Reklamı Kapat

Diplomalı işsizler

Her insanın parmak izleri farklıdır. Çünkü Allah (C.C.)  her insanı kendine özgü kabiliyetler sergileyecek biçimde yaratmıştır. İnsanlar birbirine benzese de bilişsel, davranışsal, duyusal olarak değişiklik gösterir. Duyguları, davranışları algılaması, kişiliği, karakteri bambaşka olduğundan tüm insanların öğrenmesi de ayrı olmaktadır.

İnsanlık hep bir gelişme içindedir. Eğitim-öğretim beşeriyetin en köklü meselelerinden biridir. İnsanoğlu öğrendiklerini bir sonraki nesillere aktarmak için çeşitli yollar aramış, bulduğu çözümleri eğitim-öğretimde kullanmıştır. Bugün Batı’nın eğitim anlayışı Evrim Teorisi üzerine kuruludur ve insanlığın gelişme süreci hakkında yanıltıcı bilgilerle doludur.

Antik Çağ’da Sokrates ilk öğretmen olarak bilinir ve Sokrates’i Farabi keşfetmiş, Batı’ya tanıtmıştır. Antik Çağ’da eğitim sadece yöneticilere, soylulara ve üst düzey kişilere verilmekteydi. Sokrates buna karşı hiç bir ücret almadan halka ders vermiş. Tarihte ilk yüksek öğretim kurumu olan akademiyi (Akedomuos) Sokrates’in öğrencisi ve Aristoteles’in hocası Eflatun (Platon) kurmuştur. Aristoteles (Aristo) ise açtığı matematik okuluna matematik bilmeyenleri almamıştır. Doğu’da Konfüçyüs düşüncesi ile Sokrates öncesi Antik Yunan anlayışı benzerlik gösterir.

İLK EĞİTİM

Bizim inancımızda ilk öğretmen Allah’tır. Hz. Adem’i hem en mükemmel şekilde yarattı. “Ve Adem’e bütün isimleri öğretti. Sonra o isimlerin delalet ettiği şeyleri meleklere gösterip: ‘Haydi davanızda doğru iseniz, bana şunları isimleriyle haber verin!’ buyurdu.’’ (Bakara/31)

Görüldüğü gibi Hz. Adem bütün eşyanın isimlerini Allah (cc) tarafından kendisine öğretildiği için bilgili olarak dünyaya gönderildi. Hz. Adem’den sonra gelen peygamberler de hep birer eğitimci/öğretmendi.

Mukaddes dinimiz okumaya, öğrenmeye, düşünmeye çok büyük bir önem vermiştir. Bundan mütevellit ilk ayet ve ilk emir ‘İKRA’ yani ‘OKU’ ile başlar. Tabii en mühimi nasıl okuyacağımızdır.

Rabbülalemin, “Yaradan Rabbinin adı ile oku!” diyor. Müslüman öğrenecek ve çevresini de bu halkaya katmak için davet edecektir. İslam bilime karşı olmadığı gibi tam aksine ilmi teşvik eder, Müslümanın ilim öğrenmesinin farz olduğunu bildirir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.), “Beşikten mezara kadar ilim öğrenin!’’ derken insanın doğumu ile başlayan öğrenme sürecinin ölümüne kadar devam ettiğine dikkat çekmektedir. Bugün faydalandığımız birçok icat İslam âlimlerince keşfedilmiştir. İslam Dünyası ne zaman ki okumayı, araştırmayı bıraktı o vakit Müslüman coğrafyada gerileme de başladı. Ondandır artık Kutsal Kitabımızı dahi okumaktan, anlamaktan aciz bir haldeyiz. Ama, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünürler.” (Zümer/9)

GÜNÜMÜZDE EĞİTİM

Peygamberimiz cahiliyye Arap toplumuna kademe kademe İslam’ı öğretmiş, öyle bir cahiliyye toplumundan yepyeni bir medeniyet inşa etmiştir. Peygamberi metot kullanıldığı zamanlarda İslam âlemi ilerlerken, klasik metotların terk edilip modern metotlarla öğrenmeye geçilince insan köklerinden kopartılmıştır.

