Reklamı Kapat

Yalan dünya diyorlar amma…

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Dünya yalandır diyen birçok zevat, materyalist olmuş, ölmeyecek gibi geçici dünya hayatını kendisine gaye edinmiş. Dünya hayatının geçici hallerine aldanan bu zevatlar, her gün bir yakınlarının ölümüne şahit oldukları halde ahiret hayatını, hesap gününü hatırlayıp ciddiye almaya bir türlü imkân bulamıyorlar. Bu zevat; hakka teslim olmak yerine, batıl arzu ve heveslerin peşine düşmüş, insanoğluna verilmiş şehvet ve tutkuların esiri olmuşlardır. Kadınlara, oğullara, biriktirilmiş altınlara, gümüşlere, soylu atlara, etinden, sütünden faydalandığınız evcil hayvanlara, ekin ve tarlalara karşı duyulan tutkulu şehvet, insanoğluna Allah tarafından çekici kılınmıştır. Bütün bunlar, dünya hayatının gelip geçici nimetleridir. İnsan hayatının ve neslinin devamı için verilen bu nimetlerden uygun biçimde yararlanmak doğaldır. Fakat onlara tutkuyla bağlanıp ahireti unutanlar kınanmıştır. Çünkü asıl ulaşılması gereken en güzel saadet, Allah katında insanları bekleyen ebedi ahiret hayatıdır. İnsan, yaratılmış olduğu gayeyi unutarak, batıl bir hayalin peşine düşerse kaybeder. İnsanın yaratılmış olduğu gaye, Allah’a kulluktur. Allah’ın rızasını gözeten bir kul olmak, Allah’ın insandan aldığı bir sözdür. Dünya hayatı; kulluk sözünü unutup inkârcılık, şirk ve münafıklık yoluna sapanlara cazip kılınmıştır. Kulluk sözüne sadık olan müminler için ise bu dünya hayatı, ahiret hayatının tarlası hükmündedir. İnkârcıların, müşrik ve münafıkların bu dünya hayatında yapmış oldukları icraatlarının durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir tolumun, ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ise her insan, iyi ve kötü amelinin karşılığı görecektir. Kim, işlediği amel ile cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatında müminler, inkârcılara, müşriklere ve münafıklara verilen mallara ve evlatlara imrenmezler. Çünkü onlar bu dünya hayatında rezillik ve alçaklık azabı görmektedirler. Mümin olanlar; “dünyada da, ahirette de güzel olanı” talep ederler. Bu ise Allah’ın rızası olan İslam’ı din ve düzen olarak talep edip yaşamaktır. Bu yolda sebat etmek, müminlerin istikametidir. Müminler; kalbi İslam hidayetine kapalı, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık ve ifsat olan liderlere, toplum önderlerine ve düzenlerine de boyun eğmezler. Gerçek iktidar sahibi olan sadece Allah’tır. Mümin, sadece Allah karşısında boyun eğer. Allah’tan başkasına boyun eğmek, işbirlikçilik, sadece Allah’a boyun eğmek ise Milli Görüş’tür.

DEMEKLE OLMUYOR

“Müminler kardeştir” demekle olmuyor. Mümin, “İslam’da ittifak eden” kimsedir. Çünkü İslam’da ittifak etmeyi Allah emretmiştir. İslam’da ittifak edenler, kardeşlik hukukuna da riayet ederler. Müslüman’ım dedikten sonra, batıl davalar için ittifak halinde olanlara münafık denir. Onlar; “insanların inandığı gibi siz de inanın” denildiğinde, “Biz de düşük akıllı sefihler gibi mi iman edelim?” diyenlerdir. Bu münafıklar; inananlarla karşılaştıklarında, “Biz de inanıyoruz” demelerine rağmen, kendilerini yemleyen mal ve iktidar sahibi sapkın kimselerle, sırdaş edindikleri Yahudi ve Hıristiyan dostlarıyla baş başa kalınca da, “Aslında biz sizin yanınızdayız, bakmayın Müslümanlıktan dem vurduğumuza; böyle yapmakla, müminler ile sadece alay ediyoruz” demekten utanmayanlardır. Bu münafıklara; “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın, bireysel ve toplumsal hayatınızı menfaat ve kazanç ölçülerine göre değil, Kur’an’ın belirlediği adalet, dürüstlük ve doğru hak esaslarına göre düzenleyin” denildiği zaman, ellerindeki değer ölçüleri, kıstaslar bozuk olduğundan, “Hayır, biz ancak düzeltici, ıslah edici kimseleriz, iyilikten ve güzellikten başka bir amacımız yoktur” yüzsüzlüğünü gösterenlerdir. İşte bu münafıklar; saadete ulaştıran doğru, adil düzen yolunu terk ederek, aldanma ve aldatmadan ibaret sapıklığı, faizci zulüm düzenini satın almış kimselerdir. Fakat bu alım satımla hem dünya saadetinden, hem de ahiret saadetinden mahrum kalacaklardır.

İMANIN SAĞLAMASI

İman tasdik demektir ve bütünlük ifade eder. İman, kalp ile tasdik ise bu tasdik, eksiklik ve şüphe kabul etmez. Allah’a iman, meleklere, kitaplara, peygamberlere, kaza ve kadere, ahiret gününe iman etmeyi gerektirir. Bunlardan birisini yok saymak veya şüpheye düşmek kişiyi mümin olmaktan çıkarır. Bunlar arasında kitaplara ve peygamberlere iman, imanın en temel esasıdır. Bütün bu hakikatlere bu iki esasa iman ile ulaşılır. Rabbimiz Allah Teâlâ’yı dahi bu iki esastan öğreniriz. Kur’an’a inanan bir kimse, onun ahkâmına da iman etmek zorundadır. Bu ahkâm adil bir düzene inanmayı da şart koşar. Peygambere iman, onun sünnetine sarılmayı zorunlu kılar. Peygamberimizin sünneti, yaşanmış Kur’an’dır. Kur’an ve sünnet inanlara; din ve düzen Allah’ın telkin ve teklif ettiği Adil Düzen oluncaya, fitneden, faizci zulüm düzeninden bir iz kalmayıncaya kadar, cihat etmeyi emreder. Bu bakımdan cihat, imanın sağlamasıdır. Bu esas Hucurat Suresi 15. ayette şöyle açıklanmıştır: “Gerçek müminler; ancak Allah’a ve elçisine yürekten inanan, sonra da, en ağır imtihanlar karşısında bile inançlarında en ufak bir kuşkuya kapılmayan ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla fedakârca cihat eden kimselerdir. İşte iman iddiasında doğru olanlar bunlardır.” Bu, Allah’ın kararı ve hükmüdür. Erbakan Hocamız, bu esas gereği; “Bizim hayatımız iman ve cihattır” demiştir. Son zamanlarda ve her zaman, Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’ne düşmanlık edenler, Genel Başkanı Temel Karamollaoğlun’a utanmadan “proje başkan” diyenler, Saadet Partisi’nin temsil ettiği bu “iman ve cihat” şuuruna düşmanlık ediyorlar. Saadet Partisi’nin kötülüklere ve hurafelere karşı verdiği mücadele onların işine gelmiyor. Çünkü bunlar, faizden, haksız kazançtan ve hurafelerden besleniyorlar. Allah bunların şerrinde milletimizi ve bütün insanlığı korusun. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?