Reklamı Kapat

Kendimizi temize çıkarmayalım

Helali haramı bilen, ailesinin geçimi için çalışan, kazancının bir kısmını da çevresindekilere yardım olarak dağıtan adama, hanımı bir gün: “Bey, çocuklarımız büyüyor, onlara eğitim, iş, evlenmeleri için para lazım, yardımları kısıp biriktirmeye bakalım” der.

Beyin gönlüne hoş gelmese de aklına yatar ve biriktirmeye başlar.

Tabii onun yardım ettiği insanların durumu biraz daha zorlaşır.

Parayı “Faiz haramdır” diye bankaya koymaz.

Aradan birkaç sene geçer, bir gün eve hırsız girer ve birikimlerinin hepsini çalar.

Haberi duyan komşular, üzüntülerini bildirirken o, sevindiğini söylermiş.

“Ben, ihtiyaç sahiplerinin hakkını gasbettim, hırsız da gelip çaldı. Ben, paragöz oldum, geceleri gözüme uyku girmemeye başladı. Şimdi evde çalınacak bir şey olmadığı için rahat uyumaya ve tekrar fakirlere dağıtmaya başladım” der.

İbrahim aleyhisselam denince birçok özelliğinin yanında onun herkese açık sofrası da gelir.

Rabbimiz, bize “İbrahim’in dinine uyun” derken onun bütün söz ve davranışları gelmelidir aklımıza.

Rabbimiz, Süleyman aleyhisselamdan haber verirken devamlı ocakta sabit duran “Kudurin rasiyat”tan büyük yemek kazalarından haber verir.

1929’un dünya ekonomisinin sıkıntılı günlerinde Batı’da her türlü talanın meşru hale gelip, Amerika’da devleti mafyanın yönettiği zamanlarda Ortadoğu’da gazetecilik yapan Avusturyalı Yahudi’nin Müslüman olmasının sebeplerinden biri de Kudüs’te Şeyh İbrahim isimli bir cömerdin her gün kazanlarla yemek kaynatıp dağıtarak açlığın acısını dindirirken her sofraya oturup bir lokma alarak bütün sofradakileri gönüllemeye çalışmalarıdır.

Fakir kardeşine “içki içiyor” diye zekâtını vermeyenler ve onun kardeşine olan kinini İslam’a çevirenler var.

Kur’an-ı Kerim’imizde yardımların, yakınlarımızdan başlamasını ister.

Can taşıyan herkese iyilik yaparak kötülüklerden uzaklaştırabiliriz.

Çocukluk arkadaşının iflas edip baba evine dönüp içkiyle kederini kapatmaya çalışan arkadaşının her gün evinin zaruri ihtiyaçlarını karşılarken bir şişede şarap götürdüğünü, ikinci gün şişeden birazını döküp yerine su doldurup içirdiğini, üçüncü gün iki fincanlık dökerek kırkıncı gün şişenin içinde bir fincanlık şarap ama ağzına kadar su olduğunu, bu arkadaşının biraz temizlendiğini, otuz yıldır görmediği arkadaşının bu iyi niyetli numarasını da hayra yorduğunu ve onu evi geçindirecek mahalle bakkalı yaptığını anlatmıştım.

Yapmadıklarımızın suçunu başkalarının üstüne atarak vakit öldürmeyelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?