Reklamı Kapat

Soru çok ama en çarpıcı soru şu!

Abdullah Gül parti kuracak mı, kurmayacak mı?

- Ali Babacan parti kuracak mı, kurmayacak mı?

- Ahmet Davutoğlu parti kuracak mı, kurmayacak mı?

- Aslında partiyi Ali Babacan kuracak, perde arkasında ise Abdullah Gül mü olacak?

- Ali Babacan’ın parti kuracağı şuradan belli; yıllarca bakanlık ve milletvekilliği yaptığı partisinden, AK Parti’den istifa ettiğini açıkladı. Bu yeterli değil mi?

- Ahmet Davutoğlu daha partisinden istifa bile etmedi! İhraç edilmeyi mi bekliyor, acaba? Ama zaten Ahmet Bey, TV5’te, “Beni zaten delege bile yapmayarak ihraç ettiler bir bakıma!” dedi mi, demedi mi?

- Bunun da ötesinde, Davutoğlu, TV5’te “Halkın ihtiyacı varsa parti kurulur. Bunu çekingen, mahcup bir edayla söylemiyorum, kararlı bir şekilde söylüyorum: Halkta talep ve beklenti artıyor. Dolayısıyla yeni bir siyasi harekete ve partiye ihtiyaç var.” cümlelerini kullanmadı mı?

- Tüm bunların yanında Ahmet Davutoğlu, sayfalar dolusu bir ‘manifesto’ açıklamadı mı?

- Abdullah Gül ve Ali Babacan cenahında siyasi parti hazırlıkları var, parti 31 Mart 2019 seçim sonuçlarına göre start verecek. Yok, ama hayır; 2019’un sonbaharında kurulacak!

- Hayır, hayır bu da değil, yeni parti 2020’nin ilk ışıklarında kendisini gösterecek! Hatta o kadar ki kuruluş tarihi bile fantastik; 02.02.2020. Yani, 2020 yılının ikinci ayının ikinci günü… Ne kadar da ilginç, hiç akıldan da çıkmaz ama değil mi?

- Yoksa, yoksa üç isim birlikte mi parti kuracak?

- Ahmet Davutoğlu, Ankara’da yer bile tuttu, siyasi parti kuruluş çalışmalarını yürütmek için! Hemen her gün farklı illerden gelen heyetlerle görüşmüyor mu?

- Abdullah Gül ve Ali Babacan cenahında da son dönemde dikkat çekici bir hareketlilik gözlemlenmiyor mu?  

***

Ey sevgili okur, bir dakika!

Bunların hepsine tamam, bunlar kamuoyunda konuşuluyor! Bu sorular evlerde, kahvede, sokakta soruluyor…

Haftalardan bu yana, en çok izlenen TV’lerin tartışma programlarında, en önemli gündem maddelerinden de birisi hatta önemlisi bu husus. Köşe yazarları aylardır bu konuyu işliyor!

Bir itirazım yok! Elbette konuşulacak ve de tartışılacak!

Tümüne tamam da;

 - Bugüne kadar Abdullah Gül’den ya da Ali Babacan’dan, “Ahanda parti kuruyoruz!” diye bir cümle duydunuz mu?

- Bugüne kadar bu konu hakkında yazılanlar çoğunlukla ikinci, üçüncü kaynaklara dayandırılan haber ve yorumlardan oluşuyor.

- Bugüne kadar, hadi geçtik Abdullah Gül ve Ali Babacan’ı, Gül ve Babacan’la irtibatlandırılan isimlerden bir somut açıklama geldi mi? Hep dolaylı açıklamalar gelmedi mi?

- Bugüne kadar Ahmet Davutoğlu’ndan, “Yeni bir siyasi harekete ve partiye ihtiyaç var.” öngörüsü dışında, “Şu tarihte tabelamızı asıyoruz. Şunlar şunlar da bizimle beraber hareket eden isimler. Parti programımız da şu maddelerden oluşuyor…” türünden bir açıklama duydunuz, işittiniz mi? 

***

Gördüğünüz gibi onlarca soru… Yüzlercesini daha sorabilirsiniz…

Ama tüm bu soruların devamında en kritik soru şu;

- Yeni siyasi parti arayışları çerçevesinde, aylardır devam eden tüm bu tartışma, öngörü, eleştiriler sonunda siyasi parti kurul(a)mazsa nasıl bir fotoğraf yansır?

