Reklamı Kapat

Sonun başlangıcı mı?

Açılış maçları sürpriz biter derler ve öyle de bitti. Bize sürpriz olmadı! Süper Kupa’nın gelişi, Süper Lig açılışından belliydi!:)

Sen “Diagne’yi satıp yerine Falcao’yu alacağım” diye günlerce anons ettir ve sonra da gel Denizli maçında ilk on birde yer ver. Madem Diagne oynuyor (takımın gol kralı) penaltıyı o atar.

“Yok! Ben bir maçlık kadroya koydum, o atmayacak” diye kurguladıysan, yerine oynattığın ve gecenin ayakta duran tek ismi Babel’e attır.

Haa Selçuk penaltı atamaz mı? Kralını atar da bu Selçuk atmaz, atamaz. Bu Selçuk’tan da Fernando çıkmaz!:) Yani şapkadan tavşan beklemeyin.

Ben bu kadar lakayt bir penaltı vuruşu izlemedim! Selçuk plase vuruş yapan biri. Daha önce iki kez aynı köşeye kaçırdığı penaltılar mevcut. Eğer profesyonelim diyorsan işi şansa bırakmayacaksın arkadaş! Gereğini, doğrusunu yapacaksın. Mademki profesyonel sözleşmeye imza atıyor, çuvalla para istiyorsanız (Çuvalla kulüpten parayla çıkanı gördüm. Çuval burada abartılı bir şekilde kullanılmamıştır.)

Yeri gelmişken penaltı atacaklara parantez açalım. (Bunun en güzel örneği İstanbul’da yapılan UEFA Süper Cup Finali’nde yaşandı. Son ve önemli penaltıyı Abraham Chelsea adına kullandı. Ortaya düz vuruş plase yaptı. Adrian terse yatsa da ayaklarıyla topu çeldi. Yeni kurallara göre kalecinin en az bir ayağı çizgide olacak ise sorarım size, penaltıyı düz ortaya plase vurmak ne kadar akıllıcadır?)

Marcao kırmızı kart gördü. Bunun tek taktiği vardır, onu da mahalle arasında futbol oynayan çocuklar bile bilir! İleri uçtaki oyunculardan birini (o dakikaya kadar performansı kötü olan) alırsın oraya alışık olan bir defansif adamını yani Donk’u sahaya sürersin.

Jimmy ve Seri iyi kapanan, mücadele eden Denizlispor ayakları karşısında hücum zenginliği oluşturamadılar, pas hataları yaptılar. Fakat rakip atakları yerinde keserek pozisyona sokmadılar.

Selçuk ve Ahmet Çalık kontenjan oyuncular mı? 10 kişi kalmış bir takımda Jimmy ve Seri’yi alıp oyunu riske etmek ne kadar akıllıca bir plandır? Amerika keşfedildi. Tekrar keşfetmeye gerek yok. Jimmy ve Seri’yi kenara alıp Ahmet Çalık’ı oyuna sürmek nasıl bir taktiktir.

Bu saçmalığın ligde telafisi olabilir, Şampiyonlar Ligi’nde asla!

Recep Niyaz, Lopes, Aissati, Rodallega ve Barrow Denizlispor adına dikkat çeken isimlerdi. Kim bu isimleri ciddiye almaz ise canı yanar!

Beşiktaş, yeni bir teknik patron, yeni bir stil ile sezona hazırlandı. Fakat sahaya sürülen isimler neredeyse aynıydı. Avcı’yı ilk defa bu kadar çaresiz gördüm. Oysaki küllenmiş, unutulmuş yıldızları parlatmasıyla ünlüdür. İlk defa büyük bir takım çalıştırdığı için ilk gün heyecanı hesabına yazıyorum bu mağlubiyeti.

Kalede tecrübesiz bir isim olması da her zaman büyük takımı ve usta ayakları tedirgin etmiştir. Bu bir psikoloji meselesidir.

Cumhuriyet Kupası’nda Fenerbahçe’ye 2 gol atan Sivas’ı ve hatta Çalımbay’lı (!) Yiğidolar’ı bu denli hafife almak disiplini seven hoca ve takıma yakışmadı!

