Reklamı Kapat

“Güvenli Bölge” ne kadar güvenli?

Bismillâhirrahmânirrahîm;

Türkiye ve Batı son aylarda, Kuzey Suriye sınırındaki teröristlerin etkili olduğu yerlerde bir “güvenli bölge” oluşturulmasını konuşuyor. Bu bölgenin kontrolünün kimler tarafından sağlanacağı konusu belirsizliğini koruyor. Süreci Türkiye ve ABD’nin birlikte yürütmesinin, yeni krizleri beraberinde getireceği endişesini doğuruyor.

Şurası unutulmasın! “Güvenli bölge” sözünü 2013’te ilk kullanan Abdullah Öcalan oldu. Amacının da Suriye’de “konfederasyon” oluşturmak olduğunu anlatmıştı. Hapisteki teröristin böyle sözler etmesi, Öcalan’ın yalnız olmadığını, bir yerlerden sinyal aldığını düşündürüyor.

Türkiye, güvenli bölgeyi birlikte oluşturmak için ABD ile anlaştı. Bu amaçla, Kuzey Suriye’deki 500 km’lik bölgeye 32-40 km eninde bir “güvenli bölge” oluşturma hazırlığı başlatıldı. Cumhurbaşkanı, “Fırat’ın doğusu için ABD ile adım atıyoruz” açıklamasını yaptı.

Açıklamadan sonra ABD’li bir askeri heyet Genelkurmay Başkanlığı’nı ziyaret etti. Heyet daha sonra Şanlıurfa’ya geldi ve güvenli bölge için hazırlıklar başlattı. Güvenli bölge için Suriye yönetimiyle diplomatik temas başlatılmayışını eksiklik olarak görüyorum.

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar da kuvvet komutanlarıyla birlikte Şanlıurfa’da incelemelerde bulundu. Sayın Akar, bazı endişeleri giderecek açıklamalar yaptı: “ABD’den ayrı bazı faaliyetlerimiz de var. B ve C planlarımız hazır. Endişeleri giderecek tedbirlerimizi aldık.”

Kahraman askerimiz Suriye içinde Türkiye’nin güvenliğini tehdit edebilecek terörist gruplara karşı destanlık başarılar gerçekleştirdi. Tarihteki manevî gücünden hiçbir şey kaybetmediğini gösterdi. Askerimize minnettarız.

ABD SAMİMİ DEĞİL

Suriye sınırında “güvenli bölge” oluşturulması konusunda ABD ile birlikte hareket edilmesi, ciddi endişeler oluşturuyor. ABD’nin tutumu baştan beri güven vermiyor. Bir taraftan Suriye sınırındaki PKK/PYD varlığını sona erdirmek için Türkiye ile anlaşıyor; diğer taraftan PKK/PYD’ye her türlü desteği veriyor. Terör gruplarını en gelişmiş silahlarla donatıyor. Böyle bir sömürgeci ülkeye ne derece güvenilebilir?

ABD, “güvenli bölge”yi Türkiye’nin denetlemesini istemiyor. Halbuki 910 km’lik sınır komşusu olarak bu durum Türkiye’nin en tabii hakkı. 15 Temmuz darbe girişiminde önemli roller üstlenen ABD’nin Suriye’deki askeri güçlerinin (CENTCOM) eski komutanı Joseph Votel, “güvenli bölgeyi Türkiye’nin denetlemesine karşı olduklarını” anlattı.

ABD 1 sene önce “Suriye’den askerini çekeceğini” açıkladı. Fakat askerini çekmek bir tarafa, hem bölgedeki askeri gücünü artırdı hem de silah yığınağı yapmayı sürdürdü. Yeni projelere girişti. Bu sözlerin taktik olduğu anlaşıldı.

Akıllı insan bir delikten iki kere ısırılmaz. Bunca aldatılmadan sonra hâlâ ABD’ye ümit bağlamak akıl kârı değil. Irak’ı işgal ederek 1,5 milyon insanın ölümüne, binlerce kadının tecavüzüne, iffetini kaybetmesine sebep olan ABD’nin nesine güvenelim? Ortadoğu’da baskı uygulayan, onlara tehditle silah satan ABD’ye güvenmek için bir sebep var mı? Terörün tamamını kendi amaçları için kullanan ABD değil mi?

Akif, 1 asır önce uyarmıştı: “Ehl-i Sâlib’in asla güvenilmez sözüne!”

TEHLİKE KAPIDA

Türkiye şunu unutmamalı: ABD’nin olduğu yerde “güvenli bölge” oluşturamazsınız. Gerçekte ABD o kadar açık oynuyor ki! Uyanmayan, ders almayan biziz. Trump’ın şu sözünü unuttuk mu?: “Türkiye Kürtleri vurursa onları ekonomik yönden mahvederiz.” Burada “Kürtler” sözünden maksat masum halk değil; PKK/PYD’dir.

“Güvenli bölge” konusunda ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın şu sözü hep karşımıza çıkıyor: “Güvenli bölge herkes için kazan-kazan durumunda ortaya çıkacaktır.” Sadece bu söz bile “güvenli bölge”den amacın Suriyeli kardeşlerimizin güvenliğini değil; ABD’nin bölgedeki çıkarlarını amaçladığını göstermektedir. Suriye’nin bilinen bir özelliği de “boru hatları ülkesi” oluşudur. ABD, bölgedeki enerji nakil hatlarını Suriye üzerinden kontrol etmeyi amaçlamaktadır.

Sayın Erdoğan’ın şu sözü izaha muhtaçtır: “Bu Ağustos ayında tarihimizin zaferler halkasına bir yenisini daha ekleyeceğiz.” Zafer ama, kime karşı?

ABD’nin Ortadoğu üzerindeki hesapları (BOP) 18 senedir bilinmektedir. Batılı ülkelerin İsrail’in güvenliğini “devlet politikası” haline getirdikleri sözleriyle sabit… Trump’ın İsrail’in çıkarları için çalıştığı da.

Suriye probleminin çözümü Türkiye ve “bölge ülkeleri”ne düşer. Bu iş ABD ve Batılı ülkelere bırakılamaz. İslâm dünyası, problemlerini kendisi çözmeyi öğrenmelidir. Bölge ülkeleriyle birlikte hareket etmeyi amaçlayan Astana ve Soçi süreçleri benzeri çözümler sürdürülmelidir.

Bu yapılmazsa Suriye krizi genişleyecek, 2. Çekiç Güç tehlikesi ortaya çıkacaktır. Erbakan Hoca’nın şu sözünü dinleyelim: “Suriye işgal edilirse; bilin ki asıl hedef Türkiye’dir.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Şeyhmüslüm - İktidarı sürdürmek ve koltuğu korumak için her şey mübahtır. Gerisi boş laflar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Ağustos 09:50

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?