Reklamı Kapat

“Tarihi ayıptan döndük”

Türkiye-Andorra milli maç yazısı için attığımız başlık bana ait değil. Bu başlığın, bu cümlenin kahramanı Milli Takımlar Teknik Patronu Şenol Güneş’tir.

Gerçekten de öyle. Tarihi bir ayıptan dönmüştük. Rakip Andorra, Fransa ile İspanya arasında kalmış bir prenslik. Nüfusu Çatalca kadardır. İspanya’ya olan külfeti yüzünden bağımsızlığına kavuşmuştur. Ana dili Katalancadır. Dağlık bir araziye sahip olduğundan tarım, hayvancılık ve sanayi gelişmemiş bu yüzden turizmden eğilim göstermiştir. Yılda 14 milyon turist bu ülkeyi ziyaret etmektedir. “Gümrüksüz Alışveriş Ülkesi” olduğundan günübirlik de olsa geleni gideni çoktur. Dağlarındaki otların çeşitliliği parfümlerini ve yoğun kar yağışı da kış turizmini ünlü hale getirmiştir.

Futbolu ise gelişme göstermektedir fakat bir üst segmente atlayacak kadar teknik kapasiteli, fizik kondisyonlu oyunculardan kurulu bir takım değildir. Henüz değildir. Gelecekte bu tip takımların futbolda ve sporda çağı yakaladıklarına şahitlik edeceğiz. Lüksemburg bunun en güzel örneği. Malta’da kıpırdanmalar var, alt yapıya büyük önem veriyorlar. Keza Faroe Adaları dişine göre rakipleri yenebiliyor. Dev markalardan ise büyük fark yemiyor. Cebelitarık artık 10 gol yemiyor. Kosova, Karadağ, Kuzey Makedonya gibi takımlar ekolü olan takımlar. Yetenekli futbolcuları her dönemde çıkıyor. Yani aradaki makas giderek kapanıyor.

Şimdi Andorra’nın puan durumuna bakıyorsunuz. İstanbul’a gelene kadar 10 gol yemiş hiç gol atamamış. Güneş maçtan sonra itiraf etti: “Tarihi fark bekliyorduk.” Evet maça gelen, maçı izleyen, az çok futboldan anlayan herkes tarihi olmasa da 3-4 gol aralığında bir fark bekliyordu. Andorra’nın, TRT1 maç spikerinin ve bizim futbolcularımızın dediği gibi çok kapandığını ve katı bir defans yaptığını ben gözlemlemedim. Çünkü öyle olsa gol pozisyonları bulmazdık. Rakip 1 veya 2 pozisyon size verir, siz de bunun birini son dakika atarsınız o zaman söylemler doğruydu derdim. Rakip bırakın katı bir kapanmayı, daha duran top ofsayt taktiğini bile yerine getiremiyor. Eee hatırı sayılır boş pozisyonlar da bulduk. Kiminde daha önceki yazılarımızda ifade ettiğimiz gibi doğru yerde, doğru zamandaydık fakat doğru vuruş gelmedi. Kimin de ise hepsini doğru yaptık, fakat bu kez de rakip oyuncular doğru hamleleri yaptı. Andorra rakibe, topa ve oyuna sert bir futbol sergiledi. Bu da oyunun ruhunda var. Yusuf Yazıcı teknik bir futbolcudur. Fakat Rıdvan Dilmen gibi rakipleriyle fiziksel oyunlarda doğru pozisyon alamıyor. Sabit ayağını, omuzlarını ve rakibi kontrol edip gardını kullanamıyor. Ve oynadığı mevki nedeniyle faullere maruz kaldığından bu tip darbeleri ağır atlatıyor. Andorra kendi sahasında öbeklendi, dikkatliydi ve yerinde dokunuşlar yaptı. Eee tabi topa ve rakibe sert oynayacağı da belliydi.

Şenol Güneş dâhil millilerimiz oldukça gergindi. Suratlardan belli oluyordu. Neyin gerginliği idi anlam veremedik. Bu da oyunumuzu etkiledi. İstanbul seyircisi gerginliği diyeceğim fakat taraftar golden sonra coştu!

Hem Fenerbahçe, hem Milli Takım kaptanı Emre, rakibe ve hakeme hırsını ve öfkesini bırakmalı. Oyuna ve topa hırslı olmalı. 40’ından gün aldı, mutlu yıllar, nice yaşlara diyelim. Fakat kendisi bu huyunu düzeltene kadar daima bunları yazacağımızı söyleyelim.

Cengiz’in yokluğunda formda Deniz Türüç, Abdülkadir Parmak, Yunus Mallı ve Efecan Karaca varken Güven’i oraya çekmek yanlıştı.

Emre’nin sarı kartı varken ve ikincisi için şartlar müsaitken oyunda tutmak doğum günü ile alakalı olmasa gerek diye düşünüyorum! Aksi takdirde bunun profesyonellikle alakası yoktur! Güneş’in itiraf ettiği gibi rakip Andorra idi madem genç ve formda yetenekleri böyle takımlara karşı oynatarak kadroya kazandırırsın veya kazandırmalısın! Bilmem anlatabiliyor muyum?

Neyse, Ozan oyuna girdi, doğru yerde topla buluştu ve bu kez Andorra savunması kaleci topa dokunamadı da Ozan attığı golle o gece yazılan tüm maç yazılarını masa üstündeki çöp sepetine yollattı.

Biz Fransa’yı nasıl yenebiliyorsak bizden daha alt klasmandaki takımlar da bizi yenmek isteyeceklerdir. Haddimizi bilerek oynarsak, rakibi küçümsemez isek “tarihi ayıptan da dönmeyiz”.

San Marino o güne kadar futbol hayatında ilk kornerini bize karşı kazandı. Nasıl atacağım diye yedek kulübesine geldi. Taktik aldı ve ilk gollerini bize attılar kornerden! Ne kadar ayıp!

Şimdi rakip Moldova. Yukarıda yazdığım ısıran takımlardan. Romanya ekolünden geliyor. Önceleri 3-5 atıyorduk. Sonra sıkıntılı anlar yaşadık. Şenol Hocam dikkat derim. Bu sefer tarihi ayıptan dönemeyebiliriz.

Şenol Güneş’in, “Bataklığı kurutmalıyız” cümlesini Moldova maçı sonrasına bırakıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?