Reklamı Kapat

Bir mesele var

Mesele, sorun ve problem kelimelerine ilişkin geçen hafta yaptığımız girizgâh aslında bir metot tartışmasıydı. Yeni nesil dil bilimciler ve psikologlar dil becerileri ile ilgili çalışmalarda baskın olarak zekâ konusunu işliyorlar ancak burada asıl önemli olan, bir düşünce oluşturmaktır. Yani bazen kavranması zor olsa da bir hususun düşünce biçimiyle algılanması, hayata yansıması bakımından değerli bir kazanım sunar. Zekâ ise işin biraz nimet kısmı…

Kelimeleri özenle seçen, kelimelere derinliğini yansıtabilen insanları bu minvalde bir zekâ telaşı değil, görgü telaşı sarar. Nerede, neyin, ne şekilde konuşulduğunun hiçbir önemi olmayan ortamlarda dil inceliklerinin ve nezaketin açığa çıkması pek kolay değildir. Herkesin böyle bir ortama sahip olması beklenemez tabii ki ancak herkesin böyle bir ortama girebileceği bir kapı muhakkak vardır. Bunun bir uzantısı şüphesiz kitaplardır.

Kitaplar insana arada hiçbir perde olmaksınız yazarın düşüncelerini, ifade tarzlarını, yaklaşım biçimlerini vesaire sunarak bir görgülenme alanı açar. Her şey görüldüğü gibi güllük gülistanlık da değil, iyi bir kitaba denk gelmek bazen uzun soluklu bir mücadeleyi gerektiriyor. Ama bu yolun yolcusuna bu cefa ne ağır gelir ne de yoldan çevirir. Bulmak nasip işi ama aramak bir hakikat.

İnsanın bu dünyada en yatkın olduğu şeydir aslında “aramak”. Soru işaretlerini bilmem ama hayatı ünlemlerle yaşamak kaçınılmazdır. “Acaba” kimi zaman bir düşünceye, kimi zaman bir hisse, kimi zaman da bir vicdana dönüşüverir. İhtimallerin varlığı ulvi bir iman biçiminden en basitinden aldığımız kararlara kadar bizi sürükler, dahası dinamik kılar, zinde tutar.

Dolayısıyla fütursuzca, hoyratça önümüzde duran olanca güzellikleri geri çevirerek “Ne olacak! Öyle desek ne olur, böyle desek ne olur.” cinsinden ifadeler dönüp dolaşıp müddeiyi bağrından soluksuz yakalar. Onun için dikenlerle dolu bir bahçede yürümek kadar, muhatabının kafasında bir kuş varmış da her an uçacakmış inceliği kadar bir takva tarzına sahip olanlar ile bir millet ilerler, onlar ile medeniyet inşa eder, dünyayı güzelleştirir.

Mesele, sorun ve probleme dair oluşan bu noktayı bir çeşit güzelleştirme olgusu olarak görmek gerekir. Yakın bir örneği ile yola çıkıldığında filhakika “başörtüsü meselesi” dediğimiz zaman kastedilenle başörtüsü sorunu veya problemi dediğimiz zaman kastedilen aynı şeyler değildir.

“Başörtüsü Meselesi” başörtüsünün konuları olarak tesettür, renk, takma biçimi, kullanım alanları, kültür, moda, amaç biçimleri, kamu algısı, devlet ilişkileri gibi belirlenmiş bütün ilişikleri kapsar. Başörtüsünün kamuda serbest kalmasına rağmen tesettür olma halinden çıkması bu kategoridedir. Bir hak olarak başörtüsüne özgürlük kazandırıldı ancak tesettür kaybedildi.

“Başörtüsü Sorunu” dediğimizde başörtüsü ile ilgili belirli tikel bir olay anlaşılır. Sorun özellikle psikolojik temelli cevap ile kolaylıkla giderilebilir. Örneğin, başörtülü olduğu için üniversiteye alınamayan bir kişi bu durumu “Başörtülü olmak büyük bir şereftir.” cevabı ile çözebilir ve okula gitmeyi askıya alabilir.

“Başörtüsü Problemi” dediğimizde ise alternatif tercihler arasında bir yönelme hâsıl olur. Yani mevzu her halükarda çözüme kavuşturulur. “Burada okuyamıyorsam yurtdışında okurum.” veya “Vermiş oluğumuz siyasi mücadele sonuç verecek ve başörtülü bir şekilde okuyacağım.” mantığı duruma problematik yaklaşıldığını gösterir.

Benzer bir örmeği siyasi bir tasarım halini alan “Kürt Meselesi” ya da türevleri üzerinden de verebiliriz. Konunun ele alınış, hatta terennüm etme biçimleri siyasi partileri dahi birbirinden keskin hatlarla ayırabilmektedir.

Ne zaman bir siyasi rant ortaya çıksa bir “Kürt Sorunu” zuhur eder. Bir milliyetçilik trendi oluşsa “Kürt Problemi” konuşulur. Ve ne zaman konu hakkında esaslı bir çözümlemeye ihtiyaç duyulur ve çözümler dillendirilir, işte o zaman da “Kürt Meselesi” gündem yapılır.

“Kürtler bir mesele değil, millettir.” Amenna… Ancak konu bu değil ki! Durumun mesele olmasını hak ettiren şey Kürtlük bağı değil ki. Ortada temel insan hakları ve adaletin, ekonomi ve kalkınmanın, iç barış ve güvenliğin kâmil manada tesis edilmesi ile ilgili topyekûn bir düşünce arka planı var. Bölgesel ve uluslararası faktörler, jakobenizm, politik çıkarlar, tekebbür, şiddet ve bir tarihi müktesebat var.

Yani bir mesele var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Yalanız - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?