Hilafet görevi ve insan

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Hak, İslam’dır ve O’nu din ve düzen olarak bütün inşalara teklif ve telkin etmek, her Müslüman için bir hilafet görevidir. İnsan, bu görev için yaratılmıştır. Bir zamanlar meleklere: “Ben yeryüzünde muhakkak bir halife; benden alacağı yetki ve iktidarla yeryüzünde benim adıma yönetim yapacak, ahkâmımı insanlar arasında uygulayacak bir kimse yaratacağım” diyen Rabbimiz Allah’tır. Halife: Aslın yerine geçen vekildir. Allah, yeryüzünü imar etsin, insanları Allah’ın kitabına göre yönetsin diye Âdem ve neslini halife olarak yarattığını bildiriyor. Biz siyaset ile uğraşmıyoruz, bizim yolumuz siyaset yolu değildir diyen bir kimse, bu yaratılışa itiraz etmiş olacağından, yoldan çıkan bir kimse olur. Allah, ıslah siyasetini emreder, ifsat siyasetini yasaklar. İslam’da siyaset yoksa fıkıh niçin vardır? Tebliğ ve davet, marufu emretmek, münkeri yasaklamak, İslam düşmanlarıyla mücadele etmek ve savaşmak, adil bir düzenin kurulması için cihat etmek, Müslümanların yerine getirmeleri gereken bir hilafet görevidir. Kur’an’ın teklif ettiği Adil Düzen’i yok sayarak, iktidar gücünün bu düzenin emrinde olması için bir gayretin içinde bulunmayan bir kimse, samimi ve şuurlu bir Müslüman sayılamaz. İslamcılık ile Müslümanlık arasındaki fark, oduncu ile ormancı arasındaki fark gibidir. Ormancı, ormanı yetiştirir ve korur. Oduncu ise ormanı keser ve odun olarak satar ve ondan geçinir. İslamcı, İslam’dan geçinen adam iken Müslüman, İslam’ı din ve düzen olarak benimseyip yaşayan ve başkaları da yaşasın diye mücadele eden kimsedir. “İslamcı” kavramını batılılar; İslam ve şuurlu Müslümanlık ile mücadele etmek için üretmişlerdir. İnananları, “İslamcılar” olarak tanımlayan Batılılar, “Müslümanlar” olarak tanımlayan ise Allah’tır. “Müslüm’ün, Müslim’in” kelimeleri, Kur’an’ın kavramlarındandır. Kur’an ve sünnet lügatinde “İslamiyyun, yani İslamcı” diye bir kelime yoktur. Bir müminin kendisini, Kur’an’ın tanımına uygun olarak “ben İslamcı değil, Müslüman’ım” diye tanımlaması kınanacak değil, takdir edilmesi gereken bir şeydir.“Ehl-i Sünnet” demek, Kur’an’ın ve sünnetin mefhumlarıyla düşünüp inanan, konuşan ve yaşayan kimse olmak demektir. Ehl-i Sünnet; hurafeler, ispatı mümkün olmayan rüyalar ve bidatler ile iş görmek değildir.

İMAN VE İSLAM

Bir mütefekkir, iman kalbin ameli, İslam ise bedenin imanıdır demiştir. Bu önemli bir tespittir. İman ile İslam arasındaki ilişki, kimya ile fizik arasındaki ilişki gibidir. İman hakikatin kimyası, İslam ise hakikatin fiziğidir. İslam, imanı emreder, iman ise İslam’la açığa çıkar. İman, itikat ve zihniyettir, İslam ise düzendir. Yani imansız İslam, İslamsız da iman olmaz. İslamsız saadet olmaz, bu saadete ise ancak iman ile ulaşılır. İmandan sonra başka bir iman vardır, Allah, bu imanı da emretmektedir. Nisa 136: “Ey iman sahibi olduğunu ifade edenler, Allah’a, elçisine,  elçiye indirdiği bu kitaba, daha önce indirmiş olduğu diğer kitaplara gerçek anlamda ve yeniden iman ediniz. Her kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü inkâr ederse, gerçekten derin bir sapıklığa düşmüş demektir.”Bu gün İslam âleminin içine düştüğü zilletin sebebi, imandan sonraki imana sahip olmamalarıdır. Müslümanlar, Kur’an’a inanıyor, düzenine inanamıyorlar. Rahatlıklar bu asırda faizsiz düzen mi olur diyorlar. Böyle olduğu için de zillete düşüyorlar. Zilletten kurtulmanın yolu, Kur’an’a düzeni ile birlikte inanmak, bu Kitabı ve düzenini bize yaşayarak sunan Peygamberimizin sünnetine de iman edip teslim olmaktır. Hadid 28: “Ey iman sahibi olduğunu ifade edenler, Allah’tan korkun ve Peygamberine inanın ki O, size rahmetinden iki kat pay versin ve size aydınlığında yürüyeceğiniz bir nur armağan etsin ve sizi bağışlasın. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” Günün birinde, bu dünya hayatının hesabını Allah’a vereceğine inanan Müslümanlardan isek, bu hesabın Kur’an ve düzeninden ve elçinin sünnetinden olacağını unutmamız gerekir. Müslümanlar, önce zihnen, sonra da amelen, yeniden Müslümanlaşmak zorundadırlar ki, zilletten izzete hicret edebilmiş olsunlar. Bu gün, İslam Birliği, Adil Düzen ve yeni bir Saadet Dünyası kurmayı hedefleyen Saadet Partisi hakkında ile geri laf edenler, bu lafları etmeden önce, zihnen Müslümanlığın neresinde olduklarını gözden geçirmelidirler. Helali harama katarak, az bir dünya çıkarı karşılığında hakkın ahkâmını batılın hurafeleriyle değiştirerek, hakkı batıla karıştırarak, zalimleri sırdaş edinerek, dualı kefen ve terlik satarak, yalan konuşarak Müslümanlık olmaz. Müslümanlık, muhafazakâr demokratlık taslamak da değildir. Müslüman isen, hayatın iman ve cihat olacaktır. Bu ise, Milli Görüş’tür ve de Saadet Partisi’dir. Faizle, kumarla, zulüm ve zalimlerle ve bütün kötülükler ile tek bir ümmet olarak mücadele etmeden Müslümanlık olmaz.

İSTİKAMET

Bir Müslüman’ın zihin dünyasında, “Kur’an’ın telkin ettiği Adil Düzen” fikri yoksa böyle bir nizamın kurulması için, bunu yapmaya çalışan teşkilata dâhil olup, bir mücadelenin içinde değilse, malıyla canıyla adil düzen için mücadele etmiyorsa, böyle bir kimsenin “istikamet sahibi” olduğunu söylemek mümkün olmaz. İnsanın halifelik vasfı, iman ve cihat şuuruna sahip olmasını ve adil bir düzenin kurulması için mücadele etmesini gerektirir. Bu mücadele şuuruna sahip olmadan, halifelik görevi yerine getirilemez. İstikamet, din ve düzen olarak İslam’a teslim olmayı, ilahi gazaba uğramış inkârcı Yahudilerin ırkçılık yolu ile adil düzen yerine faizci kapitalizmi ikame etmiş, sapıtmış Hıristiyan Batı’nın ve işbirlikçi münafıkların yoluna muhalefet etmeyi gerektirir. Bu teslimiyet ve muhalefetin tek adresi Milli Görüş’tür, Saadet Partisi’dir. İşbirlikçilerin zoruna giden de budur. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?