Reklamı Kapat

Cashmere Giyip Keşmir’e Kayıtsız Kalmak

Herhalde dünyada Cashmere yününden üretilmiş kazak, triko ve diğer kıyafetlerin ününü duymayan yoktur. Bu kadar meşhur bir ürünün anavatanını merak eden herkes Moğol İmparatoru Cihangir’in 17. asırda sağlığını kazanmak için yaptığı Keşmir ziyaretinde söylediği şu sözlere kulak vermeliler: “Gar Firdaus bar-rue zamin ast, hami asto, hamin asto, hamin ast.” Yani: “Eğer dünyada cennetten bir köşe varsa orası burasıdır, burasıdır, burasıdır.” Keşmir, yalçın kayalıkları, tertemiz havası, billur gibi sular akan dereleri, harikulade ağaçları ve insanın bakmaya doyamayacağı manzarası ile cennetten bir parça. İsim de Sanskritçe iki kelimeden oluşuyor: ka yani “su” ve şimira “kurutulmuş”, bir diğer deyişle önceden bir göl olan bölgenin kurutularak -daha doğrusu ince bir işçilikle yontularak- bugünkü Keşmir’in ortaya çıkması anlamına geliyor. Hindistan ve Pakistan arasında yer alan bu bölge etrafına göre ilginç bir şekilde farklılaşarak yıl içerisinde dört mevsimi yaşayan bir yerleşim yeridir. Ama bugünlerde özellikle Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Himalaya dağlarının bu eşsiz güzelliği ile bir cennet köşesi olan Keşmir’i akıl almaz politikaları neticesinde adeta bir cehenneme çevirmiş durumdadır.

1947 yılında Britanya İmparatorluğu’nun bölgeden çekilmesiyle ortaya çıkan Hindistan ve Pakistan bölümleri Keşmir Vadisi’nin geleceği hususunda anlaşamamışlar ve o günden beri bölgenin hangi devlete geçeceği konusunda sürekli gerilimler ve mücadeleler yaşanmıştır. Tahmin edilebileceği gibi, bölgedeki Müslümanların büyük bir kısmı Pakistan’ın parçası olmayı kabul etmektedirler. Cammu ve Keşmir ile Ladak bölgelerinin Hindistan, Aksai Çin bölgesinin Çin ve Azad Keşmir ile Gilgıt Baltistan kısmının Pakistan’ın kontrolünde olan bölgede sık sık (1947, 1965, 1971 ve 1999) savaşlar yaşanmış ama bölge halkının fikri sorulacak bir referandum Hindistan’ın itirazları yüzünden bugüne kadar yapılamamıştır. Üstelik Pakistan’ın kontrolüne bırakılan bölgenin seyrek nüfusu ve ulaşımı zor iken Hindistan kısmında çok daha yoğun bir Müslüman topluluk yaşamaktadır. En kolay ve makul bir biçimde Pencap eyaletine bağlanması beklenirken iki ülke arasında sürtüşmenin devam etmesi hâlâ bugün bile bu mücadelenin sürüyor olması kesinlikle kabul edilebilir değildir. Ama küresel aktörler ve kamuoyundan hatta İslam dünyasının önde gelen ülkelerinden bile herhangi bir ses, itiraz ya da tepkinin gelmiyor oluşu anlaşılması mümkün olmayan bir durumdur.

Belki de Hindistan’ın küresel ekonomide öneminin giderek artması sorun hakkında bize bir ışık tutabilir. Öncelikle Modi’nin kişisel olarak Körfez ülkeleri yönetimleri ile yakınlaşması onun Müslüman ülkeler tarafından eleştirilmemesini sağlamaktadır. Fakat bunların ötesinde Hindistan’ın uluslararası toplum tarafından Keşmir’de gerçekleştirdiği katliamlara kadar uzanan hukuksuzluklarının görmezden gelinmesinin en önemli sebebi, ülkenin “Çin Tehdidi”ne karşı Batılı ülkeler tarafından bir nevi sigorta olarak görülmesidir. ABD’nin daha önce Japonya ile rekabeti onların demokratik bir rejime sahip olmaları, Amerika ile nispeten ittifak ortaklığı içinde olmaları ve kapitalizm kurallarına uygun davranmalarından ötürü Japonya’nın durgunluğa girmesiyle sonuçlanmıştı. Ama Çin ile farklı ve ciddi bir rekabet söz konusudur. Medeniyet değerleri, dünya görüşleri, ekonomik yaklaşımlarındaki farklılıklarından dolayı Çin’in, Amerika ile rekabette önümüzdeki 10-15 yıl gibi kısa bir sürede onu geçerek dünyaya hâkim olma ihtimali öne çıkmaktadır. Dolayısıyla Hindistan’ın böyle bir tehlikeye karşı desteklenmesi gerekmektedir. Nitekim küresel bazda finansal olarak en büyük dijital (Google, Microsoft, Adobe, San Disk gibi) şirketlerin üst düzey yöneticilerinin içinde Hintlilerin belirleyici olması da tesadüf olmayabilir. Bunun yanı sıra Pakistan’ın terör milislerini sözde desteklemesi 11 Eylül olaylarından sonra yüzde yüz haklı olduğu bir konuda bile yalnız bırakılmasına sebep olmaktadır. Hâlbuki bu ikili oyunda bir tarafın haklılığının göz ardı edilmesinde sadece radikal grupların olduğu iddia edilirse o zaman Hindistan tarafına da bakılmalı, zira oradaki Hindu radikalizmi de çok daha derinlere inmektedir. Kendilerinin Britanya’dan özgürlüklerini kazanmalarını bir gurur vesilesi yapanların benzer şekilde Keşmir’de kelimenin tam anlamıyla hapsolmuş bir halkın self-determinasyon haklarının inkâr edilmesi tarihin asla affetmeyeceği bir hakikat olarak önümüzdeki nesillere aktarılacaktır. Cashmere giyip Keşmir’e, orada yaşananlara kayıtsız kalmak da aynı şekilde tarihe mutlaka not edilecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?