Reklamı Kapat

İnsan

Hayat kitabımız Kur'an-ı Kerim'de muhtaç olduğumuz hukuk, ilkeler, ölçüler/kriterler, bilgiler, haberler... Her şeyin beyanı var.

    İnsan ile ilgili doğru bilgiler, ancak İslam'dan öğrenilebilir. İnsana "birey" demiyoruz. Allah ve Elçisi'nin ifadesini tercih ediyoruz. Kelime ve kavramlarımıza da farklı ifade ve anlamlar yüklenerek zulmediliyor.

   "Adem, insanlığın babası. Topraktan yaratıldığından bu isimle anılmış. Değişik maddelerden, farklı güçlerden meydana geldiğinden bu adı aldığını söyleyenler de var.

    İns kelimesi, cin kelimesinin zıt anlamlısıdır. Üns ise, nefretin zıddıdır. Ünsiyeti çok olan, ünsiyet edilen kişi.

    İnsan, neslinin birbiriyle uyumlu bir yakınlaşmadan başka ayakta kalma şansları olmayacak bir şekilde yaratıldığından bu ismi almıştır. Bu nedenle insan tabiatı gereği "medeni"dir, denmiştir. Ayrıca, Allah-u Teala'nın kendisiyle yaptığı anlaşmayı (Araf/172) unutmasından bu ismi almıştır da denmiştir" (Müfredat).

    İNSAN hem aceleci, zalim, cahil, cimri, hırslı, nankör, husumet sahibi, cedelci kuvvet (özellikleriyle) yaratılmıştır. Hem de bu vasıflardan uzak durması, aksine olumlu-karşıt-vasıflar kazanması emredilmiştir.

    İnsan yeryüzünde Allah-u Teala'nın emanetini (kulluk, hilafet) (Ahzab/72) üstlenen "halifetullah", "eşrefi mahlûkat", "ahseni takvim" (Tin), "Mükerrem" özellikleriyle zikredilmektedir.

    İnsan yeryüzünde hilafetiyle (Bakara/30) adaleti (Hadid/25) ve imarı (Hud/61) sağlamak yetki ve sorumluluğundadır. Emaneti (Ahzab/72) de bunun için üstlenmiştir.

    *İlmin en değerlisi tevhit/marifet ilmidir. "Amelin üstünü marifetullahtır", "Nefsini bilen Rabbini bilir" buyurmuş, Efendimiz (s.a.v.). Ayrıca, nefsimizin bize şeytan gibi düşmanımız olduğunu, düşmanlarımızla cihat etmemiz gerektiğini de bildirmiştir. Tevhit, marifet, nefsin tezkiyesi, kalbin tasfiyesi konuları tasavvuf ilmine aittir.

     "Nefsini arındıran kurtulur" (Ala/14-16, Şems/7-10).

     "Nefsini arıtan kurtulur, kirleten hüsrandadır" (Şems/10).

     "Nefsini tanımak ubudiyetin/kulluğun esaslarındandır. Tanıyanlar ona muhalefet ederler. Nefsini (ubudiyetini)tanıyan Rabbini tanır. Fakr kulun, gına (zenginlik)Allah'ın sıfatıdır" (A.Rufai Hz.)

    "Rahman suresinde Kur'an, insan, beyan sıralamasındaki hikmet, insanın Kur'an bilgisi aldıktan sonra buna uygun beyanda bulunması gereğidir."

   *"İnsan, küçük kâinattır. (Âlemi sugra) Kâinatta ne varsa insanda da vardır" (Hz. Ali).

   *"İnsan kendi kıymetini bilemedi. Kendisini ucuza sattı" (Hz. Mevlana Celaleddin).

   *Kur’an... İnsan... Kâinat... Birer Kitaptır. İnsan (mümin) Kur'an/Kitabı ile tüm eşyayı, âlemleri, olayları, insanları ve kendisini, "Yaratan Rabbinin adıyla oku"r, (Alak/1) "oku"malıdır... Kelâm (ayetleriyle) tekvin ayetlerini okur.

     Ancak böyle "oku"rsa doğru okumuş olur; yoksa vahiyle olmayan tüm "oku"malar akli, şeytani, hevai olur; yanlış olur. Okumalar yanlış olursa, hükümler, kararlar, kurallar, davranışlar, tercihlerimiz de yanlış olur...

    "Hak"tan öte batıldan başka ne var ki? (Yunus/32). Kendimizi, nefsimizi bilmeden/tanımadan Rabbimizi nasıl doğru olarak tanıyabiliriz? O’nu (c.c.) tanımadan O'nun dininin/emir ve yasaklarının/hükümlerinin/ yolunun üstünlüğü, eşsizliği nasıl anlaşılabilir? O’na kulluğun şerefine nasıl ulaşılabilir ki?

     Biz, O (c.c.) bize bildirmeden neyi, nasıl bilebiliriz? Bizi yaratıp, bize "oku"mayı, beyanı, kelamı yazmayı (bilmediklerimizi) O (c.c.) öğretmedi mi?(Alâk/1-5, Rahman/1-4).

