Reklamı Kapat

Topluluktan topluma-III

Topluluk ve toplum kavramları temelinde, ilk iki yazıda yapılmaya çalışılan irdelemeleri anlaşılır hale getirme bakımından, kısa süre önce Batman Otogar’ında meydana gelen elim ve çarpıcı bir olayın, örnek olarak üzerinde durulabilir.

Olay, haber olarak verilişine bakıldığında tipik bir kan davasıdır. Birkaç yıl önce vuku bulan bir öldürme vakası, iki aile arasında kan davası şeklinde algılanıp tanımlanıyor. Böylece, iki ailenin ilişkisi, algılanıp tanımlanan kan davası çerçevesinde temellendiriliyor. Mensuplarından birisi öldürülen taraf, en azından öldüren tarafa misliyle, yani onlardan birini öldürmek suretiyle bir bakıma mukabelede bulunmakla kendisini yükümlü sayıyor. Ancak bu yükümlülük, aslında bir hakkın da kaynağı olarak görülüyor ki, buna Hukuk Tarihi’nde “ihkak-ı hak”, yani “öç alma hakkı” denilmektedir. Aslında bu bir ceza ve cezalandırma yetkisidir. Bundan dolayı hukukun, aynı zamanda hak ve ceza kavramlarının gelişiminin bir dönemini ya da evresini de ifade eder. Bir hukuki kavram ve kurum olarak “ihkak-ı hak”kın kabul edilip geçerli sayıldığı toplumlar, kültür ve uygarlık bağlamında henüz istenilen ölçü ve seviyeye ulaşamamış topluluklar şeklinde tanımlanarak değerlendirilirler. Bu tür topluluklar, başka topluluklarca aktarılacak değerler, kültürler üretme düzeyine ulaşamamış insan toplulukları (kabile, aşiret, zümre, grup vb) konumundadırlar. Mesela Yeni Zelanda’da Aborcinler, Afrika ve Güney Amerika’da hâlâ yaşayan birtakım kabileler böyledir. Malinowski, Lévi-Strauss, M. Eliade, M. Weber gibi antropologlar, dinler tarihçileri, sosyologlar bu konularda farklı görüşler ileri sürerek yeni tartışmaların önünü açmışlardır. Şu da var ki, kültür ya da insan bilimleri şeklinde tanımlar önerilen, genel olarak toplum bilimleri kapsamında yer alan tarih başta olmak üzere, hukuk, ahlak, din bilimlerindeki kavram ve kurumlar, doğa bilimlerinden farklı olarak, kesin bir zaman, dönem ile sınırlandırılamaz. Toplum sürecinde, bazen biçim, işlev ve amaç çerçevesinde değişimlere, dönüşümlere uğrayarak etkilerini sürdürürler. Sözgelimi Batı toplumlarında “düello” olarak adlandırılan bir olgu, bir anlamda ihkak-ı hakkın şekil değiştirmiş bir görünümü sayılmıştır. Ünlü Fransız yazar Prosper Mérimée “Colomba” (çev. Tahsin Yücel, Varlık Yayınları, İstanbul 1958) adlı romanında, öç almanın adeta kültürel, özellikle de hukuki bir kurum anlayışını çarpıcı bir üslupla anlatmıştı.

İstanbul Hukuk Fakültesi’nde Doktora çalışma sürecinde, Ceza Hukuku alanında kan davası konusuna merak duymuş, malzeme toplama çerçevesinde, o zaman Cumhuriyet Savcısı görevini sürdüren Mehmet Gökalp’ten somut olay örnekleri istemiştim. Çoğunlukla kan davası olayının Güney Doğu bölgesinde yaygın olduğu kanaati içindeydim. Savcı Gökalp, Karadeniz Bölgesi’nde de olayın yaygın bulunduğunu belirtmişti ve bu bilgi beni doğrusu şaşırtmıştı.

Yazıyı uzattığım sanılmasın. Yukarda zikrettiğim Batman Otogarı’ndaki olayın tam anlaşılması ve doğru bir değerlendirilmesi yapılabilmesi için, bir takım hatırlatmalara ihtiyaç vardır. Açıkçası söz konusu olay, toplum, kültür, yönetim, devlet, hukuk, maşeri vicdan gibi kavramlar ve bunların algılanış ve kavranış düzeyinin ne durumda olduğunu göstermesi bakımından çarpıcı bir olaydır. Kan davası gibi meş’um bir fiil güpegündüz, insanların seyirlik bakışları, güvenliği sağlamakla yükümlü görevlilerin bu görevin ne anlama geldiğinin bilincinde olmadıkları davranışları altında, otogarda kovalanarak bıçak darbeleriyle yere serilmiş bir insanın can çekişmesi ve failinin elinde sopa başında beklemesi sahnesiyle zirve yapıyor. Aldığı bıçak darbeleriyle kan kaybetmeye başlayan o gencin varacağı kaçınılmaz ölüm anı, topluluktan topluma, ihkak-ı haktan hukuka, zorun oluşturduğu yönetimden devlete, ilkel duygulardan insani erdemlere, kör adet ve örften insanı yücelten kültüre, ilkellikten uygarlığa ne kadar mesafede bulunulduğunu soru ve sorun olarak ortaya koyuyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?