Reklamı Kapat

Köy masalı bozgunu

Çocukluğumdaki köy nostaljisini evlatlarıma yaşatmaya çalıştım.Sağ olsunlar babalarının Konya’daki köyünü ve benim köyümü çok sevdiler.

Bu kez sıranın torunlarıma geldiğini düşündüm.

Dünkü yazımda Elazığ masalı yaşayan benden ve çocuklarımdan sonra torunlarım için taşıyabileceğim çok uzak bir nokta idi köyüm.

Yirmi yıl önce Kartepe’nin bir köyünde annemlerle aldığımız tarlada inşa edilecek bir dağ evini görmeye anneciğimin ömrü yetmedi.

Yıllar sonra kavuştuğumuz küçük dağ evine gelmek için, babacığımın da sağlığı izin vermedi.

Fakat o boş tarlaya bile gelmek, dağın zirvesinde mütevazı bir piknik yapmak, anneme babama ve çocuklarıma çok iyi gelirdi.

Uzun zaman sonra ev hayalimiz gerçekleşti, lakin bu kez şehirdeki yoğun telaştan gitmeye fırsat bulamadık ancak 2-3 yılda bir gelmek nasip oldu. O evi teknolojiden uzak tutmaya çalıştım, taşıma su ile döndürmeye, elektrik olmadan da yaşanabilir tezini hayata geçirmeye uğraştım, çocuklarım çok da şikâyetçi olmadılar.

Lakin dijital devrimin sakinleri olan torunlarım; taşıma su ile dönen ya da elektriği olmadığı için mumlarla aydınlanan küçük kulübede mahrumiyetten mahvolurlar deyip sonunda su ve elektrik aldık.

Nihayet bir babaanne olarak hayalini kurduğum uğultulu tepelerdeki küçük kulübeye bu bayram tatili torunlarımı götürdüm.

Günlerce sevinçle hazırlık yaptım, tıpkı annemin yaptığı gibi, onların sevdiği yiyecekleri hazırladım.

Bir çocuk gibi heyecanlıyım, çok sevecekler, diyorum. Yanıldım.

Suratları asıldı; internet yok, telefon, televizyon yok.

Dağlardan aşağı toynaklarını gererek inen taylar gibi hızlı rüzgâr, sis, yağmur; onları rahatsız etti.

Orman yürüyüşümüzde mis gibi havayı, dağ çiçeklerini, yabani meyveleri gösteriyorum, hiç ilgilerini çekmiyor.

Bu dağlarda yaşayan geyikleri, kurtları, masalları anlatıyorum, “Kırmızı Başlıklı Kız”ın hikâyesini, Hansel ve Gratel’in ormanda kaybolmamak için bıraktıkları izleri.

Hayır... Hiç mutlu olmadılar.

Masal dinleme gelenekleri bile yok, alışmışlar görselin büyüsüne.

Oysa çocukluğumda işten bunalan köydeki büyüklerime yalvarırdım;

“Lütfen bana bir masal anlatabilir misiniz”, diye.

Her şey onları tedirgin etti, böcekler, kelebekler, dikenler, “haydin böğürtlen, kuşburnu, aluç, kızılcık toplayalım.”

Tutturdular, ne zaman İstanbul’a döneceğiz.

Küçük tüp üzerinde onlara çorba pişiriyorum.

Dağlarda otlayan ineklerden süt, bahçelerde oynayan tavuklardan yumurta satın alıyorum, “bunlar kutu sütü gibi zehirli değil taptaze”.

Kokuyor, deyip içmediler.

“Çilekköy”e gidip mis kokulu çilek alıp, onlara reçel yaptım, sıkıntıları geçmedi.

Akşamları Peygamberimizin hayatını, çocukluğumu naklettim.

Bakın, sizler telefondaki oyunları seviyorsunuz, lakin annelerimiz, naylon bebeklerimize elbiseler diktiğinde mutluluktan uçardık.

Onlara Elazığ masalımı anlattım.

Köydeki akraba çocuklarının, mısır koçanlarından, ağaç budaklarından, kilden, bez bebekleri ile oynamaktan nasıl mutlu olduğumuzu.

Hatta çamurdan yaptıkları tencere, tas, tabak, kupalarla mutfak gereçleri oluşturup evcilik oynayıp nasıl huzurlu olduğumuzu.

Annelerimizin o bebeklerin yatak, yorgan, yastıklarını nasıl kanaviçe işleyip dantellerle süslediklerini.

Fakat kelimelerim kifayetsiz kaldı.

Onlara bir türlü o günleri hayal ettiremedim.

Bari bu orman köyünü çocuklarına, torunlarına nakletsinler istedim.

Lakin muvaffak olamadım, hiç hoşlanmadılar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ersin Bakar - Merhaba .

Sizin yine çocuklarınız orada vakit geçirmek istiyor torunlarından ziyade. Benim babam oğlunu götüremiyor...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ağustos 08:26

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?