Reklamı Kapat

Her ölüm bizi öldürür her dirim bize can katar

Ne günlere geldik. İnsanlar birbirlerini öldürme yarışında. Düşman ille de düşman oluşturmak. Artık insanları bir medeniyet ve kültür algısı yok. Çevre algısı hiç yok. Düşman ille de düşman gerekiyor. Oluşturuluyor ve bundan mutluluk duyuluyor, haz alınıyor.

Savaşımız kendimizle, insanımızla. İnsanımızla birbirimizle çekişiyoruz. Basit nedenler var bunların kimi zaman ırk ideolojisi, kimi zaman dışarıdan kaynaklı yabancı ideolojik oluşlar.

Bu milletin insanları büyük bir aile. İslâm milletinin mensupları. İnsanımızın fikri parçalanmışlıkları düşünme ve düşünce bütünlüğünü yok etti zamanla. Birbirimizi anlamaya, bilmeye ve birlikte yaşamaya bakmadık, bakılmıyor ya da.

Öldürülen her insan bir can, her can bir âlem ve bir dünya. Hele gençlerin gelecek bir dünyaları var. Bu gençlerin hangi nedenle olursa olsun, birbirlerini öldürmeleri ve ölmeleri kendilerinden başka herkesin işine geliyor. Emperyal bütün güçlerin işine geliyor. Genç enerjimizi toprağa gömüyoruz. Bundan Amerika, Rusya, İngiltere AB, İsrail ve her kim var ise onların işine geliyor. Dahası iktidarlarını yitirmek istemeyenlerin işine geliyor. Bu, ister ırk, ister çıkar iktidarı olsun hiç değişmiyor.

Dünyayı kendilerine mülk bilenlerin işine geliyor. Kendi topraklarımızda birbirimizle aşiret kavgası verir gibi birbirimizi tüketiyoruz.

İnsanın insana sevgisi giderek azalıyor. Bu, aile içinde bile geçerli. Yaşlılarını huzur evlerine göndermeye can atıyorlar. Bireylerin konforu ve hayatı bozulmasın diye. İnsanlar kedi ve köpeklerini insanlardan çok daha fazla seviyor, önemsiyor ve emek veriyor. Tasmasını takıp sokak sokak dolaştıranlar yaşlı anne ve babalarına bu kadar özen göstermiyorlar.

Belli alanlara odaklanılıyor her nedense. Kadın cinayetleri büyük acımız. Bu büyük acı sadece onlarla sınırlıymış gibi bir algıya dönüşüyor. Bunun da nedeni nedense konfor ya da yaşanan hayata ayak uydurma zorlukları.

Ölümlerin her biri bir can ve yanan canlar, ocaklar, evler, çevreler.

İnsanları buna iten nedenler ne?

Dünyanın Batı bölümüne yüzlerini çevirenler sorunları sadece kendi topraklarının kültür ve düşüncelerine bağlıyorlar. Bir şeyleri anlamaya bakmıyorlar. İnsanlık ihtirasların kurbanı. Hemen her yönüyle. İnsanlık büyük ihtirasların sadece birer oyuncağı.

Müslümanların aralarındaki çatışmalar ve savaşmalarda, birbirlerini öldürmeler birer oyun gibi algılanıyor. Sinemalarda gösteriler filmler gibi.

Düşünme edimi ellerinden alınmış bu insanlar sokak savaşlarındaki bir heyecana kapılıyorlar gibidirler.

Oysa ölen insan ve her insan bir can. İnsanı kurtarmak, ölümleri azaltmak yerine nedenleri çoğaltmanın yolunu bakılıyor. Sanki bununla var olabiliyorlar. Oysa giden her bizden ve her kopuş bizden. Çember giderek daralıyor ve bu çemberin içinde giderek sıkışıyoruz.

Irk dinleri, savaş dinleri. Kabile dinleri. Birbirlerini kolay tüketmenin ve yok etmenin kolaylıkları.

Bir Müslüman her candan, yani her insandan sorumludur. Her insan kendinden sorumlu. Kimsenin kaderi kimseyi ilgilendirmez. Tercihleri kendilerine aittir.  İyiyi, güzeli, doğruyu, haklıyı ya da karşıtlarını seçmek de insanların tercihi. Cennet ya da cehennem tercihleri de böyle.

İyi ve güzel yaşayanlar; iyiyi, güzeli örnekleyenler, örnek olanlar en iyi tebliğ aracıdırlar. Hal diliyle varlık bilinciyle örnek olabilirler. Kimsenin kimseyi değiştirme gücü olmaz.

Renkleri, boyları, ırkları insanın kendi tercihi değildir. Bu, Tanrı vergisi. Bu verginin kıymetini bilenler birbirlerini ancak anlayabilirler. İnsan insanın ne cenneti ne de cehennemidir. İyi ve güzele yönelen için sevinç duyulur, diğerlerine üzülünür. Ölmeye ve öldürmeye değil, canlara can katmaya bakılırsa kurtuluş yolu açılabilir. Gerisi ölüm ve yıkım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?