Reklamı Kapat

Diyarbakır Anneleri

Annelerin yüreği bin parçaya bölünmüş.

Kan dolmakta.

Fakat anne acıları da, pazarın pis reyonlarına atılıp, bölümlenmekte, ayrımlanıp, “çürük çıkma”lara itilmekte.

Tıpkı Uygur ya da Gazze anneleri gibi onları da duyan işiten yokmuş gibi davranılmakta.

Tıpkı 25 yıl önce Taksim’de fail-i meçhul cinayetlere kurban giden evlatlarını, ellerindeki fotoğrafları ile aramak için oturma eylemi yapan “Cumartesi Anneleri”ne polisin kem davranışları gibi “Diyarbakır Anneleri”ne de hoş geldiniz demiyor egemenler.

Geceleri başlarına çöp döküp, yüzlerine tükürmekteler. 

Onlar da, gözaltında iken öldürülen gazeteci Metin Göktepe’nin, hak arayan annesi kadar saf ve temiz her biri.

Ya da doksanlı yıllarda Van’daki belediye parkında, yağmur yemiş çadırlarında bebekleri ıslanmış kadınların göğsünü vurduğu “niye çıkarıldık köyümüzden biz” ağıtları kadar acıklı, yüreklerindeki evlat hasreti.

Asit kuyularında kemikleri eritilerek yok edilen mazlumların, ikiz kardeşiydiler oysa.

Onlar ki halkın en saf ve temiz kesimi.

Anneler.

Söyledikleri gibi onların çocukları İsviçre dağlarında kayak yapmıyorlar, yurt dışında özel okullarda okumuyorlar.

Parasızlık, yoksulluk onlara ama dağ kadrosuna evlat göndermek de yine onlara düşmekte.

Haklı olarak sormaktalar, egemenlere, zenginlere, rant yiyenlere; “Biraz da sizler gönderin çocuklarınızı dağa.”

Bir annenin en değerli varlığı, çocuğu.

Onunla ayakta kalmakta.

Gittiğinde ya da götürüldüğünde 15’inde 17’sinde olan kuzularının fotoğrafları ellerinde hesap sormaktalar.

Evlat nöbetine elbet katılım çok az.

Sebebi de bölgenin hâlâ korku ırmağı, ölüm sağanağı, hayaletler vadisi olmasından.

Bağrı yanık anneler, evdeki diğer çocuklarının başına bir hal gelmesin diye çok arzu etseler de, eyleme geniş kitleler olarak katılamamaktalar.

Ülkenin her yöresinden destek gelirken, aydın sanatçı denen takım sessiz; görmemeyi, duymamayı, konuşmamayı seçmekteler.

Hacire Anne, özgürlük meşalesini yakmıştır;

“Diyarbakır’da genç bırakmadınız, ya toprağın altında, ya cezaevinde… Bir evden üç insan almak nerede görülmüştür.”

22 yaşındaki kuzusunu kurtlardan, sağ salim, parçalanmadan almıştır.

Bebeğinden katil yapılıp, masum insanları öldürmesini, engellemiştir.

Morglarda evlatlarının kanlı cesetlerini teşhis eden, ya da cenazesini bile bulamayan,  mezarına olsun gidip ağlayamayan kayıp çocukların bütün yüreği yaralı annelerine umut olmuştur.

Güneydoğu insanı, ferasetlidir, bu tablodan hayır doğacaktır, egemenler alay etse de; bir avuç annenin hayatını ortaya koyarak başlattığı eylemden, bölge adına kardeşlik, barış ve özgürlük çıkacaktır.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?