Reklamı Kapat

Gerçekten “milli” eğitim mi?

Yeni eğitim-öğretim yılının tüm öğrenci ve öğretmenlere hayırlı olması temennisiyle bu haftaya başladık. Öteden beri söylenir, çocuklar bizim geleceğimizdir. Gelecek, çocuklara emanet edilecektir. Evet, doğru. Doğru ama bu Milli Eğitim’le mi? Bu iktidar iş başına geldiğinden bu yana Milli Eğitim Bakanı 7 defa değişti. Adeta yazboz tahtasına döndü. Her yeni gelen bakan bir öncekinin programını beğenmedi. Kendi programını uyguladı. Ama maalesef bir türlü “milli” olamadı. Adı “milli” olmasına rağmen… Olamadı çünkü milli ve manevi değerlerden çocuklarımız bu dönem içerisinde hiç nasiplenemediler. Gelinen nokta ortada... 2002’de ilkokul birinci sınıfa giden çocuklar, artık 24 yaşında. Soruyoruz şimdi bunlar milli ve manevi değerlerine bağlı olarak mı yetişti yoksa yukarıda belirttiğimiz gibi mi oldu? Yapılan araştırmalara bakıldığında ve sosyal hayatı gözlemlediğimizde görülen o ki, ne yazık ki inançsızlık ve ahlaksızlık son derece artmış. Bize göre en vahim olan tarafı da muhafazakâr bir iktidarın hatta “maneviyatçı gençlik yetiştireceğiz” iddiasıyla işbaşına gelen iktidarın icraatlarının neticesi maalesef bu.

Bir de her yıl olduğu gibi Milli Eğitim Bakanı’nın “velilerden kayıt parası alınmayacak” açıklamasını yok sayarak, bazı okul müdürlerinin kayıt parası istemesi ve okulun ihtiyaçlarının karşılanması adı altında para talep etmeleri toplumda çok konuşulan ve hoş karşılanmayan hususlardır. Öbür yandan belediyeler başta olmak üzere devletin hemen her birimden araç, gereç ve lüzumsuz harcamalarla israf diz boyu iken, emekli ve asgari ücretle çalışan veliden okul ihtiyaçları için katkı talep etmek, hangi insafla bağdaşıyor?

Eğitimin çarpık işleyişinden gelinen noktada ne yazık ki her gün cinayet haberleri izlemek artık psikolojimizi bozdu. Hele de kadın cinayetleri… Bu iktidar 17 yıldır maneviyatçı gençlik yerine adeta suç makineleri üretti. Ne hak yere gencecik insanlar bir başka genç tarafından hunharca katlediliyor. Ülkemiz adeta Teksas’a döndü. Kimse bunun çaresi nedir diye maalesef sormuyor. İçişleri Bakanı asayişi sağlayacağı yerde siyaset yapıyor, icraat yapmıyor. Sağa sola tehditler savunarak adeta terörizmi körüklüyor. İktidar da muhalefet de artık kendine gelmeli ve bu cinayetlere bir son verilmeli. Hatta çare olacaksa idam cezası geri gelmeli. Bize göre aslında çare budur. Zaten idam cezası kaldırıldığından bu yana bu tür cinayet ve olayların olabildiğince arttığı aşikârdır. Bir diğer sebep de kimse kusura bakmasın ama bazı siyasetçilerin özellikle de Cumhur İttifakı mensuplarının kavgacı üslup ve tehditvari konuşmalarıdır. Vatanı ve milletini sözde değil, hakikatte ve gerçekte sevenler, Allah rızası için üslubuna ve kullandığı dile dikkat etmeliler. Aksi halde vebalde kalırlar.

Devletin yönetiminde birinci derecede ve yegâne sorumlu olan Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmalarını dikkatle takip ediyoruz. Sanki yeni iktidar olmuş gibi konuşuyor. Maalesef hiç aynaya bakmıyor. Geçen 17 yılın hesabını sanki başkalarından soruyormuş gibi bir üslup takınıyor. Biz diyoruz ki: “Lütfen artık biraz özeleştiri yapın. Belki o zaman doğruları daha iyi görürsünüz.” Allah, Ümmet-i Muhammedi basiret gözü açılanlardan eylesin, vesselam…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?