Reklamı Kapat

Güvenli Bölge vakit kaybı mı?

Geçtiğimiz Pazar günü Güvenli Bölge için alınan karar uyarınca ilk adım atıldı. ABD ile Türkiye belirlenen alanda ilk kara devriyesine birlikte çıktı. Sınırda bunlar yaşanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı gün aynı saatlerdeki konuşmasında Amerika’nın Güvenli Bölge’den derdinin PYD/YPG’ye kol kanat germek, onları korumak ve onlar için güvenli bölge oluşturmak olduğunu söyledi. Yine aynı anda Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise ABD ile başlayan işbirliğinin devam edeceği, teröristlerin bölgeden uzaklaştırılması için karadan ve havadan takibin süreceği vurgulandı. Tabi bu durumda kafalar yine allak bullak oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamalar köprüleri tamamen atmaya dönük iken, bakanlık ise ortada hiçbir sorun yokmuş gibi davranmaya devam ediyordu. Eğer bu bir taktik ise ABD’lilere karşı mı, yoksa iç kamuoyuna mı dönük olduğu konusunda ortada bir netlik yok. İç kamuoyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamalardan memnun ama Amerika’nın bu açıklamalardan çok da rahatsız olduğunu zannetmiyorum. Çünkü bir taraftan bu konuşmalar yapılırken diğer taraftan birlikte devriyeler atılabiliyorsa, öyle olmasa bile, ABD bu açıklamaların içe dönük mesaj olduğuna inanır ve çok da dikkate almaz.

Pazar günü bu gelişmeler yaşanırken, Cuma günü ise ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dunford aslında malumu bir kere daha ilan etti. Amerika’nın Güvenli Bölge’den ne anladığını açıkça ortaya koydu. Anadolu Ajansı’nın haberine göre “Suriye'nin kuzeyini tutmak için 50 bin ila 60 bin yerel güç eğitmeleri gerektiğini ve şu anda bunun yarısı kadarını eğittiklerini” söyledi. DEAŞ ile mücadelede önemli mesafeler kat edildiğini ancak örgütün Irak ve Suriye'de varlığını devam ettirdiğini iddia etti. Şimdi sıkı durunuz. Sizinle akıl oyunu denilebilecek devamındaki açıklamasını paylaşacağım. Dunford,  “Türkiye'nin kuzeydoğu Suriye'ye gireceğine dair siyasi retoriği duymuşsunuzdur. Bu ihtimal var mı? Bu ihtimal var. Bunun ortak menfaatlerimiz konusunda faydalı olacağına inanmıyorum ve tam da bunun için Türkiye'nin endişelerine hitap edecek ve Suriye'nin kuzeydoğusunda DEAŞ ile mücadele kampanyasını devam ettirecek kabul edilebilir yollar aramaya odaklandık" dedi.

Peki, bu açıklama neden akıl oyunu olsun? Çünkü bu ifadeleri duyan birisi, Türkiye’nin endişesinin sadece DEAŞ ile ilgili olduğunu, sınırlarını DEAŞ’tan koruyabilmek için ABD ile Güvenli Bölge kurmaya çalıştığını düşünür. Oysa Dunford bu açıklamayla resmen karartma uyguluyor. Suriye Demokratik Güçleri adı altında daha da sistematik bir şekilde Suriye’deki pozisyonlarını tahkim eden PYD/YPG’yi dikkatlerden kaçırmaya çalışıyor. Güvenli Bölge gündeme ilk geldiğinde de ifade etmiştik. Amerika masada farklı konuşup, sahada taban tabana zıt hareket edebilir. Bunu defalarca gördük. Biz bunları ifade ederken, yetkililerin ABD’nin bu tavırlarından habersiz olduklarını tabi ki iddia etmiyoruz. Belki de ABD’ye karşı elimiz güçlensin diye bile bile lades diyorlar. Amerika’ya biz sözümüzde durduk, siz gereğini yapmadınız diyebileceklerini düşünüyorlar. Bundan da onların mahcubiyet duyacaklarını ve sonrasında Türkiye’nin kendi yol haritasını uygulamasına karşı sessiz kalacaklarını zannediyorlar. Hayır! Bu beklentilerin hiçbirisinin ABD nezdinde bir karşılığı olmaz. Güvenli Bölge konuşulduğu ilk andan itibaren Amerika’nın bir derdi Suriye’de kalıcı olduğunu Türkiye üzerinden ilan etmekti. Diğer derdi ise Dunford’un ifade ettiği gibi yereldeki müttefiklerini herhangi bir müdahaleden korumak, ilişkilerini daha da derinleştirmek ve onları eğitmek için zaman kazanmaktı. Gelinen bu durumda Amerika istediklerini alma yolunda hatırı sayılır bir mesafe aldı. Bu haliyle Güvenli Bölge artık Türkiye için vakit kaybıdır. Bunun böyle olduğunun anlaşılması için Dunford başka ne desin, değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?