Reklamı Kapat

Makamın Cahile Yaptığı Kötülüğü

Yüz Aslan Yapabilir mi?

Liyakat prensibinin düşmanı olan, güveni temelinden sarsan akraba, arkadaş, dost kayırmacılığı günümüzde hâlâ yaygın bir davranış modeli ama artık bu tür anlayışlar çok gerilerde kalmalıydı.

Hep tekrar ettiğimiz bir gerçek var; devlette, kurumlarda birlik ve dayanışmayı sağlayabilmenin en vazgeçilmez kuralı ehliyet ve liyakate dayalı bir sistemin kurulmasıdır. Ancak bu şekilde elitizm gibi uygulamaların önüne geçilebilir. Dışarıdan gelebilecek her türlü ekonomik, siyasi veya kültürel saldırılara karşı toplumların bir arada ve güvenli bir şekilde kendilerini koruyup savunabilmeleri için de, liyakatin olması temel bir zorunluluktur. Sporda, takım oyunlarında bile eğer oyuncular liyakat yerine kulüp başkanı veya kulübün antrenörüne yakınlıkları ile forma şansı bulabiliyorlarsa, böyle takımların çok da başarılı olamayacakları aşikârdır.

Öte yandan sağlıklı demokrasilerde, bireylerin temel hak ve özgürlükleri ön plana çıktığı için, insanlar haklarının yenildiğini veya hak etmedikleri muamelelere maruz kaldıklarını düşünürlerse, toplumsal ve sosyal düzendeki bu rahatsızlık, rejimi bile olumsuz etkileyebilecektir. Bireylerin hak etmeden belirli makamlara getirilmesi, onları, kendilerine o yetkileri verenlere karşı borçlu hissettirecektir. Böylesine minnettarlık hisleri taşıyan şahısların mevcut konumlarını koruyabilmek için kendilerinden talep edilebilecek her türlü kanunsuz emirleri mütemadiyen yerine getirmeleri ise önlenmesi oldukça zor yolsuzluklara yol açacaktır. Bireylere yüklenen bu minnettarlık duygusu ister kan bağına dayansın, isterse etnik veya başka unsurlara dayalı olsun, bu durum kimliklerin siyasallaşması ile birlikte belki de toplumsal ayrışma ve parçalanmalara kadar gidebilecek gelişmeleri ortaya çıkarabilecektir. İktidara ulaşma ve ondan sonra da onu bırakmama mücadelesi maalesef bu tür neticelere sebep olabilmektedir. Zaten yolsuzlukla mücadelenin göründüğünden çok daha derin bir mevzu olduğu ve basit bir şekilde üstesinden gelinemeyeceği gerçeğinin altında da bu iktidar ve güç mücadelesi yatmaktadır. Hemen her yolsuzluğun ve kayırmacılığının merkezinde şahsi menfaatlerin olduğu gizlenmeye çalışılmakta ve usulsüzlüklerin hepsinin üzeri çok daha geniş toplumsal faydaların olduğu açıklamalarıyla örtülebilmektedir. Menfaat alanlarının cephelere benzetilmesi ve her birisinin zarar görmesi ile toplumun genelinin büyük kayıplara uğrayacağı şeklindeki argümanların altında yatan korku da, yolsuzluk ve kayırmacılık düzeninin sürüp gitmesine neden olmaktadır.

Toplumsal refahın her kesime yaygınlaştırılması ve adil bir sistemin kurularak vatandaşların birbirlerine daha çok saygı duymaları için ortada herhangi bir engel bırakılmamalıdır. Birilerinin akrabası, hısımı, tanıdığı, hemşerisi, aynı gruba ait olması, aynı etnik kökenden veya benzer ideolojilerden geliyor olması gibi sebeplerle haksız yere makam veya maddi menfaat temin edilmesi toplumun diğer üyeleri üzerinde kesinlikle olumsuz etki yapacaktır. Ama yine de bu tür düzenler kurulmakta ve düzenin bir şekilde sürdürülmesi esas alınmaktadır. Toplumsal yapının kısa sürede değişmeyeceği göz önüne alındığında manevi değerlerle donanmış, ahlaklı ve hakkına razı olan –daha da önemlisi başkalarının haklarına saygı duyan- nesillerin yetiştirilmesi öncelikle ebeveynlere düşse de, siyasetin böyle bir ortamı oluşturmak gibi hayati bir sorumluluğu vardır.

Mevlana’nın “Makamın cahile yaptığı kötülüğü yüz aslan yapabilir mi?” sözünde de liyakatsizliğin hem toplum hem de hak etmedikleri makamlara getirilenler için ne denli zarar verici olduğunu görmek mümkündür. Yani cümlenin özü şudur; bir devlette ve onun eli, kolu, ayağı olan kurumlarda liyakati esas alan bir sistem yoksa, başka şeyler var mı diye sormak boşuna vakit kaybıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?