Reklamı Kapat

Ekonomi politikası iflas etti

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı 2018 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması, bir bakıma uygulanan ekonomi politikalarının fertlerin gelir düzeyine etkilerini ve gelir dağılımına yansımalarını gösteren bir turnusol kağıdı oldu.

Bilindiği üzere son 17 senedeki ekonomi politikaları, bir bakıma 2001 krizinin ardından devralınan IMF reçetelerinin devamı olarak gelişti. Bu politikaların merkezinde her zamanki gibi rantiye yer alırken, geniş halk yığınları her zamanki gibi “teğet geçildi”. 2002-2007 arası dönemde dünya genelinde bol olan sermaye, “yüksek faiz” marifetiyle ülkeye akıtıldı. Elbette ki, küresel ölçekteki para bolluğuna güvenildi ve “borcu borçla öderiz” rehavetiyle bir bakıma “el parasıyla” bir büyüme sağlandı.

Bu “el parasıyla” büyüme, küresel ölçekteki borçlanma imkanlarının kolaylığı sürdükçe arızasız sürdü. Tabii ki, borçların ve faizlerinin artması, “nasıl olsa borçlanır öderiz” sorumsuzluğuyla önemsenmedi. “Bol kepçeden” alınan borçların ve faizlerinin ödenmesinde gün gelip de sıkıntıya düşüleceği, bu dış kaynaklarla finanse edilen büyümenin ne derece sıhhatli ve sürdürülebilir olduğuna bakılmadı. “Günü kurtarmak” yeterli sayıldı.

Sağlanan dış kaynakların inşaat, altyapı gibi üretken olmayan sahalarda değerlendirilip üretime kanalize edilmemesi, orta ve uzun vadede sıkıntıya neden oldu. Üretken sektörlerdeki yavaşlama ve durgunluk, ekonominin çarklarının sadece tüketime dayalı hale gelmesi, hem işsizliği yüzde 13 seviyelerine taşıyor hem de uzun bir süreden beri milli gelirin yerinde saymasına hatta azalmasına neden oluyor. Türkiye ekonomisinin büyüklüğü 2018 rakamlarıyla 785 milyar dolar olarak gerçekleşirken, kişi başına gelir de 9 bin 632 dolar oluyor. 2019 için bu rakamların daha da gerilemesi bekleniyor.

2009’da 8 bin 980 dolar olan kişi başına milli gelir, geçen 10 senede ne uzamış ne de kısalmış yani. Reel olarak bakıldığında ise bir gerileme söz konusu. 

Bu rakamların insanlara ve yaşantılarına yansıması ise TÜİK’in araştırmasında açıkça görülüyor. En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesim, toplam gelirden yüzde 47,6 pay alırken; en yoksul yüzde 20’nin payına ise toplam gelirin sadece yüzde 6,1’i kalıyor. En zengin yüzde 20’nin geliri, en yoksul yüzde 20’nin gelirini 7,8’e katlıyor. Gelir dağılımı bozulmaya devam ederken, ekonomi politikalarının doğru ve adil olduğundan nasıl bahsedeceğiz?

Nüfusun yüzde 12,7’si “sürekli yoksulluk” çekiyor. Sürekli yoksulluğun kapsamı da, son yılda yoksul olmak ve aynı zamanda önceki 3 yıldan en az 2’sinde yoksul olmak… “Ciddi maddi yoksunluk” çekenlerin oranı ise yüzde 26,5. Ciddi maddi yoksunluk ise “finansal sıkıntıyla karşı karşıya kalan nüfusun oranı olarak tanımlanan ve beklenmedik harcamalar, evden uzakta bir haftalık tatil, ödeme zorluğu, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek, evin ısınma ihtiyacı, çamaşır makinesi, renkli televizyon, telefon, otomobil sahipliği olarak belirlenen 9 maddeden en az 4’ünü karşılayamayanların durumunu ifade eden” bir hal.

Araştırmaya göre, nüfusun yüzde 70,4’ü konut alımı ve konut masrafları dışında taksit ödemeleri veya borçları olduğunu belirtiyor. Türkçesi; halkın yüzde 70’i borçlu, ki bunlara konutla ilgili borçları da katınca ortaya korkunç bir oran çıkacağı aşikar. 

Nüfusun yüzde 58,3’ü evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayamadığını ifade etmiş. Yatıp kalkıp turizm sektörüyle, insanların “fıldır fıldır” gezmesiyle övünüyoruz ama nüfusun yarısından fazlasının 1 haftalık bir tatilden bile yoksun olduğunu görmezlikten geliyoruz.

Netice itibariyle, Türkiye’de üretilen gelirin yarısı belli bir zümreye giderken, geniş halk yığınları ne uzayıp ne de kısalıyor. Daha da doğrusu, reel gelirleri eriyor ve giderek daha da büyük oranlarda “borçlu” hale geliyor/getiriliyor. Halkın önemli bir kısmının bankalara borçlu olduğu, gelirin adaletsiz dağıtıldığı, resmi işsizliğin bile 4,5 milyona vardığı ve gençlerin dörtte birinin işsiz olduğu bir ekonomik atmosferde, uygulanan politikalar sorgulanmayacaksa ne zaman sorgulanacak?

Ortada duran sosyoekonomik ve toplumsal manzara, ancak bir iflası işaret eder herhalde.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

nurettin - Bu ortalama, 9632 doları kaç kişi alıyor. Nüfusun fakir denebilecek % 70-80'nine düşen ortalama milli gelir ne kadar..! İşsizlik, gençlerin ve ailelerinin umudunu tüketti ; iş bulanların, ne kadar ücretten iş bulduklarının da sayılarını, oranlarını da açıklayın da, durumumuzu daha net görelim.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 11:32

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?