline bulaştıysa o temiz toprak yakandan tutup sarsacak.

Mazlumlara ettiğinin hesabını soracak.

Arzın darbesi cidden pek çetin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?