Reklamı Kapat

Zalimler laftan anlamaz!..

Cumhurbaşkanı Erdoğan gerek BM Genel Kurulu’nda gerek ABD’deki çeşitli temaslarında yaptıkları gerçekten mazlumların sesi oldu. Anlayanlar için söylenmesi gereken her şey söylendi. Söz gelimi Birleşmiş Milletler’in ne işe yaradığı sorusu, Keşmir konusunda söyledikleri, Filistin meselesi, İsrail’in yaptıkları ve buna karşılık BM’nin hiçbir şey yapmamış, yapamamış olması, Suriye ile ilgili tespitleri ve teklifleri bir bütün olarak zalimlerin kimyasını bozdu mu bilemiyorum ama mazlumları biraz olsun rahatlattı. Diyebilirim ki, yıllardan beri aynı konularda düşündüklerimiz ve söyleyip yazdıklarımızın Cumhurbaşkanı’nın ağzından net bir şekilde dile getirilmesini alkışlıyorum. Ancak, konuyu bu kadarla sona erdirirsek, tüm dile getirilen haksızlık, zulüm ve cinayetlerin zalimlerin yüzlerine haykırılması zalimleri rahatsız etmemiş ise o zaman atılması gereken bazı adımlar var demektir.

Hemen belirteyim ki, bir haksızlığın ve zulmün tespit edilmesi ve bunun çeşitli ortamlarda dile getirilmesi önemlidir. Ancak, yıllardan beri aynı şeyler benzer ya da farklı ortamlarda dile getiriliyor olmasına rağmen zalimlerin hareket tarzında bir değişiklik olmuyor ise bunun nasıl sağlanacağı üzerinde kafa yormak gerekiyor. Özellikle BM’ye yönelik eleştiriler, dünyanın beşten büyük oluşunun bir gerçek olması isteniyorsa bu yapıya karşı alternatif bir uluslararası örgüt oluşturulması gerekiyor. Yoksa dünya beşten büyüktür deyip BM’nin aldığı kararların uygulamaya konulabilmesi için Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin onayına muhtaç ve 5 üyeden birisi alınan kararı beğenmeyip veto ettiğinde o karar uygulanamıyorsa önce bu düzeni değiştirecek eylemlere ihtiyaç var demektir.

Sayın Cumhurbaşkanı yüreğimize seslenmiş, biraz olsun yüreğimizin serinlemesine vesile olmuştur. Ancak, yıllardan beri yaşadıklarımız gösteriyor ki, zalimleri sözle adil olmaya zorlamak mümkün değil. Onlar sadece kendi çıkarlarını düşünüyor, bunun için sahip oldukları gücü hak sebebi olarak görüyorlar. Böyle olunca haksızlıkların giderilmesini haksızlığı yapanlardan beklemenin bir işe yaramayacağını görerek alternatif için harekete geçmek gerekiyor. Bir karşı oluşum için harekete geçildiğinde arabalarının tekerine çomak sokulacağını anlayan zalimlerin gelişmeleri kenardan seyredeceklerini sanmak gaflet olur. Bu bakımdan söz gelimi bir karşı örgüt olarak İslam ülkelerini birleştirmek için harekete geçildiğinde, harekete geçenlere bu dünyanın dar edileceğini görmek gerekiyor. Bu göze alınamadığı sürece şikayetlerimiz sözden öte geçmeyecektir.

Yoksa oturduğumuz yerden zalimler zalimlikten vazgeçsinler diye beklendiği sürece zalimlerin yaptıklarını istediğiniz kadar yüzlerine haykırın sonuç değişmeyecektir. SP Lideri Temel Karamollaoğlu’nun ifadesiyle, “Eğer gücünüz varsa dünya 5’ten büyüktür.” Çünkü dünya üzerinde zulüm rüzgarı estirenler bunu sahip oldukları güç sebebiyle kendileri için bir hak sebebi olarak görüyor ve yapabiliyorlar. Onları etkisiz bırakmanın yolu da güçlü olmaktan, güçlü olmak da mazlumların birlik olmasından geçiyor. Diyebiliriz ki, artık dünyanın içinde bulunduğu çarpıklıkların, zulüm ve gözyaşının bilinmeyen tarafı yok. Elbette doğrunun tespiti ve bunun dile getirilmesi mazlumların uyanması için çok önemlidir. Ama uyanışın sağlanması için öncü ve öncülere ihtiyaç vardır. Bu hususta Türkiye’nin üzerine görev düşüyor. Özellikle de İslam Birliği’nin sağlanması hususunda Türkiye’nin öncü olması,  zalimlere sopayı gösterebilmek için o sopaya yani güce sahip olmak gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?