Reklamı Kapat

Koca yürekli çocuk

Geçtiğimiz hafta gazetelerin birinci sayfalarında vicdanlarımızı acıtan bir fotoğraf vardı. 4 yaşındaki Filistinli Muhammed askeri aracı taşladığı gerekçesiyle İsrail ordusu tarafından sorguya çağrılmıştı. Kudüslü Muhammed oyunun en tehlikeli sahnesindeydi. Yalnız ve korunaksızdı… Oyunlardan önce silah sesleri ve ağıtlarla tanışan Muhammed pek aldırmıyormuş gibi görünse de gözlerindeki korku ve tedirginlik dikkatlerden kaçmıyordu. Babasının elinden sımsıkı tutmuş, yaşadığı travmanın izlerini ezerek yürüyordu Muhammed. Kendisini oyunlardan koparıp sorgu odalarına alan zihniyetin kalbine tükürerek yürüyordu…

Onların çocukları ottan sudan sebeplerle terapistlere yönlendirilirken Muhammed Firavun’un torunlarıyla yüzleşiyordu. Onu teskin etmek için eline bir çikolata torbası tutuşturmuşlardı ama Muhammed sanıldığından daha cesaretliydi. Cüssesine sığmayan koca yüreğiyle resmi kıyafetli insanların karşısına çıkmış sorgulanıyordu. Karakol, sorgulama ve çocuk… Hiç uyuyor mu? Dört yaşında bir çocuğa ne sorulur ki? Bilinen bir gerçektir, zulmeden korkaktır, zulmeden cesaretsizdir, zulmeden zayıftır. Bu fotoğraf Filistin halkını çocuk, genç, yaşlı demeden katleden zihniyetin ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Bütün dünya duysun, dünyanın en gelişmiş silahlarına sahip olan zorbalar 4 yaşında bir çocuktan korkmuş olacaklar ki onu sorguya çağırıyorlar.

Muhammed oyunların engin dünyasından koparılıp sorguya götürülürken çocuk haklarından dem vuran ve sadece katledilen çocukların istatistiki bilgilerini verebilen, çocuk hakları kuruluşları neredeydi acaba? Onlar neden duymazlardı Muhammed’in sesini?

Dört yaşındaki çocuğunuzu düşünün… Onu gözünüzden dahi esirger, güvenliğini sağlayabilmek için her şeyi göze alırsınız. Çocuğunuz dışarıda oynarken aklınız hep ondadır, düştü mü, acıktı mı, susadı mı, canı yandı mı? Siz çocuğun sığındığı bir kalesinizdir, ne zaman canı yansa size döner baba ya da anne diye bağırır, yardım ister. Kudüslü dört yaşındaki Muhammed’in babası ise dünyanın en gelişmiş silahlarına sahip olan bir zihniyetin karşısında çaresiz kalıyor ve dört yaşındaki çocuğunu koruyamamanın ızdırabı ile yaşıyor.

Muhammed babasından güç almaya çalışsa da zihninde beliren sorulara bir türlü cevap bulamıyor. Ne oldu da kendisini oyun ortamından alıp getirilmesini istediler? Muhammed dev kuleleri mi yıkmıştı? Katliamlar mı yapmıştı? Fitne ve fesat mı ekmişti? Dört yaşında bir çocuğun hangi karanlık işlerle bağlantısı olabilir? Allah aşkına Muhammed ne yapmıştı?

Dört yaşında bir çocuk sorgulanmak üzere çağırılıyor. Peki hani sözde çocukların haklarını savunmaya yönelik çalışmalar yapan UNICEF? Hani çocuk hakları savunucuları? Anlıyoruz ki, yanlı olan bu kurum ve kuruluşlar sadece kendi çocuklarını korumaya yönelik çalışmalar yapıyorlar. Peki bizim çocuklarımızı kim koruyacak?

İslam coğrafyasında çocuklar katlediliyor, çocuklar açlığa ve yoksulluğa terk ediliyor, çocuklar yetim ve öksüz bırakılıyor, çocuklar okyanusun derinliklerinde boğuluyor, çocuklar sorgulanıyor, çocuklar zindanlara atılıyor, çocuklar ölüme terk ediliyor… Peki neden kimse kalkıp biz bu çocukların haklarını istiyoruz deme cesareti gösteremiyor. Gösteremezler, zira İslam ülkelerinin liderleri topluma hizmet niyeti ile gelmemiştir, onlar işbirlikçilerinin emrine amade olup oturdukları koltuğu korumanın dışında bir şey düşünmezler. Bu bir gerçek!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Abdullah GARİB - S.A Sayın Fatma Tuncer Abla; İnanın Sayın Erdoğan da sadece kendi egolarının peşinden gidiyor. Fakir, garib, guraba, mazlum ve mağdurların sesi olacağı vaadiyle iktidara geldi. Ne yazık ki; zalim düzenin en büyük savunucusu kendisi oldu.Statükonun adamı oldu. Halk inim inim inlese de, kan ağlasa da Sayın Erdoğan bütün bunları görmezden ve duymazdan geliyor. Allah ıslah etsin. Selam ve dua ile

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Ağustos 12:51

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?