Daha doğrusu, ‘böyle bir parti/ler kurulmayabilir’ mi?

Sadece bir soru…

Sahi, bu durumda ne düşünürsünüz!

TARİHTE ÖRNEKLERİ ‘VAR’!

Futbolda ‘VAR’ (video hakem uygulaması) diye bir mekanizma var; maç esnasında geçmişe dönük bir enstantanede sorun görülüyorsa ‘VAR’a gidiliyor ve bakılıyor, hakem kararında hatalı davrandıysa hemen düzeltiyor.

Politikanın da ‘VAR’ı var, esasen!

Politikanın ‘VAR’ına gidelim mi? Hadi, gidelim ve izleyelim bakalım neler yaşanmış!

Mesela, bir zamanlar Mustafa Sarıgül’ün bir hareketi vardı; ‘Var’ mı hatırlayanınız; “TDH”, (Türkiye Değişim Hareketi). TDH, 1999 yılında kuruldu. “Çare Sarıgül” sloganıyla mitingler düzenledi bu hareket, ellinin üzerinde ilde ve ilçede teşkilatlandı.

Sonra hareket bir anda tüm etkinliklerine ilginç bir şekilde son verdi…

SURİYE TOPRAKLARINDA 4 ÖZERK BÖLGE!

İlyas Tongüç…

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı…

Suriye konusundaki açıklamaları son derece çarpıcı ve de dikkat çekici. Birkaç başlık vermek istiyorum;

* “ABD Ortadoğu’da küçük devletçikler kurarak ‘her petrol kuyusunun başında bir devletçik’ bulundurmayı planlıyor.”

* “1980 yılında CIA raporlarında Suriye’nin bölüneceği belirtildi. 11 Eylül olaylarıyla birlikte 22 ülkenin sınırının değiştirilmesi konusunda planlar devreye koyuldu.”

* “İsrail, 2011 yılı sonrası defalarca Suriye topraklarına yönelik hava operasyonu düzenlemiştir. Amerika, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarını desteklerken Rusya, Şam yönetiminin elinde bulunan S-300 hava savunma sisteminin kullanılmasına izin vermeyerek ve düşük dozlu kınama açıklamaları ile Siyonist rejime destek vermiştir. Rusya, ABD ve Siyonist İsrail’in Suriye ile ilgili duruşlarını net bir şekilde ortaya koydukları ve Suriye’nin geleceği ile ilgili büyük oranda anlaştıklarını görmemizi sağlayan 25 Haziran 2019’da Kudüs’te ABD, İsrail ve Rusya ulusal güvenlik danışmanlarının katılımıyla yapılan Suriye konulu toplantı olmuştur.”

* “ABD ve İsrail, Suriye’de; Fırat’ın doğusu, Fırat’ın batısı, Şam ve civarı ve Suriye’nin güneyi olmak üzere en az dört özerk bölge kurulmasını amaçlamaktadır.”

***

Sizce de yeteri kadar çarpıcı satırlar değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Iyildiz - Adnan Bey, bu AKP kaçkını kişilerin haber ve yorumlarıyla iyi-kötü reklamlarını farkına varmadan yapıyor muyuz acaba... Biz MİLLİ GÖRÜŞ İLKELERİni daha çok gündeme getirerek işimize bakmalıyız... Çünkü, ERBAKAN HOCAMIZ ve MİLLİ GÖRÜŞün her konuda haklı çıktığı artık herkesçe malum oldu... Bu adamlardan bize zerre miskale fayda gelmez, hatta zamanla çok zararlarını görürüz... Çünkü, tabanda bunların SAADETe katılabileceği gibi bir beklenti oluşuyor ve bu da atalete sebebiyet veriyor... Ki bunlar asla ve kat'a -mecbur kalmadıkça- SAADETe gelmezler-gelemezler... Bize kaş-göz kırpmalarının sebebi de, bizim sırtımızdan meşruiyet sağlamak, gerekirse kullanmak, geçmiş ihanetlerini unutturmak, fırsatı bulunca da yine görmezden gelip, küçümseyerek tekme atmaktır... Diyelim ki başarılı oldular, ne yapacaklar, 2. AKP yi kurup, siyonizmin taşeronluğuna devam edecekler... Al birini vur ötekine... Bunları iyi tanıyan biri olarak maalesef gerçekler bunlar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Eylül 16:06


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?