Terör üretmek

Dünya üzerinde nerede bir sancılı coğrafya varsa, kaos varsa, sıkıntı varsa, terörizm varsa biliniz ki, oralarda Siyonizm’in kuklası Amerika’nın menfaat bölüşümü ve parmağı vardır. Amerika, bir ülkeyi işgal etmeden öncelikle o ülkede karışıklık üretir, kaos üretir, kriz üretir. Daha sonra bu kriz derinleştirilir ve kurtarıcı olarak o ülkenin kukla yöneticilerinin atandığı siyasal bir perspektif ortaya konulur. Masa başında yapılan bu dizaynın arkasından “demokrasi götürüyoruz” yalanının arkasına sığınılarak apaçık bir işgal dönemi yaşanır. Geçtiğimiz hafta dünyadan izole yaşayan, halkına sağladığı refah dolayısıyla herkesin yaşamak arzusuyla can attığı Amerika’nın terörizmin kara saplı hançerini bağrına yediği 11 Eylül saldırılarının yıldönümüydü. Dokunulmaz, erişilmez, terörizmin bulaşamayacağı algısının yaftalandığı Amerika, ikiz kulelere, Pentagon’a yapılan saldırılarla, içinde yaşadığı cam fanusun darmadağın olduğu acı gerçekle yüz yüze gelivermişti. Hollywood filmlerinin senaryolarına konu olan terörizm, bu saldırılarla Amerika’nın kâğıttan kaplan olduğu gerçeğini de ortaya çıkarmıştı. Çünkü dünyanın bir noktasında üretilen terörizm, bumerang gibi bir şekilde Amerika’yı da bulmuştu.

11 Eylül terör saldırıları, dünyanın jandarması ve Siyonist kuklası Amerika’nın özellikle İslam coğrafyası üzerinde ameliyat yapmasına yol açacak süreci tetiklemişti. Bir yandan Siyonist kuklası medyanın tüm dünyada İslamafobia’yı hortlatacak şekilde, “Bütün Müslümanlar teröristtir” algısını oluşturduğu bu süreç, kısa sürede Afganistan’da, Irak’ta fiili bir Amerikan işgaline dönüştü.

“Saddam kimyasal silahlar üretiyor” yalanının arkasına sığınılarak yapılan bu fiili işgal, yanı başımızdaki topraklarda gözyaşının, acının, tecavüzlerin hükümferma olduğu bir dönemi getirdi. Aslında Amerika’nın yapmak istediği şey, kuklası olduğu Siyonizm’e, Ortadoğu’nun çıbanbaşı İsrail’e güvenlik şemsiyesi oluşturmaktı. Bu şemsiye, aynı zamanda Siyonizm’in bitmek tükenmek bilmeyen Arz-ı Mev’ud iştahlarına da Büyük İsrail Projesi’yle hizmet etmenin gereğini ortaya koyuyordu.

11 Eylül saldırılarını üstlenen El Kaide ve çıbanbaşı olarak yıllarca izi sürülerek öldürülen Usame Bin Ladin’den sonra, Irak topraklarında IŞİD (DEAŞ) ortaya çıktı. IŞİD’in ortaya çıkması da, beslenmesi de, palazlanması da, Ortadoğu’yu bir kazan gibi kaynatan terör örgütü haline dönüşmesine de neden olan aslında Amerika’nın bu coğrafyada böylesi bir yapılanmaya göz yumarak cesaret vermesi hazin gerçeğini kimse inkâr edemez.  IŞİD belasını Ortadoğu’ya salan Amerika’nın ta kendisidir.

Bugün, “Dostumuz, müttefikimiz” diyerek kuyruğunda dolandığımız, bir türlü masaya yumruğumuzu vuramadığımız, sadece kürsülerde bol keseden efelendiğimiz Amerika’nın Suriye topraklarındaki PKK’nın uzantıları olan PYD ve YPG’ye, hemen her hafta TIR’lar dolusu silah ve mühimmat vermesini hangi gerekçeyle sineye çekiyoruz? Günlerdir bir güvenli bölge teranesi tutturup toplantı üzerine toplantı yaptığımız Amerika’nın bu hain tutumuna neden sesimizi çıkaramıyoruz? Dikkatinizi çekiyorum, “Sesimizi neden çıkaramıyoruz, sesimizi neden yükseltemiyoruz?” diye özellikle yazıyorum. Zira buram buram hamaset kokan nutuklar atmak, bol keseden efelenmek, kürsülerden Amerika’ya ayar vererek insanlarımızın iştahlarını gıdıklamak çok kolay. Dünyanın her bölgesinde terör üreten, PKK’ya da apaçık destek olan Amerika’yı siyaseten zor duruma düşürecek hamleleri yapabilecek kudretiniz var mı? Mesela, hâlâ ne olacağı muamma F-35 krizini çözmeye yanaşmayan Amerika’ya orada ne yaptığı belli olmayan İncirlik’i kapatabiliyor musunuz? Erbakan hocamız, “Şahsiyetli dış politika” demişti! Bugün Amerika’nın kuyruğuna takılıp giden Türkiye için hangi sıfatı kullanabiliriz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?