Reklamı Kapat

Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-2

Önceki “Gıda hakkı, yaşam hakkı gibi temel bir haktır…” başlıklı yazımızda, “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözü, hem de Kanuni Sultan Süleyman tarafından söyleneli asırlar geçti; bu söz çağımızda da değerini fazlasıyla koruyor…

Bu uyarıları yapmamıza vesile olan Sabri Kaya arkadaşımıza teşekkürlerimle…

Yazımızın önceki bölümünde kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Devletin resmi kurumunun verilerine bakalım…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılı Sağlık Harcamaları istatistiklerine göre sağlık harcamaları, 2017 yılında yüzde 17,4 oranında artarak, 140 milyar 647 milyon TL’ye ulaştı. Cari sağlık harcamasının toplam sağlık harcaması içindeki payı, 2016 yılında yüzde 94 iken, 2017 yılında yüzde 93,1 oldu. Sağlık harcaması gayri safi yurtiçi hâsılanın (GSYH) yüzde 4,5’ini oluşturdu. Genel devlet sağlık harcamasının GSYH’ye oranı ise yüzde 3,5 olarak gerçekleşti. Genel devlet sağlık harcamasının toplam sağlık harcaması içindeki payı, 2016 yılında yüzde 78,5 iken, 2017 yılında yüzde 78 olarak gerçekleşti. Hane halkları tarafından tedavi, ilaç vb. amaçlı yapılan cepten sağlık harcaması, 2017 yılında yüzde 22,7 artarak 24 milyar 4 milyon TL oldu. Hane halkları tarafından cepten yapılan sağlık harcamalarının toplam sağlık harcaması içindeki payı, 2017 yılında yüzde 17,1 olarak gerçekleşti. Kişi başı sağlık harcaması, 2016 yılında 1.511 TL iken, 2017 yılında yüzde 15,9 artarak, 1.751 TL’ye yükseldi. Kişi başı sağlık harcaması dolar bazında değerlendirildiğinde ise 2017 yılında 480 dolar olarak hesaplandı. Devletimizin resmi kurumları söylüyor. Devam edelim…

Her 6-7 erişkinden biri böbrek hastası!
Önce kanımızı temizleyen böbreklerimize bakalım…

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, Türkiye›de kronik böbrek hastası sayısının 7,5 milyona ulaştığını söyledi. Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, kronik böbrek hastalığının salgın halini almış önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi. Tüm dünyada erişkinlerin yaklaşık yüzde 10›unda böbrek hastalığı bulunduğunun tahmin edildiğini belirten Prof. Dr. Süleymanlar, diyor ki: «Türk Nevroloji Derneği tarafından ülke çapında yapılan CREDIT çalışması, Türkiye›de erişkinlerin yüzde 15,7’sinde çeşitli evrelerde kronik böbrek hastalığı varlığını göstermiştir. Bu oran, basit bir hesapla ülkemizde 7,5 milyona yakın kronik böbrek hastası bulunduğu, yani her 6-7 erişkinden birinin böbrek hastası olduğu anlamına geliyor.»

Böbreklerimiz böyle!

Bir de kalbimize bakalım.

Türkiye kalp hastalıklarında dünyada birinci sırada!
Yaşamı sürdürmek için gereken hayati organların başında kalp geliyor. Kalpte meydana gelen hastalıklar ise ölüm sebepleri arasında yine birinci sırada. Kardiovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Esat Akıncı, ülkemizdeki ölüm vakalarının %40,5’ini oluşturan kalp hastalıklarında Türkiye’nin dünyada birinci sırada yer aldığını söylüyor.

Bir ülkenin en değerli varlığı tohum, toprak ve sudur. Devlet teşkilatlarının bize göre en temel görevi bu değerleri korumak olmalıdır. Ülkemizde cirit atan biyoajanlar tarafından bakliyat, tıbbi ve aromatik bitki, sebze ve meyve tohumlarımız sürekli olarak yurtdışına kaçırılıyor. Ülkemizde 13 bin tıbbi ve aromatik çeşit var, bunlar arasında 3 bin civarında endemik bitki florasına sahibiz ama bunlar sürekli çalınıyor ve sahip çıkamıyoruz.

SONUÇ:
Ülkemizin ile genel bütçenin yüzde 18’i sağlık harcamalarına gidiyor!

Sürekli olarak devasa şehir hastaneleri açmak suretiyle sömürücü kapitalist küresel ilaç firmalarının pazarlarını büyütüyoruz!

Hatta ‘yap-işlet-devret’ modelindeki büyük hastaneleri yapan firmalara yıllık belirli bir sayıda hasta garantisi veriyor yani insanımızı hasta etmeyi taahhüt ediyoruz!

(Gelecek yazıda çözüm önerilerimizi yazalım.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Abdurrahman Serdar - Atalarımız İlim, silah, adalet her adama teslim edilmez, derlerdi. Çünkü ; sapısilik adamlar ilim sahibi olunca ;

- tıpta ve diğer fen ilimlerinde ve dinde insanların başına bela olur,

- silah da hakeza, haksız yere, kinle, intikamla insanların ölümü için kullanılır.

- adalet olur olmaz, suiniyetli, çapsız, vicdansız, merhametsiz... insanların insafına

terk edilirse, vay o cemiyetin haline.

Hele, günümüzde bu meslekler bu türlü insanların eline geçtiğinde, tüm MAHLUKATIN ne gibi çilelere maruz kaldığını hep birlikte görüyoruz.

Sağlık ve Maliye, Gelirin ve Harcamaların kaynağı olarak. en DENETİMSİZ ve hakkaniyeti ortadan kaldıran meslekler haline gelmiştir.

Doğrusunu söylemek gerekirse, Millet oy kullanırken, bu hassasiyetleri

gözetmediği ve dini imanı, para (şahsi menfaat) ölçüsünde gördüğü için her geçen gün hasta sayısı artmakta, AB ve ABD'nin, yersiz yere para makinası haline geldiğimiz gibi, katil ve ölüm olayları da çoğalmaktadır.

Oysa, her önünü gelen, LAF OLA, BERİ GELE kabilinden, Emanetin ehline verilmesi gerektiğini bir nakarat halinde tekrarlıyorsa da, bu da gaflet aldatmacanın başka bir yönüdür.

Dinini bilmiyen kişi sürekli aldatılacak, şerirlere, şeytanlara yem olacaktır

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Eylül 10:17

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?