Bir dava insanıydı

Fertlerin tek kişilik hücrelere hapsolduğu bir çağda, hayatını topluma adamış dava insanlarının gidişi yüreğimizde keskin bir acıya dönüşüyor. Zira giden kişi hepimizin kapısını çalıp halimizi arz edebileceğimiz bir gönül insanı oluyor. Nitekim yakın zamanda aramızdan ayrılan Şule Yüksel ablamızın hepimizin hayatına kattığı bir şeyler olmuştur.

Şule Yüksel Hanımefendi ile tanıştığımda on beş yaşında bir öğrenciydim. Memleketim Antalya turizme açık olması hasebiyle çok fazla dejenere olan bir şehirdi. İnsanlar dini yılda bir kere yerine getirilen mevlit merasimlerinden ve Ramazan ayında tutulan bir aylık oruçtan ibaret görürlerdi. Zihnimde onlarca soru canlanır fakat kimseye ifade edemezdim.

Yaz tatilinde bir yakınımın vesilesi ile İstanbul’a gelmiş ve burada Mektup dergisi ile tanışma fırsatı bulmuştum. Emine Şenlikoğlu ablamız cezaevindeydi, dergiyi hazırlamakla görevlendirilen Milli Gazete eski yazarlarından Ayşegül Aktürk beni evine misafir etmiş ve zihnimi meşgul eden bütün sorulara sabırla cevap vermişti. Aynı yıl onun vesilesi ile Şule Yüksel ablamızla tanışmış ve onun İslami ilimler tedrisatı yapılan medresesinde bir yıl eğitim almaya karar vermiştim.

Medresede eğitim alan öğrenciler farklı kesimlerden gelip İslam’ı asıl kaynağından öğrenmek isteyen öğrencilerden oluşmaktaydı. Şule ablamız özellikle Cuma günleri kursa gelir ve bizi sohbetleri ile ihya ederdi. O bizim için sadece bir eğitmen değildi, bir abla, bir anne bir dert ortağıydı.

Şule ablamız sadece bizim değil gün içinde kapısını çalan okurlarının sorunlarını da dinler imkânları ölçüsünde onlara destek verirdi. Tevazu sahibiydi, evine istediğimiz vakitte gidebilir ve kendisinden destek alabilirdik.

Ölümünün ardından onun örnek şahsiyetinden, öncü bir kadın olmasından, kitaplarının gençler üzerinde bıraktığı tesirden, ödediği bedellerden söz edildi ve bu konularla ilgili çok fazla yazılar yazıldı. Elbette Şule ablamız bunlardan çok daha fazlasını hak eden bir hanımdı. Zira ismi telaffuz edildiğinde zihnimde onun zarafeti, ahlaki güzelliği ve nezaketi canlanıyor ki, bugün Müslümanların büyük çoğunluğu bu değerleri kaybetmiş durumdalar. Hepimizin bildiği üzere Şule ablamız iletişimi çok güçlü bir hanımefendiydi. Muhatabını saygı ile dinler, onu anladığını ifade eden geri bildirimler verir ve empati yapardı. O günlerde baskıya maruz kalan genç kızlar, ekonomik sorunlar yaşayanlar, iş bulamayan ya da kendini boşlukta hisseden gençler onun kapısını çalar ve tavsiyelerinden faydalanırlardı. Kendisi imkânları elverdiğince herkesi saygı ile dinler ve el uzatırdı.

Şule abla İslam adına büyük mücadeleler vermiş örnek bir hanımdı. Ancak onun insan olarak nezaketinin ve diğerleri ile ilişkilerindeki anlayış ve duyarlılığının da ayrıca önem arz ettiğini düşünüyorum. Zira bugün kendilerini dava insanı olarak gören birçok kişi bu özellikleri taşımıyor, ilişkilerini çıkar eksenli kuruyor ve ötekini yok sayıyor. Oysa insanlarla sağlıklı iletişim kurmadan, onlarla hemhal olmadan kalıcı bir hizmet götürme imkânımız olamaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?