Reklamı Kapat

Zengine çalışan bir sistem

TÜİK’in açıkladığı gelir dağılımı araştırması gazetelerde genellikle, “Zengin daha zengin, fakir daha yoksul” ya da “Borca battık” şeklinde verildi. Aslında bu tablo yabancımız değil. Benzer araştırma sonuçları hep benzer tabloyu yansıtıyor. Böyle olunca da fert başına düşen milli gelir rakamları da toplumdaki genel bir iyileşmeyi değil, zenginler hesabında ortaya çıkan artışı gösterir hale geldi. Bunu söylerken toplumdaki tüm fertlerin gelirden eşit pay alması gerektiğini söylüyor değilim. Ancak, uygulanmakta olan kapitalist sistemin para sahiplerine -bu para sahipleri yerli ya da yabancı olabilir- çalıştığını görmek durumundayız. 82 milyon insanın faiz ödemelerini karşılamak için çalıştığını görmeden soruna çözüm bulmak mümkün olmaz. Bir takım rakam oyunları ile büyüdüğümüz havası estirilmesi gerçekçi olmuyor. Toplumda gelir dağılımında dilimler arasındaki farkın giderek büyüdüğünü gizlemeye yetmiyor.

Söylediklerimizi yine TÜİK verilerine göre rakamlara dökecek olursak karşımıza çıkan görüntü hiç de iç açıcı değil. Araştırma sonucuna göre ortalama yıllık gelir 24 bin 199 TL. Ancak bu gelirden zenginlerin aldığı pay yüzde 47,6, yani yaklaşık yarısı yüzde 20’lik zengin gruba gidiyor. Bu arada en fakir kesimin söz konusu gelirden aldığı pay ise yüzde 6.1. Rakamlara bakın çok ciddi bir gelir dağılımda adaletsizliğin olduğu görülüyor. Yani bir taraf patlayıncaya kadar yerken bir taraf belediyelerin vereceği ekmeğe muhtaç durumda ise artık bu sistemin sorgulanması ve yerine daha adil bir sistemin hâkim kılınması için harekete geçilmesi gerekiyor.

Dikkat çekici bir başka rakam ise taksit ve kredi borçları olanların oranının yüzde 70,4 olması, bunun bir diğer ifadesi nüfusumuzun 57 milyonu borçlu. Bu arada sıkça temas ettiğimiz işsizlerin sayısı ve genel nüfusa oranları da giderek artıyor. Geldiğimiz noktada işsizlerin oranının yüzde 14’e dayandığı bir gerçek. Bu arada iş bulamayan üniversite mezunlarını oranı ise yüzde 25 civarında. Yani, her dört işsizden birisi gençlerden oluşuyor. Bir yandan her şehirde en az bir üniversite açmakla övünürken iş bulamayan üniversite mezunlarının durumu normal görülebiliyor. Hatta iş bulamayan üniversite mezunlarının durumu ‘her üniversite mezunu iş sahibi olacak diye bir kural olmadığı’ söylenebiliyor.

Hemen belirteyim ki, en gelişmiş ülkelerde bile işsizler vardır, olabilir. Bunun çeşitli sebepleri olabilir. Söz gelimi bazıları işi serkeşliğe vurmuşlardır, bazıları işlerini beğenmemişlerdir. Bunun yanında kapitalist ekonomik sistemin uygulandığı istisnasız tüm ülkelerde zengin ve fakirler olduğu gibi çok zenginler ile fakirler de vardır. Ancak, bunun için bazı tedbirler alınmıştır. Söz gelimi işsizlik sigortası göstermelik değildir. Emekliler insanca yaşayabilecek bir gelire sahiptirler. Kısacası, kapitalist sistem temelden sermaye sahiplerini kollayan bir sistemdir ama çalışanları ve yoksulları koruyucu bir takım sosyal mekanizmalar hayata geçirildiği takdirde söz konusu dengesizlik nispeten çekilebilir bir hale getirilebilir. Bunun için ülke kaynaklarının yetersiz olduğunu ileri sürmek yerine var olan kaynakların doğru ve yerinde kullanılmadığı, kayırmacılık, rüşvet gibi hususların da devreye girmesi ile fakir ile zengin arasındaki farkın giderek büyüdüğünü görmeden geçmek mümkün değil. Çünkü ülkemizde borcu olanların oranı yüzde 70,4’e ulaşmış ise gidişatın iyi olmadığı ortadadır. Özellikle de kredi borçlarının her geçen gün artıyor olması, insanımızın borçla yaşadığını göstermektedir. Bunu ise hiçbir ülke ve toplum uzun vadeli taşıyamaz. Meseleye bir çözüm bulunması için harekete geçmek, bunun için de kapitalist ve sermaye sahiplerine hizmet eden sistemin eleştiriye açılması gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

emirseyit - Evet en berbatından bir kapitalizm ve sömürü sistemi üzeredir sermayenin ve medyanın ezici çoğunluğu , ancak her daim bunlara yol verende sözde dava özde menfaatperest siyasetçi esnafıdır(istisnalar hariç).Dolayısıyla hemen her seferinde aldatılıp- aldanan çoğunluk seçmen profili ile seçim sistemi ve siyasi partiler yasasıdır bence asıl sorgulanması gereken.Öyle ki on yılı aşkın ekonomiden sorumlu bakanlık yapıp ; bu günki ekonomik krizin asli sorumlusu olan birisinin dahi , yeni dönem kurtarıcısı olarak piyasaya sürülebildiği bir garabeti yaşıyoruz maalesef.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Eylül 22:51

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?