Topla bu kadar oynayıp da 3 gol yemek ender görülen bir durumdur! Gökhan ve Caner Yatabare’yi örnek alsınlar. Yani kafalarını ve ayak kaslarını saha içinde kullansınlar.

Trabzonspor, bana göre lige en hazır olan takımdı. Avrupa maçları nedeniyle iyi bir form grafiği yakaladılar. Bu yüzden Kasımpaşa’yı tempo yaparak yenebilirlerdi diye düşünüyordum. Hatta bol gollü bir maç bekliyordum. Tempo artırma ritimlerini belirli zamanlarda tasarruflu kullanamayan Karadeniz Fırtınası, ikinci yarıda hafif yel şekline döndü.

Söyledim, yine tekrar edeceğim; “Ünal Karaman bu takıma bir tık az geliyor! Eğer şampiyon yapar veya Şampiyonlar Ligi’ne takımını taşırsa büyük iş yapar ki biz de tebrik ederiz. Geçen yıl Galatasaray, kimsenin olmadığı ortamda Başakşehir’in de puan kaybetmesiyle tecrübesini konuşturup şampiyonluğu artı hanesine yazdırdı. Bu takım Trabzonspor da olabilirdi. Bilmem anlatabildim mi yukarıda ne demek istediğimi?!.

Şu da bir gerçek, etrafa baktığında alternatif teknik adam da yok hani!

Sorloth yeni bir Şota olabilir. Gol kralı Trabzonspor’dan çıkabilir. Abdülkadir yakında Yazıcı’nın izinden devam eder. Uğurcan kalesinde artık markalaştı, güven veriyor. Milli takımın da değişmezi olur. Maşallah diyelim, nazar değdirmeyelim.

Haftanın assolisti Fenerbahçe’ydi. Şampiyonluk yaşayan rakipleri takılınca o da modaya uyar mı diyenler oldu. Galatasaray nasıl sürpriz olmadıysa bizim için, Sarı Kanaryaların da farklı galibiyeti bize sürpriz olmadı. Yaptığı stratejik ve psikolojik transferler ile, oynadığı oyun ile bu sezon Fener’in bol skorlu maçlarına hazırlıklı olun derim.

Stratejik ve psikolojik transferler dedik! Deniz, Vedat ve Rodrigues’i kadrosuna katmakla bir taşla iki üç kuş vurmuş oldu. Hem hücum gücünü artırdı hem ezeli rakibine psikolojik üstünlük sağladı hem de bu psikolojik üstünlüğü puan durumuna yansıttı.

Fenerbahçe şampiyon olmak istiyorsa şu yazdıklarımızı yönetim, teknik heyet ve futbolcular not alsın!

Yönetim, anlamsız demeçlerle rakipleriyle gereksiz polemiklere girmesin. Teknik heyet ve futbolcuların taktiksel işlerine karışmasın fakat çok da boş bırakmasın.

Ersun Hoca, Terim gibi Amerika’yı yeniden keşfetmeye kalkmasın. Kendi oyun stiline sadık kalsın, sabırla beklesin.

Emre, hâlâ hırçın genç oyuncu görüntüsü veriyor. Bu davranışları bıraksın. Artık takım kaptanı. Bir Fenerbahçe kaptanı nasıl davranır eski kaptanların davranışlarına baksın. O artık takımını saha içinde yönetmenin keyfine baksın. Ofansif gücü yerinde olan Fener’in sıkıntısı ceza sahası önündedir. Emre saha içinde sakin olursa Fenerbahçe şampiyonluk kupasının bir kulpundan şimdiden tutar.

Sonun başlangıcı mı diye başlık attık. Beşiktaş ve Galatasaray kendi içlerinde sıkıntılı konuları henüz bertaraf etmiş değiller. Trabzonspor ile Fenerbahçe başarıya ihtiyacı olan büyükler. Bu yıl Fenerbahçe-Trabzonspor arasında geçen bir şampiyonluk yarışı izlenimi verdi bize ilk hafta bekleyelim görelim. Aksi takdirde Beşiktaş ve Galatasaray tecrübesini konuşturup şampiyonluğu ham yapar:)

Hakemlere gelince, onlar bildiğiniz gibi! Batı cephesinde değişen bir şey yok!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?