Reklamı Kapat

Cuma’dan Pazartesi’ye!

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur derler. Gerçi Pazartesi’nin gelişi Cuma’dan tıpa tıp belli değildi fakat bazı ipuçları vermişti.

Çarşamba Club Brugge maçı olduğu için “takıma alışma” süresini kısaltmak amacıyla Falcao ilk onbirdeydi. Zaten Falcao’nun sahada olması hücum zenginliğinden başka, seyir keyfi ve rakip savunmanın hücuma rahat çıkmamasını sağladı. Yani Diagne ile Falcao ismi çok fark etti.

Marcao ve Lyundama’nın defanstan düz basit ve ters paslarla çıkmak yerine, önlerinde baskı kuran hızlı rakip forvetleri önce bir ekarte edip topu adam eksilterek oyuna sokma sevdaları, daha önceki maçlarda pahalıya patladı. Sanırım bu durumdan ders alınmamış olacak ki, Kasımpaşa karşısında da aynı senaryoları yaşadık.

Bu maçı Ersun Hoca ve oyuncuları da izlememiş olacak ki, Pazartesi Fenerbahçe daha vahimini yaşadı. İlginç!

Elinizde Atiba gibi bir oyuncu var ise, takımınız bir kişi eksik kalmış ise bu oyuncuyu hemen oyuna almamak çılgınlıktır. Güven, genç bir oyuncu ve hayatında bir daha zor yakalayacağı bir fırsat önüne geldi. Beşiktaş gibi bir takımın santrfor unvanı. Genç kardeşim, takımın bir kişi eksik, Gazişehir ayakları sağlı sollu Beşiktaş kalesine yükleniyor, sen öylece seyrediyorsun. Murat Nayır kadar koşmuş ve takımını ateşlemiş olsaydın şimdi seni yazıyordu bu sütunlar. 10 kişi kalmış M. United’ın forveti Rooney’i izlemiştim de, o yaşta o performans müthişti. Güven kardeş, o maçı internetten bul ve izle derim. Bir forvet, eksik kalan takımına nasıl yardım ediyor bir bak derim.

Haaa, Vida gibi bir profesyonelin daha 5. dakikada neden kırmızı kart gördüğünü de çözemedim, anlam veremedim doğrusu. Takım gol yiyebilir, ama 85 dakika eksik kalamaz. Bunlar öğretilmez, profesyonel sözleşmeye imza atan zaten bilmelidir. Ayrıca kalede Karius var bir şut çekilsin bakalım!

Trabzonspor’un Ünal Karaman’a bir tık fazla geldiğini daha önce ifade etmiştim. Maç 2-1 ve rakip Gençlerbirliği. Yani skor rahat değil, oyun da bir o kalede bir bu kalede git-gel şekline dönmüş, Sturrige’ı oyuna almak riskliydi. Hadi Karaman, taraftar önünde oynasın bir kaynaşma sürecine çabuk başlasın istedi diyelim. Sörloth veya N’Wakaeme’den biri saha dışında olmalıydı. Sörloth arka arkaya goller kaçırdı, N’Wakaeme’nin de bırakın koşmayı yürüyecek hali yoktu. Sizin anlayacağınız, ligin en tehlikeli ataklarına imza atmış, rakiplerini tehdit eden G. Birliği’ne 1 puan hediye edilmiş oldu. Bu 3 puan da olabilirdi!

Galatasaray ve Beşiktaş savunması bu yıl acemileri oynuyordu. Fenerbahçe ise defanstaki bu durumu hücumdaki oyuncularının golleriyle halı altına süpürüyordu. Fakat bu hesabı Alanyaspor farklı kesti. Erol Bulut, hani sezon öncesi bana sorsaydınız Fenerbahçe’nin başında kimi görmek istersiniz diye, tereddütsüz Erol Bulut derdim. Malatya’nın başındayken aldığı sonuçlar ortada. Alanya geçtiğimiz yıl küme düşme potasından son haftalarda kurtuldu. Bir de şimdi bakın 4’te 4. 4x4 cip gibi adeta. Böyle bir takım ile oynuyorsanız, savunmada ve kalede bu hataları yapma lüksünüz olamaz. Eğer olursa, forvetiniz bu skora katkı yapmalı. Fakat bir gün gelir, bu katkıyı göremeyebilirsiniz. Bu da hem oyuna hem tabelaya yansır. Bunun sonucu olarak da Ersun Hocam, maçtan sonra basına verdiğiniz demeçlerde de kimse ne demek istediğinizi anlayamaz. Gustavo’nun topla güzel çıkışları da ayın karanlık yüzü gibi kalır.

Bu arada Alanya mağlubiyeti lig içinde telafi edilebilir bir mağlubiyettir. Nedeni ve nasılını ilerleyen haftalarda göreceksiniz. Bir kenara yazın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?