Reklamı Kapat

Dinde reformda “Sünnet bitti sıra Kur’an’da mı?”

 Merhum Ali Nar Hocamızla birlikte 2008 yılında çıkarttığımız Doğru Yorum gazetesinin ikinci sayısında İslam dininde yapılmak istenen reform tehlikesini görmüş ve “İcma bitti, sıra Sünnet’te mi?” demiştik. O günlerde FETÖ ve Kur’an Müslümanlığı ile başlayan “Peygambersiz İslâm” projesi hayli mesafe aldı. Aradan geçen on yıllık süreçte artık “Peygambersiz İslâm” projesinden de öte bizzat Kur’an-ı Kerim’e yönelik tahrifatlar başladı.

İlahiyat fakültelerinde işgal ettikleri kürsülerde müsteşriklerin fikirlerini öğrencilerin kafasına sokmaya çalışan bu sapkınlar, Kur’an’ı Hz. Peygamber'in formüle ettiğini, Kur’an kıssalarının tarihi gerçeklerle örtüşmeyenlerinin mitoloji/masal olduğunu iddia etmektedir. Tarihselci mantıkla Kur’an’a bakan bu tipler, Kur’an ayetlerinden bir kısmının günümüzde geçerli olmadığını iddia etmektedir. Bu inançta olan Mustafa Öztürk, “Benim tarihselciliğim” adlı makalesinde kendisini “Kur’an ayetlerinden hangisinin günümüzde geçerli hangisinin geçersiz olduğunu” tesbite memur görmekte ve “Sonuç olarak Kur’an’da hüküm vardır; ilk nazil olduğu gün gibi aynen uygulanır; Kur’an’da hüküm vardır; bugünkü olgusallıkta menatı yoktur. Bizim işimiz, hangi hükmün hangi mahiyette olduğunu ortaya koymaktır” demektedir.

Bir başka ilahiyatçı İlhami Güler ise “Üç Kur’an tasavvuru” adlı makalesinde daha da ileri gitmekte ve her bireyin Allah (c.c) gibi hüküm koyabileceğini söylemeye cür’et ederek “Kur’an bütünüyle ‘ölçü’ değildir. Örnektir. Örneği kavrayan, Allah’ın karakterini ve insanlardan ne istediğini anlayan mümin, Allah gibi sorun çözer, kitap yazar, hüküm koyar” demektedir.

Allah-ü Teâlâ’nın tarihle mukayyed olmadığını idrak edemeyen bu anlayış sahipleri, Allah’ın insanı ve kâinatı yarattığı gibi tarihi de zamanı da yarattığının, ezeli ve ebedi olduğunun farkında değil.

Tarihselcilik fikrini savunanlar, Kur’an-ı Kerim’deki “Bu Kur’an, âlemler için ancak bir öğüttür” (Sad, 87) ayetine rağmen İslâm hükümlerinin ortaya çıktığı tarih (zaman) ve şartlarla kâm olduğu, zamanın ve şartların değişmesiyle bu hükümlerin de değiştiğini iddia ederek, Kur’an’ın Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yaşadığı asra hitap ettiğini savunur ve bu yönüyle dalalete düşer.

Son ve mükemmel din olan İslam’ın hükümleri, kıyamete kadar geçerlidir. İslam’ın hükümlerinde tadilat ve değişiklik yapılamaz. İslam’ın hükümlerinin belli bir dönemi kapsadığı fikri Allah’ın (hâşâ) geleceği bilmeyeceğini iddia ve Allah (c.c)’ın dininde tadilat yapmaktır.

İslam’da hüküm koyma yetkisi Allah’a (c.c.) aittir ve bu yönüyle İslam ilahidir, beşeri değildir. İslam hukuku ile beşeri hukuku birbirinden ayıran da budur. İslam hukukunda kanun koyucu “şâri” Allah’tır.

Kur’an-ı Kerim’deki gerek siyasi, ekonomik, sosyal, gerek ibadet ve mualemat, gerekse ceza hukukunu muhtevi “ukubat” gibi hükümlerin tamamlandığı, bunların düzeltilmeye ve değiştirilmeye yeltenilmemesi ve kimsenin de bunu değiştirmeye gücü yetmeyeceği Kur’an’da şöyle anlatılır: “Rabbinin emir ve yasakları, doğruluk ve adalet yönünden tamamlandı. O’nun sözünü değiştirecek yoktur. O işiten ve bilendir” (En’am, 115).

Oryantalistlerin ve bunlardan etkilenen Fazlurrahmancı, Tarihselci anlayıştaki, “İslam’ın hükümlerinin belli bir dönemi kapsadığı, zamanın ve şartların değişmesiyle hükümlerin değişeceği” anlayışı, Allah (C.C.) tarafından ortaya konulan hükümlerin bir beşer tarafından dizayn edilmesi demektir ve İslam hukuku yerine “beşeri hukuku” ikamedir. Henry More, E. Bayer ve Hegel’le başlayıp Fazlurrahman’la İslam dünyasına sokulan, günümüzde Mustafa Öztürk ve İlhami Güler gibilerle devam eden bu süreç, aslında vahyi aklın tahakkümüne hapsetme çabasıdır.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?