Reklamı Kapat

Sembolik değer

Bir dil, onu kullanan insanların derinliği ile yakından alakalıdır. Bu derinlik coğrafya, tarih ve siyasetle ilgili olduğu kadar medeniyet, felsefe ve kültürle de dirsek teması halindedir. Özellikle de kendilerine ince kavrayış verilmiş toplumlar ve o toplumların içinde yer alan düşünürler, şairler ve zarifler bu ağır yükü sırtlanmış, insanlığa mihmandarlık yapmışlardır.

Dildeki bu varoluşun en önemli değerlerinden biri de şüphesiz dilin taşıyıcı özelliğidir. Üzerine bina edilerek ilerleyen bu tavır bir çeşit hafıza, bir doku oluşturur. Öyle ki yüzyıllar boyunca birbirleriyle savaşan, birbirlerine egemen olan toplumlar her ne kadar düşmanca bir tavırla birbirleri ile benzeşen yönlerini ayıklasalar da geçmişin muhafazası için ortak kullandığı harfleri değiştirmemişlerdir.

Nitekim süregelen değer ve tarihi müktesebat dil ile özdeştir. Dolayısıyla bir harf, bir milletin irfanını serilmeyebilme kudretine sahip iken bir alfabe, bir millete olanca uzak ve olanca kifayetsiz kalabilmektedir.

İnsan düşüncesinin bu yönü ile sembollerle olan bağı dil ile başlar. Dil hakkında ortaya konan betimlemeler güçlü bir şekilde teolojik, antropolojik, mitolojik yahut felsefi temelli olabilir. Ancak dilde bir yozlaşma olduğu takdirde hiçbir kategori gözetmeksizin semboller anlam değerini hızla yitiriverir. Bir kalem oduna, bir ev betona, bir kalp et parçasına dönüşüverir. Gelenek, pranga gibi; görgü, protokol gibi; eğitim, baskı gibi; edep, boyunduruk gibi algılanmaya başlar.

Sembolik formun ya da dil ve düşünce arasındaki tılsımın en değerli kavramlarından biri de şüphesiz “hikmet”tir. Özellikle günümüzde faydacı çıkarcılığın, bencil ferdiyetçiliğin, baskın duyusallığın, mekanik düşünselliğin, kaotik politikliğin hayatı domine eden asli unsurlar olarak belirmesi hikmetin büyük darbeler almasına sebep olmuştur. Hikmet bütünüyle yitik hale gelmiştir.

Yine bilimden önce felsefeye maruz kalmalı insan (!) Yoksa bu zihinler nezdinde insan ruhu ve aklı bozulabilmekte, düşünce kodlanabilmekte, robot idrak sahibi olabilmekte, yapay zekâ sezgileyebilmekte, kararlı ve tutarlı olabilmekte, bilgisinin sürekliliği ölümsüz olarak tasnif edilebilmektedir. Ne garip şey! Buna sanayi devriminin atıkları da desek, Batı düşüncesinin ilhamı da desek, post/modernizmin aleladeliği de desek sonuç; insanı bir çeşit kıymetsizleştirme eylemi olarak tüm çıplaklığıyla karşımızda durmaktadır.

Herhangi bir şeyin sembolik form niteliği taşıyıp taşımadığının en asgari göstergesi ise sembolün varlığını fark edebilecek bir zihinsel hazır bulunuşluktur. Eğer bir insan en basitinden herhangi bir sembolün varlığından habersizse sembole anlam yükleyemez. Bundan dolayı zihinde sembolün varlığına dair bir bilinç, altyapı, donanım olması gerekiyor.

Nasıl ki bir çocuk, deyim veya atasözlerindeki benzetmeleri sadece duyusal düzeyde algılıyor ve meselenin bam telini yakalayamıyorsa bir insan da “hikmet zeminini” yakalayamamışsa sembollerin varlığından haberdar olamaz. İlahi mesajları algılayamaz. Yıldızların, canlılığın hatta kendinin varlığına karşı anlamsız bir bakışa saplanır. Bakar ama göremez.

Medeniyetten ve medenilikten alınan pay da yine bu sembolik değere, hikmet izdüşümüne bağlıdır. Şiire, sanata, estetiğe, retoriğe olan yatkınlık bu sebeple önemlidir. Medeniyetinin sembolik çağrışımlarını göremeyen zihinler nezdinden “büyüklük”, “hamaset” ve “hakaret” değerli olandır. İhtişam, büyüklükte gözlenir. Heyecan, hamasette duyulur. Hitabet, hakarette aranır.

Sembol okuması diğer yönü ile içinde bir çeşit makasıd barındırır. Şehirden maksat nedir? Siyasetten maksat nedir? Ticaretten maksat nedir? Camiden maksat nedir? Adaletten maksat nedir? Eğitimden maksat nedir? İlimden maksat nedir? Yaşamaktan maksat nedir? Kalkınmadan maksat nedir? Benden maksat nedir? Bizden maksat nedir? Makasıddan maksat nedir?..

Bundan dolayıdır ki hayatımızın birçok safhasında kullandığımız “sembolik” ifadesi bir küçümseme, kıymetsizleştirme, gerçek anlamını yitirme değil, tam tersine bir değer atfetme, değer biçme, değer katma becerisidir.

Biraz düşünmeli! Sembolik değerin, sembolik değerimizin neresindeyiz? Hikmet nimeti ile taçlanmış mıyız?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Yalanız - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?