Reklamı Kapat

Müşterek…

İslam aleminin en büyük handikapı, hem Batılı devletleri, emperyalistleri, kapitalistleri bir tehdit ve düşman olarak görmek, bu minvalde söylemler ve sloganlar üretmek, hem de fırsat düşünce de bunlarla her türlü işbirliğine girişebilmek, her türlü ortaklığı yapabilmek. İslam aleminin geneline bakınca, yönetim anlayışı ve yönetici sınıfın milliği anlamında neredeyse elle tutulur tek bir ülke olmamasını, bir nevi Batı işbirlikçisi idarelerin tasallutunda bulunmasını bu durum açıklayabilir belki.

Türkiye’de de ABD, Batı, emperyalistler, kapitalistler, Siyonistler, muhafazakar kesim için en büyük tehdit ve düşman olarak adlandırılır. Dünya görüşünün ve siyasetin ana omurgası, bunlara karşı düşmanlık temelli şekillendirilir. Ancak bunların aleyhine geliştirilen söylemler, fırsat geldiğinde “nedense” eyleme dönüşmez bir türlü. Bir bakmışsınız ki, ABD ile, İsrail ile, AB ile “karşılıklı çıkarlar”, “ortaklıklar”, “müttefiklikler” vs gündeme gelmiş.

Türkiye’de sağ kesimin Amerikancılığı ve küreselciliği zaten kuşku götürmez bir gerçekken, bir de muhafazakarların fırsatı ele geçirince bu yola tevessül etmesine de şahit olduk. Miting meydanlarında veya kamuoyu önünde tersi söylemlerle kitleler oyalansa da, gerçekte hem ABD ile hem de İsrail’le ilişkilerde bugüne kadar görülmemiş yakınlıklar tesis edildi son dönemde. Üstelik bu yapılırken, kamuoyu önündeki söylemlerle  “kriz varmış” görüntüsü verildi, ancak eylem bazında ABD ve İsrail’in Ortadoğu ile ilgili tasarıları ve planlarına da büyük ölçüde kolaylık sağlandı.

İsrail’le kriz olduğu söylenen dönemde, ikili ticaretin tarihin en yüksek seviyesine çıkması veya İsrail’in OECD üyeliği konusunda Türkiye’nin veto hakkını kullanmaması, Mavi Marmara katliamının ardından imzalanan normalleşme anlaşması ve bu sayede İsrailli katil askerlerin Meclis kararıyla “aklanması” gibi hususlar bir yana, İsrail kurulduğundan beri Ortadoğu’da en rahat dönemini yaşamaya başladı. Bu sayede dikkatini Afrika’ya ve Kıbrıs’a verir hale geldi. Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la birlikte Türkiye aleyhine oluşturulmaya çalışılan yeni güç dengesinde rol alabilme imkanı buldu.

Aynı şekilde ABD ile ilişkiler öylesine bir noktaya geldi ki, Irak işgali için tezkere çıkarmaya hevesli siyasi iktidar, yetmezmiş gibi Suriye meselesinde de ABD ile “müttefik” olduğunu hatırladı ve “ortak “hareket etme gibi bir yola girdi. Bölgedeki çıkarı, “böl-parçala-yönet” odaklı olan ve İslam alemini tarumar edip Büyük İsrail için adımlar atan ABD ile nasıl olup da aynı çıkarlara sahip olduğumuzun sorgulanmaması ise yeni devrin İslami kesiminin bir numunesidir herhalde.

ABD’nin başına geçen müteahhit zihniyetli Trump ile yakınlık pozları verilirken, “züccaciye dükkanına girmiş fil”den hallice bir patavatsızlıkta olan Trump’ın sözlerine göre hareket edilir oldu. Hele ki, ABD dış politikasıyla yüzde 100 çelişir ifadeler ve taahhütlerde bulunan Trump’a itimat etmek gibi bir yanlışa düşüldü ki, gerçekten de anlam vermesi güç bir durumdur. Dışişleri’nin “yeni monşerleri”nin gelişmeleri okuması böyleyse eğer, sıkıntı daha da büyük demektir.

Trump’ın Ocak ayında sarf ettiği “Suriye’den çekiliyoruz” sözlerini “bayram ederek” karşılayan iktidar medyası, böylelikle kamuoyuna iktidarın ne kadar kararlı ve doğru bir dış politika yürüttüğünü ve ABD’yi bile köşeye sıkıştırdığı algısını pompalamak derdindeydi o gün. Aradan geçen zaman zarfında bırakın çekilmeyi, ABD’nin hem terör örgütüne yardımını daha da derinleştirdiği hem de çekilmek yerine daha da yerleştiğini gözlemledik. ABD dış politikasını ve bölgeye yönelik onlarca yıllık tasarılarını dikkate almayıp, halkı saçma sapan algılarla oyalamanın neticesi olarak doğal bir durum tabi.

Bugün gelinen noktada, Türkiye, ABD ile “müşterek hareket” edecek. Yeniçağ’dan Arslan Bulut’un “ABD oyalamıyor; iktidar, Türkleri uyutmaya çalışıyor!” adlı yazısında güvenlik uzmanı Abdullah Ağar’a dayandırdığı iddiaya göre, Türkiye ile ABD arasında mutabakatın sağlandığı güvenli bölge planı, PKK/YPG’nin planının aynısı. Akıllara bir zamanlar Irak’taki Kürt Bölgesel Yönetimi etrafında kopan fırtınalar ve bugün gelinen noktada bu yönetimin Ankara tarafından tanınması realitesi geliyor. Kamuoyu bir şeylere alıştırılmaya mı çalışılıyor?

Trump “çekileceğiz” demişti ama gerçek ise şu: “ABD, 23 Ağustos’ta Suriye’de YPG/PKK işgalindeki bölgedeki üslerine yaklaşık 60 tırla lojistik destek amaçlı yeni sevkiyat gerçekleştirdi. 2015’ten bu yana DEAŞ ile mücadeleyi gerekçe göstererek terör örgütü YPG/PKK’ya askeri destek veren ABD’nin Suriye’de halen 18 üs ve askeri noktada 2 bin civarı personeli bulunuyor.”

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Adnan - Daha önceki iktidarlar barzaninin önüne kırmızı halı sermişti bu iktidarda salih müslüm denen teröristtin önüne kırmızı halı sermişti,yani hangi iktidar gelirse gelsin abd'ye hizmet etmeye devam ediyorlar.Başımızdaki zat hala BOP Eşbaşkanı başka birşey demeye gerek yok.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Ağustos 13:27
01

Şeyhmüslüm - Beyefendi kendi ağzıyla BOP Eşbaşkanı olduğunu söylemedimi. Prede arkasında başka, perde önünde başka. Bu şekilde hem iktidarını sürdürüyor hemde Amerika ve İsrail ile ilişkilerini devam ettiriyor. Milleti de bu şekilde uyutuyor. Ne güzel...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Ağustos 10:38

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?