Reklamı Kapat

Sel, iklim, talan, tatil…

İnsanoğlu adeta doğaya düşman gibi davranmakta.

En küçük yağmurda şehirleri su basmakta.

Sebebi insanoğlu.

Her yan beton.

Sel suları, içine sızacak bir avuç toprak bulamadıkları için evlere, odalara, dükkânlara girmekte, etrafı talan etmekte.

Kötü olan beşer.

Kendi edip kendi bulmakta.

Ne ki masumlar can ve mal kaybı yaşarken para hırsı içerisindeki muhterisler, şatolarından izlemekte; cehenneme çevirdikleri yeryüzünü.

Orman yangınları için önlem alınmaması, ciğerlerimizin yanması, yeterli söndürme aygıtlarının bulunmayıp yüzlerce yıllık hazinelerimizin yitirilmesi bir başka zavallılığımız.

Ormanlar, yeşil cennetlerimiz; köprüler, yollar, otobanlar, meydanlar, viyadüklerden çok daha önemli.

Her orman yangınında seyirci kalmak; acınacak, zavallı, ilkel, vahşi bir durum.

Para tacirleri yakasına yapışacak mazlumlar aramakta.

Son kurbanlıklardan biri de Salda Gölü.

Millet bahçesi yaparak, etrafını yapılandırarak; iklime, kuş ve balık türlerine, yöreye, özel bitkilerine zarar vereceklerini düşünmüyorlar mı acaba.

Kartepe’de kaldığım köyde, satın alacak bir kilo domates bulamadım, sebebini köylü bir kadın anlattı:

“Yuvacık Barajı inşa edildikten sonra burada sebze yetişmiyor, domatesler kararıp çürüyor, bizler de marketlerden alıyoruz.”

Köylüler köylerinde sebze üretemeyecek denli iklimlerinin bozulduğunu anlatıp kan ağlamaktalar.

Siz milyonlarca yıllık doğal hayatın şifrelerini bozarsanız, doğayı hasta edip, iklimini, havasını, suyunu kirletip, toprağındaki minerallere vitaminlere zarar verip ürünlerin soyunu kesiyorsunuz.

Oksijen deposu Kaz Dağları.

Muhteşem ağaçları, çeşit çeşit florası ile milli servetimiz.

Dünyanın bir ucundan gelen şirket, siyanürle altın çıkarıp binlerce ağacı kurban etti.

Biz bir başka milletin ağacının dalına dokunabilir miyiz acaba.

Hem dokunmayalım zaten.

Nehirlerimiz, göllerimiz kurumakta, Sakarya Nehri’nde idim önceki gün, ne kadar da zayıflamış, çelimsizleşmişti. Pamukova’daki, Geyve’deki dereler kurumuş, çöl olmuş.

Dünyanın en büyük zenginliğinden biri olan zeytinliklerimiz son yıllarda müteahhitlerin, kedi ciğer bekler gibi beklediği kurbanlıklar. Milyonlarca zeytin ağacımızın başına çorap örmekle meşguller, diplerinde hangi madenler var deyip idam fermanı tasarlamakla uğraşmaktalar. O havasına doyamadığımız Ege’den zeytinler sürülüp çıkarılırsa; nefis havadan eser kalabileceğini mi sanmaktayız acaba.

Seller tatille eşanlamlı oldu son süreçte.

Mega kentin belediye başkanı Bodrum tatilinde.

Sel için gelip, kısa kalıp, vurgun yemiş halkından, yönettiği şehirden kaçarcasına; tatil cenneti Bodrum’a koştu.

Bu duruma herkes şaştı kaldı.

İnsanoğlunu oysa hatırlamıyorlar mı tsunamili depremde; cesetler çıkarılırken turistler denize girip tatillerine devam etmişlerdi.

Doğaya zarar verme, iklim değişikliği; insan tabiatına da ziyan verip, egoizm zirve yapmakta.

Tatil denen o farklı zaman diliminde, her şey dâhil cennetine geçip, sorunlardan azade, kafasını boşaltıp bulutların arasında dolaşıyor, yeryüzüne inip memleketine dönüp karnabahar yemek istemiyor.

Tatil dönüşü sendromuna yakalanıyor, hastalanıyor, hayata dönemiyor, arafta kalıyor.

Komşularına katlanamıyor, hastalarına bakamıyor, dosyalarına eğilemiyor.

Fakat doğayı katlederek, torunlarının cennetlerini kendi eli ile yok ettiğinin, işte bu acı gerçeğin farkında hiç olmuyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?