Reklamı Kapat

Yanlışı düzeltmesi gerekenler şikâyetçi olursa!..

Ülke sorunlarına çözüm bulmak durumunda olanlar öncelikli olarak iktidar sahipleridir. Zaten millet de ülkenin sorunlarını çözeceğine söz verdikleri için bir kanadı iktidar koltuğuna oturtur. Böyle olunca yıllardır hem de tek başlarına iktidar olanlar ülkenin iç ve dış sorunlarından sürekli şikâyet edici pozisyonda görününce milletin bunu nasıl değerlendirmesi gerekir? Acaba, iktidar sahiplerine ülkenin sorunlarını çözeceğinizi söylediğiniz için oy verdik ve iktidara getirdik. Olunca da sizin sorunların sebeplerini tespit edip ardından da bu sorunlara çözüm bulmak göreviniz başlar, deme hakkı oluşur.

Dünkü yazımda Suriye’de yaşananlara yönelik iktidar sahiplerinin yaptıkları açıklamaları ele almış; bu açıklamaların ardından hâlâ ABD ile birlikte yürümekten vazgeçilmemiş ise şikâyetçi olmanın anlamı kalır mı diye sormuştum. Özellikle de iktidar sahipleri ısrarlı bir şekilde ABD’nin güvenli bölgeyi Türkiye için değil, terör örgütü için istediğini ifade ediyorlardı ki, bu tespite katılmamak mümkün değil. Biz elimizde hiçbir özel istihbarat bilgisi olmamasına rağmen, ABD’nin güvenli bölge konusunda ikiyüzlü davrandığını hatırlatmış, bunlar gerçekten bir güvenli bölge oluşturulmasına izin verirlerse bilinmelidir ki, o güvenli bölge Türkiye için değil, terör örgütleri için olacaktır demiştik.

Bu hususları hatırlattığımız yazımızın çıktığı gün (dün) gazetelerde, “Gündüz devriye, gece sevkiyat” başlığı altında yer alan haberde ABD’nin terör örgütüne silah sevkiyatını sürdürdüğü belirtiliyordu. Böyle olunca güvenli bölge oluşturmak için gündüz ABD ile müşterek devriyeye çıkmanın kendimizi kandırmanın ötesinde bir anlamı kalmıyordu. Bunun da ötesinde bu gerçeğin iktidar makamında olanlar tarafından ifade edilmesi de toplumun dikkatini başka yöne çekme gayretinden öte bir anlam ifade etmiyor.

Bu noktada, “Gündüz devriye, gece sevkiyat” başlıklı haberden kısa bir bölüm aktarmak istiyorum: “Dün sabah (önceki gün) saatlerinde Türk askerleriyle birlikte devriye çıkan ABD gece ise Irak’tan yaklaşık 55 TIR’la Suriye’de terör örgütü YPG/PKK işgalindeki bölgeye kapalı kasalar, dört çeker araçlar ve iş makineleri geçirildi.”

Bu haberde açıkça gösteriyor ki, ABD’nin güvenli bölge söylemleri samimiyetten uzak olduğu gibi güvenli bölge için devriyeye çıkmalarının da ciddiye alınması mümkün değil. Kaldı ki, terör örgütüne gönderilen bu son silahlar ilk olmadığı gibi son da olmayacaktır. Çünkü aylardan beri ABD bu sevkiyatı sürdürüyor. Ayrıca terör örgütlerine sevkiyatı Irak üzerinden yapıyor. PKK terör örgütünün merkezinin Irak’ta olduğu, Suriye’de de YPG adı altında faaliyet gösterdiği düşünüldüğünde Türkiye’nin isteği doğrultusunda ABD bir adım atmayacağı kesinlik kazanmış durumda. Böyle olunca da artık Türkiye olarak kesin bir tavır almak ve uygulamaya koymak mecburiyeti var. Çünkü gelinen noktada ABD ile birlikte hareket ederek Irak ve Suriye’nin terör örgütlerinden temizlenmesi mümkün olmayacaktır. Bırakın Irak ve Suriye’nin ABD ile birlikte terör örgütlerinden temizlenmesini söz konusu ülke bu örgütleri koruma altına almış bulunuyor. Bu bakımdan ABD ile birlikte görünerek ülkemizin güvenliğinin sağlanacağı intibaı verilmesi doğru değildir. Çünkü zaman zaman toplumda bölgemizin terörden temizleneceğine dair bir intiba uyandırılmakta ama terör örgütleri ABD tarafından giderek güçlendirilmekte, hatta Irak’tan sonra Suriye’de de yeni bir özerk bölge oluşturmak için ilerlenmektedir. Bunun dışında söylenenlerin gerçeği yansıtmadığı ABD’nin silah sevkiyatından açıkça anlaşılmaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?