Reklamı Kapat

Farklılıklara tahammül darbeleri engeller

12 Eylül 1980 darbesinin dün yıldönümü idi. Uzun yıllar devam edecek zulmün, acı ve gözyaşının yaşandığı bir darbenin yıldönümü. Asker-sivil bazı bürokratlar darbeleri siyaseti kendi isteklerine göre dizayn etme vasıtası olarak kullandılar. 27 Mayıs 1960 darbesinde 18 yaşında idim. Baştan sona gelişmeleri yaşadım. Darbe ile Demokrat Parti iktidardan uzaklaştırılmış, yöneticileri tutuklanıp yargılanmış, Menderes ve iki arkadaşı idam edilerek bu parti siyaset sahnesinden uzaklaştırılmıştı. Siyaset boşluk kabul etmemiş yeni partiler kurulmuş, bunların içinden bazıları kendilerini topluma el altında Demokrat Parti’nin devamı olarak takdim etmişlerdi. Sonuç olarak siyaset yeniden şekillenmişti. Bu şekillenişte darbeciler istedikleri sonucu tam olarak alabildiler mi derseniz tam olarak almadılar ama belli neticeler elde ettiler. Ne var ki 10 yıl sonra darbe severler gelinen noktadan yine hoşnut olmadılar. Bu defa muhtıra ile siyasete müdahale ettiler, siyasete siyaset dışından bir takım kimseleri sokarak bir bakıma seçilmişler saf dışı bırakılarak atanmışlar ön plana geçirildi. Ardından 1980 darbesini yaşadık. Bu da aslında bazı asker-sivil bazı bürokratların siyaseti kendilerine göre düzenleme hareketi idi. Neticede bazı yeni partiler ortaya çıktı. Bunlardan darbecilerden onay alabilenler seçimlere girdi alamayanlar giremedi. Çünkü istemedikleri bir gelişmenin ortaya çıkmasını istemiyorlardı.

Her kesimden yüzbinlerce insan tutuklandı, yargılandı, güya suçlular cezalandırıldı. Daha doğrusu darbecilerin suçlu kabul ettiği yüzbinler yargılandı. Tutukluların uğradığı kötü muamele, işkence adeta yıldırma operasyonu olarak uzunca bir süre sürdürüldü. Bu noktada kullandığım suçlular değil, darbecilerin suçlu kabul ettiği insanların yargılanmasından söz etmek, darbe dönemlerinin hukukunun darbecilerin hukukundan ibaret olduğunu belirtmek istiyorum.

1980 darbesinde gazeteciliğimin 10’uncu yılıydı. Bu bakımdan özellikle Başbakanlık ve Parlamento Muhabirliği de yaptığım için tüm siyasileri ve bunların yan kuruluşlarının yöneticilerini yakından tanıyordum. Bu bakımdan Mamak’taki duruşmaları takip etmek görevim olmuştu. Haftanın 5 günü duruşmaları izlemeye gidiyordum. Daha doğrusu dört gün gazeteci olarak duruşmaları izliyor, bir günde kendi davamız için sanık olarak aynı salonda yerimizi alıyorduk. Derdim yaşadıklarımızı aktarmak değil. Sadece darbe dönemlerinde yargının içine yuvarlandığı duruma dikkat çekmek istiyorum. Ben ve 100’ü aşkın arkadaşımızın hakkında silahlı çete kurarak mevcut anayasal düzeni yıkmaya teşebbüsten dava açılmıştı ama ortada bu silahlı örgütle ilgili silah yoktu. Duruşmalar devam ederken davanın gidişatı değişti. Bir duruşmada, “Silahlı çete kurmaktan yargılıyorsunuz ama ortada silah diye bir şey yok” diye savunma yaptığımda duruşma hâkimi, “Siz 163’e bakın” demişti. Sonuçta 163. Madde’den mahkûm edildik. İsnat edilen suç değiştiğine göre yeni bir savunma yapmamız gerektiği yönündeki talebimiz dikkate alınmadı. Çünkü darbeciler mahkûm edilmemizi istiyorlardı. Sonuç olarak 100’den fazla arkadaşımız mahkûm oldu. Suçumuz ise laikliğe aykırı davranıştı. Bu arada içeri girdik, iade-i muhakeme talebinde bulunduk, bu talebimiz kabul edilerek yeniden yargılandık. Sonuçta beraat ettik. Ama pek çok arkadaşımızın hayatı zindana döndü. Darbe öncesi kimisi hâkim, savcı, kaymakam, kısacası memur olan arkadaşlarımız işlerini kaybettiler. Demek istediğim o ki, bu ülke darbelerden ve hukuksuzluktan çok çekti. Hiç olmazsa bundan sonra hayatımız da hukuk ve adalet hâkim olsun. Çekilmiş olan acılar bir başka boyutta hayatımızı altüst etmesin. Bu vesile ile bir daha hiç yaşanmamak üzere darbeler döneminin son bulması dileğimi ifade etmek istiyorum.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?