  Hangi filozof hangi aklıyla/hevasıyla bize hakikat diye hangi safsatayı pazarlayacak?! Vahiyden başka hakikat mi var ki? "Doğrumuz İslam, yanlışımız İslam'dan başka her şey." NFK

    *Hidayetten, Furkan’dan/Fıkıhtan mahrum akıl, vahyin nurundan aydınlanmadığı için tefekkürde şaşırır, debelenir durur. Hem sapar, hem de saptırır... Bu nimetlerle aydınlanan, tefekkür, tezekkürle beslenen mümin ise "arif" olur. Birincisi filozoftur. İkincisi de ariftir. Arif, tefekkürle beslenirken tevhit sınırlarını aşmamaya özen gösterir. Allah-u Teala'nın Zatını tefekkürde duracak, bir adım atmayacak. "O'nun benzeri/misli yoktur" (Şûra/11). Ayetini okuyacak. Tevhidin öteki yönleri, anlamları üzerinde yoğunlaşacaktır. İdrakten/anlamaktan aciz olduğunu anlayacak ki anlamış ola...

    *Vahye dayanmayan/aykırı akli, hevai görüşler/okumalar batıldır. Dolayısıyla İslamsız "insan meçhuldür. "Akıl, nakle aykırı olmaz, olmamalı." "Akıl vahyin elçisidir" (A. Rufai). Akıl, tek başına yeterli olsaydı, vahiy gönderilir miydi? Sorusunu sorar, akıl. Akıl en büyük nimetlerden olarak nakil sınırlarında kalacak. Vahiy üstüne söz söylenebilir mi? Vahye uygun ise söylenir... Tüm filozoflar toplansalar vahye aykırı hakikat adına bir cümle kuramazlar. İblis vahye karşı bir söz söyledi cennetten kovuldu, lanetlendi... Tağutlara da sınav hikmeti gereği izin veriliyor. Ve şirk denen en büyük zulüm de affedilmiyor. Şirk, iyilikleri de yok ediyor... Bu nedenle felsefe mayınlı bir alan...

     Bizim, filozofların, sosyologların vahye aykırı/hevai/karanlık mesajlarına değil, vahyin diriltici, aydınlık mesajlarına ihtiyacımız var.

     İNSANLA İLGİLİ AYETLERDEN:

   *Her şey insan için (Bakara/29). İnsan da dünyada sadece Allah'a kulluk/itaat için yaratılmıştır (Zariyat /56).

   *İnsan "Âlemlerin Rabbi'nin beyatı" ile şereflenmiştir (Araf/172). Kitaplar/Kur'an O'na gönderilmiştir.

   *Surelerden birisinin adı da "İnsan"dır.

   *İnsan "halife" sıfatıyla dünyada Allah adına/O'nun hükümleriyle hükmederek adaleti sağlayacak ve yeryüzünü imar edecektir.

     İnsan topraktan yaratılmıştır (Hud/61).

     "Halife olarak görevlendirilmiştir" (Bakara/30).

     "O, sizleri yeryüzünden yarattı ve orayı imar etmek üzere görevlendirdi" (Hud/61).

     "Bir erkekle bir dişiden yaratılmıştır" (Hucurat/13).

     "Varlıkların çoğundan üstündür" (Bakara/34, Araf/11).

     "Emanete talip olmuştur" (Ahzab/72-73).

     "İmtihan edilen varlıktır" (İnsan/2, Muhammed/31).

    "(Sadece Allah'a) İbadet/kulluk için yaratılmıştır" (Zariyat/56-57).

    "Meşakkat (zorluklar) içinde yaratılmıştır (Beled/1-4). "Nankördür" (Hud/9-10).

    "Acizdir" (Maide/30-31, Nahl/4).

    "Hırsına düşkündür" (Mearic/19-21, Fecr/16-20).

    "Sabır ve tahammülü zayıftır" (Nisa/28).

    "Renklerimiz, dillerimiz farklı yaratılmış" (Rum/22).

    "Soy ve hısımlara ayrılmışız" (Furkan/54). "Irk üstünlüğü yoktur" (Hucurat/13).

    "Soy-sopla övünmek yok" (Tekasür).

    "İnsana doğru yol gösterilmiştir" (İnsan/3, Âlâ/3).

    "Hayır ve şer gösterilmiştir" (Beled/10, Şems/8).

    "Dileyen iman eder, dileyen kâfir olur" (Kehf/29).

    "Zenginlik üstünlük sebebi değildir" (En'am/52-53).

    "İnsana bilmediklerini öğreten Allah'tır" (Bakara/32, Alak/5).

    "İnsan nimetlerden sorulacaktır" (Tekasür/8).

    "Nimetler sayılamayacak kadar çoktur" (İbrahim/34, Rahman/10-78).

    O senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön.

    Nefsini arındırıp, felaha (kurtuluşa) erenlerden olmak duasıyla...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Kamil Abdullahoğlu - İnsan ile ilgili yazı mükemmel. Mutlaka okunmalı

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Eylül 20:52

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?