Modern metotlarla eğitimi sürdürmek inanç ve geleneksel anlayışımıza uymadığı gibi öğrencinin içinde çelişkiler yaşamasına neden oluyor, böylelikle öğrenmede gecikmeler meydana geliyor.

Ülkemizde ilkokul II. Mamut’tan itibaren zorunlu oldu. Bugün de ülkemizde zorunlu eğitim olmasına rağmen işsizler, bilgisizler ordusu gittikçe büyürken, ne yazık ki ahlaki değerlerimiz de yozlaşıyor. Üstelik kaliteli insan yetiştiremiyoruz. Bununla birlikte eğitim sisteminde yeni diye her metodu denemek kârdan ziyade zarar veriyor.

Bireysel faklılıklara rağmen her öğrenciye aynı dersleri vermek eğitimde nasıl bir yarar sağlar?

Zekâsı başka… Düşünce-duyguları farklı çocukları aynı ortamda okutup, aynı dersleri anlatıp,  aynı sınava tabi tutmak ne kadar adildir söyler misiniz Allah aşkına?

Yine, “Her çocuk farklıdır!’’ diyeceksiniz, ancak her çocuğu aynı müfredat ve derslerle eğitip-öğreteceksiniz!

Kendisi ile çelişen bir sistemden düşünen, anlayan, analiz eden, değerlendiren ve üreten insanlar çıkar mı?

Neticede 2018 Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları ortada. Uzmanlar “Sonuçlar felaket, ortalama yerlerde sürünüyor” diye yorumluyor. Sonuçlar;

Türkçe, 40 soruda 16,179 ortalama, Sosyal Bilimler, 20 soruda 6,003 ortalama, Temel Matematik, 40 soruda 5,642 ortalama,

Fen Bilimleri, 20 soruda 2,828 ortalama şeklinde.

YKS sonuçlarında istatistikleri konuşulurken akademisyenler, uzmanlar dâhil hiç kimse sınava 2.381.412. kişinin katıldığı yüksek rakamı tartışmıyor. Farz edelim hepsi başarılı oldu, kaçta kaçı üniversiteye girebilecekti?

Ülkede en iyi sanayi, tarım, besicilik, spor alanları, zanaat vb. alanlarda ara eleman, başarılı insan yetiştirmek niçin önemsenmiyor, teşvik edilmiyor?

Türkiye’de en başarısız ve yap-boz tahtası gibi sürekli değişen, bir mecraya oturmayan alanda ne yazık ki eğitim. Hâlbuki bütçenin en büyük gider çeşitlerinden biri eğitim, üretime dönük değil, diplomaya dönük yapılıyor.

Öğrencilerin %5’i teknik eğitim alırken geri kalan sosyal konular alanında. Buna mukabil işsizliğin en büyük kalemi diplomalı işsizler.

EĞİTİME DAİR OECD VERİLERİ

Okula veya işe gitmeyen genç ve yetişkinlerin oranı; Türkiye %30, İtalya %27, Yunanistan %25, İspanya %23, Kanada %15, ABD %14, UK (İngiltere) %13,6. Yine günümüz Türkiye’sinde OECD verilerine göre, üniversiteden her mezun olan yüz gençten yirmi beşi öğretmen olmak istiyor. Bu oranla OECD ülkeleri içerisinde Türkiye’deki gençler birinci sırada. Bu bir dünya rekoru. Atanamayan öğretmenlerin kimi intihar ediyor, kiminin psikolojik sorunlar yaşıyor, kimi de vasıfsız elaman muamelesine razı olarak herhangi bir işte çalışmak durumunda kalıyor. Bu kadar yüksek rakamın altında yatan neden sırtını devlete dayamak, bireye girişimcilik özelliği kazandırmayan eğitimi sistemi elbette. Yaşadığımız sosyo-ekonomik krizlerin baş faktörü maalesef yine yanlış eğitim metotları. Eğitim alanındaki esaslarımız; 1 Doğru bilgi, 2 Ahlak ve maneviyat, 3 Pratiğe dönük beceriler olmalı.

İnsanı düzeltirseniz, dünyayı düzeltirsiniz.

Selam ve dua ile...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazmiye Gülbaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?