Reklamı Kapat

Fotoğrafın tamamını görün!

Bismillâhirrahmânirrahîm;

TÜRKİYE olarak ilginç bir özelliğimiz var: Çoğumuz olayların yalnız sonuçlarıyla ilgileniyoruz. O sonuçları hazırlayan sebepleri araştırmaktan kaçınıyoruz. Hâlbuki gerçekler, işin iç yüzü o ayrıntılarda gizli. Bu yüzeysel yaklaşımımız inceleme, araştırma yapma yeteneğimizi köreltiyor; “planlama” yapıp çözüme kilitlenme düşüncesini yok ediyor.

FETÖ’yle mücadele yöntemimiz, teröre karşı tedbirlerimiz, yanlışı bilinen belediye başkanlarının bu özelliklerinin seçildikten sonra aklımıza gelmesi gibi konular anlattıklarımızın örneği.

Etrafa alabildiğine velveleye vermemiz FETÖ’yle mücadelenin doğru olduğunu mu gösterir? 15 Temmuz bir sonuçtu. Olayın başlangıcı 1966. Arada tam yarım asırlık bir süre var. O dönemde Kiliseler Birliği’nin 2000’li yıllara hazırlık planları gündeminde. 3. bin yıl için ortaya koydukları hedefler. Bunlar bilinip, 2016’ya giden süreç araştırılmadan FETÖ’yle mücadeleden söz edilemez.

     Yalnız sonuca odaklanan yaklaşımımız sebebiyle 15 Temmuz’un siyasî ve dış politika ayağını bir türlü akıl edemiyoruz. Sadece “tabanı ibadet” denilen ve çoğu devlet kademelerinde görev yapan, elimizin altındaki insanlar üzerinde yoğunlaşıyoruz. “Tavanı ihanet” denilenlere bir türlü sıra gelmiyor.

     Hâlbuki cami hocası statüsündeki bir kişinin içte siyasî destek almadan bütün Türkiye’ye; dışta sömürgeci ülkelerin onayını almadan pek çok dünya ülkesine açılması mümkün mü? FETÖ’nün 50 senelik gelişme seyri, olayın siyasî ve dış politika ayakları açığa çıkarılmadan FETÖ’cülükle mücadele ediyoruz, demek hüsnü kuruntudan başka bir şey değildir.

TERÖRÜN HAMİSİ ABD

KUKLAYI görüyoruz; kuklacıdan haberimiz yok. Ayağı yere basmayan çözümlerden sonuç çıkar mı?

     Sömürgeci güçler Türkiye’nin peşini bırakmıyor. 1980’e kadar “anarşi” vardı; 1984’ten bu yana “terör”. 35 senedir terörle birlikte yaşıyoruz. Bunca masraf, operasyon ve şehitlere rağmen terör bir türlü bitmek bilmiyor. Çünkü sadece görünen yönüyle ilgiliyiz.

     Türkiye bölgenin en güçlü ülkesi… Sömürgeciler Ortadoğu üzerindeki emellerini Türkiye üzerinden ulaşmaya çalışıyorlar. Türkiye’nin İslâm ülkelerini birleştirip güç oluşturmasından ödleri kopuyor. Terörü kullanarak Türkiye’yi zayıflatmak istemeleri bu yüzden…

     1984’ten beri terörün gelişimi ve himaye edicilerini çok iyi tanımak zorundayız. Meselâ; teröristlerin kullandıkları silâhların nerede üretildiğini, kimlerin destek verdiğini hiç düşündünüz mü? Terörü planlayan, hazırlayan, her türlü desteği verenin ABD olduğu açık… Terör odaklarıyla birlikte hareket ettiği de.

     ABD; Suriye’de YPG/PKK’nın işgal ettiği yerlere (Deyrizor gibi) TIR’lar dolusu silâh yapı malzemesi göndermesi her şeyi açıklamaya yetiyor. Batılı ülkeler de ABD ile birlikte.

     Alman politikacı Sahra Wagenknecht açıklamıştı: “Terör örgütü kurarak, silahlandırarak, petrol, doğalgaz, enerji bölgelerine el atarak KENDİ KURMUŞ OLDUKLARI TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI ‘sözde savaşan’, milyonlarca sivilin ölümüne, mülteci durumuna düşmesine sebep olan NATO ve Batılı ülkelerin öncelikle kendi ruh sağlıklarını gözden geçirmeleri gerekir.” (25.07.2019).

     Teröre destek verenlerin yanında yer alarak, terörün biteceğini düşünmek ham hayalden ibarettir.

SEBEP-SONUÇ İLİŞKİSİ

     BİR de, çoğunlukla yanlışı devam ettirme özelliğimiz var. Rahatsızlık verince başlıyoruz tedbir almaya. Geç kalıyoruz. Yanlışı olan veya suç işleyen birisi belediye başkanlığına aday olup seçiliyor; hemen akabinde yöneticiler başlıyorlar FETÖ’cü, terörle iltisaklı gibi suçlamalar yapmaya. Önceden neredeydiniz kardeşim! Bu yöntem iç barışa darbe vuruyor.

     Seçilip koltuğuna oturmadan suçlanan başkanlar oldu. Bu yanlış. Eğer suçluysa, Türkiye’de kanunlar var; hukuk yürürlükte. Gereğini yaparsın. “Kayyum” atanan son 3 belediyenin durumu aynı. O başkanların bu tür söylemleri yeni değil ki! Suç denilen eylemlerini daha önce defalarca işlediler. Niçin tedbir almadınız?

     İç İşleri Bakanlığımız var; suçluları arayıp buluyor. Hukukumuz, mahkemelerimiz var; suçluları cezalandırıyor. YSK’mız var; seçilme yeterliliğine sahip olmayanlara geçit vermiyor. Bu süreçlerden geçmeye izin verip halkın seçmesini sağlıyorsunuz; seçilince de suçlayıp görevden alıyorsunuz! O zaman halkın seçimlere güveni kalır mı?

     Dahası, böyle adaylara oy kullanan halka da “hain”, “terörist”, “onlarla birlikte oldu” gibi suçlamalar yapılıyor. İç barış darbe alıyor. Türkiye’de orman kanunu yok ki!  Suç işleyenlerin cezalandırıldığı bir mekanizma var. Yeter ki, önceden tedbirinizi alın; geç kalmayın; mekanizmayı âdil işletin!

     Olaylar yaşanmaya devam ediyor. Özellikle toplumu ilgilendirenlerini dününü, bugününü, yarınını ve “sebep-sonuç ilişkisi”ni dikkate alarak ele almalıyız. Olaylar tek yönüyle değil; fotoğrafın tamamı görülerek değerlendirilmeli.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?