Reklamı Kapat

Adabilim Okulları’na gittim, moralim yerine geldi

Geçtiğimiz Cumartesi günü kıymetli dost Ahmet Özen’in okulunda misafirdik. Ahmet dostumuz Sakarya Adabilim Okulları’nın müdürü. Kendisi çok iyi bir kitap dostu. Yani kitaba inancı lafta değil. Okulun kapısından girenleri herkesten önce kitaplar karşılıyor. Öğrencilerin kitaba rahat ulaşabilmesi için her türlü kolaylık sağlanmış. Öğrencilerin kitap okuma grupları okul sınırlarını da aşarak tüm Sakarya’yı içerisine almış. Kitap okumayanları da harekete geçirir şekilde bir seferberliğin öncülüğünü yapıyor öğrenciler. Öğretmenler de hangi branşta olursa olsun her dönem onlarca kitabı okuyup yazarlarıyla okudukları kitabın değerlendirmesini yapıyorlar. Bu minvalde Adabilim Okulları öğretmenleri haftalar öncesi “Bana Öğretmenini Söyle” kitabını okumuşlar ve değerlendirmesini birlikte yapmak için bendenizi davet ettiler. Özeleştiri yapmak için güzel bir fırsattı. Öğretmenlerde gördüğüm belirgin taraf şu; hiçbiri teoride söylenenleri inkâr edip karşı çıkmıyor. Asıl problem pratikte. Alışkanlıklarımızı isabetli bir yol olarak görmemek gerekliliğini herkes kabul ediyor. Ama yine de bir yerlerde bir engel var. Moral motivasyon eksikliği de diyebiliriz biz buna, öğrenciye göre kendini şekillendirmek de. Öğretmenlerimiz meslekleri haricinde hayat bilgisi dersinden yan dal yapmaları çok önemli.

Bu arada Sakarya’da öğretmenlere kitap değerlendirme sohbeti yapmazdan evvel beni ziyadesiyle memnun eden bir tanışmadan da bahsetmeden geçmeyeyim. Hakkâri ve Karabük gibi kentlerde valilik yapan ve görevi esnasında kitap, kütüphane ve okumak hususunda yediden yetmişe herkese öncü ve örnek olan Sayın Orhan Alimoğlu’nun programdan evvel gelip sohbetimize dahil olması çok büyük incelikti. Vali Orhan Alimoğlu’nu bilenler bilir; o kitabın lafını edenlerden değil, kitapla hemhal olan yöneticilerden. Belli ki Sakarya’ya da bu okuma heyecanını yaymakta onun büyük katkısı var. Yolda bana refakat eden Adabilim Okulları Bilişim Öğretmeni Samet Gürses’in yol boyunca Türk ve dünya edebiyatından, düşünce dünyasından aktardıkları bu okulun öğretmenleri ve yöneticileri hakkında Türkiye adına ümidimizi yeşertecek çok şeyler söylüyordu. Ayrılmadan evvel kendi kendime “bana öğretmenini söyle!” diye sordum. Ani bir refleksle öğretmenler fikir kulübüne doğru dönerek, kendi sorumu, “İşte buradalar!” diye yanıtladım. İşte oradalar!

UZLAŞMA

Hocam, yeni gelen arkadaşlarımızı simitlerle karşılamak istiyoruz.

-İyi olur evladım, güzel bir bölüşme, paylaşma olur hem.

-Yanlış anladınız hocam, biz okulumuza yeni gelen kardeşlerimize yemeleri için simit ikram etmeyeceğiz.

-Ya nasıl olacak?

-Simidi her biri martı (çaylak) olan aramıza yeni katılan kardeşlerimizin üzerine atacağız.

-Sonra ne olacak peki?

-Sonrası yok hocam, o aramızda bir espri.

-İyi de evladım siz de biliyorsunuz ki simit de ekmek gibi bir nimettir. Biz millet olarak ekmeği aziz biliriz, sokakta yerde görsek üzerine basılmasın diye bir kenara koyarız. Ekmeğin üzerine yemin eden tek milletiz.

-Haklısınız, hiç öyle düşünmemiştik hocam. Hatırlattığınız için çok teşekkür ederiz. O zaman bu karşılamayı yapmayalım.

-Yo olmaz! Yine yapın, hatta biz de gelelim, hepimiz sahilde o dediğiniz şeyi martılara yapalım. Simitlerimizi alalım, boğazı bir yandan seyre dalalım, bir yandan da simitlerin ucundan kırıp kırıp martılara atalım. Hem ne demiş yakın dönem atalarımız: “Simidi kopart, denize at, martı bilmezse, Tanrı bilir.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?