Reklamı Kapat

Karanlık senaryolar ne zaman sona erecek?

En çok tartışılan konulardan biri şu; NATO Suriye meselesine müdahil olur mu, olmaz mı? 

Bir kere NATO demek, Amerika demek! ABD demek, NATO demek.

NATO’da ABD’den habersiz yaprak kıpırdamaz! Bunu bir kenara not etmekte yarar var!

***

Amerika ve NATO demişken…

Bu alanda önemli sayılabilecek bir anekdotu aktarmak istiyorum; 

27 Mayıs 1960 askeri darbesinden hemen önceki günler…

Amerika, Adnan Menderes Hükümeti’nin Sovyetler Birliği ile köprü kurmasını “dikkatle” izliyordu.

“Büyük ümitler ve kalabalık bir gezi sonucu Menderes, Amerika’da ikili anlaşmalar imzalamıştı ama dişe dokunur ekonomik bir yardım alamıyordu.

Menderes, 1959 yılının Eylül ayında Cento toplantısı için gittiği Amerika’dan yine eli boş dönecekti…

Kurmayları ile hasbihal etti, Menderes bu kez yönünü Moskova’ya çevirdi!

Moskova ise Amerika ve NATO üslerinin yoğun olduğu bu komşusunun yakınlaşma isteğini memnuniyetle karşılıyor ve her türlü anlaşmalara açık olduğu mesajını Ankara’ya iletiyordu.

14 Şubat 1960’ta Türkiye-SSCB ticaret anlaşması imzalandı.

Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve diğer bakanlar Sovyet meslektaşları ile sık sık bir araya gelmeye başladılar…

Menderes, Amerika’ya karşı bir gövde gösterisine hazırlanıyordu; kalabalık bir heyetle Sovyetler Birliği’ne gezi yapılması planlandı.

Emekli büyükelçi Semih Günver, o günleri şöyle anlatıyor:

“CIA’nın derhal harekete geçtiği, ziyareti önlemeye çalıştığı intibaı alındı. Aslında Washington, Moskova ziyaretinden hiç mi hiç hoşlanmamıştı. 1947’den beri Amerika’nın dümen suyuna girmiş olan bir ülkenin hükümeti ilk kez kendi başına bir harekete tevessül ediyordu.

Ayrıca soğuk savaşı henüz kaybetmediği bir dönemde, NATO üyesi bir müttefikin Amerika’dan izin alınmadan Moskova ile diyalog kurmaya çalışması, NATO içinde ve hür dünyada siyasi dalgalanmalara yol açacak nitelikte bir olaydı.

Amerikalılar, Rıza Şah Pehlevi’yi uyardılar. Türkiye nereye gidiyordu? CENTO’nun sonu mu yaklaşıyordu?..” (Fatin Rüştü Zorlu, Semih Günver, s. 133)

***

Günver’in bu cümlelerinin ardından akıllarda yer eden soru şuydu; 27 Mayıs darbesi gerçekte kimin işiydi?

Hangi aklın faaliyetiydi?

Son bir soru; Amerika’nın Türkiye üzerindeki oyunları ve karanlık senaryoları ne zaman sona erecek?

Sizce…

SURİYE SINIRIMIZDA NELER OLUYOR?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, şu satırların altını çizdi, dün;

* “Henüz daha detaylandırılması gereken birçok konu var. İHA’larımız bölgede uçuşlarına başladı. Burada amaç bir güvenli bölge oluşturulması. Trump’ın 20 mil sözü var. Amaç YPG ve PKK’lıların çıkarılması.”

* “Maalesef Münbiç’te böyle bir oyalamaya gittiler, sözlerini tutmadılar.”

* “ABD’nin YPG’ye silah desteği devam ediyor.”

***

Bakan Çavuşoğlu, bu görüşleri dile getirdi ama tam da burada önemli soru işaretleri var;

1) ABD Başkanı Trump ne kadar güvenilir bir isim? Daha önce verdiği onca sözü ve vaadi yerine getirdi mi, getirmedi mi?

2) Kaç tane Amerika var? Pentagon mu, CIA mı, Amerikan sermayesi mi, Beyaz Saray mı, derin Amerika mı? Hangisi? İkisi mi, üçü mü? Ya da hepsi mi?  Hangisine itibar edeceğiz?

***

Sahi, Suriye sınırımızda neler yaşanıyor?

TAKVİMDEN YAPRAKLAR

Her gün Millî Gazete'de köşende

Buluşuyorduk seninle.

Tutuşup el ele İstanbul sokaklarında,

Turluyorduk keyifle.

***

Sanatlı eşyalar ararken çarşıda

Oturuyorduk bir çaycıda terleyince.

Vakit namazını cemaatle kılıp,

Yemek yiyorduk mütevazı bir köftecide.

***

Görünce Müslümanları üzülüyordun

Uğraşırken basit işlerle.

Vasıflı insan yetiştirelim diyordun

Ki yarışabilelim gelişmişlerle.

***

Zenginliği kanaatte buldun

Şikâyetçiydin tıka basa doyanlardan.

Bir kediyi doyurmazsak diyordun,

Olamayız sahih Müslümanlardan.

***

Her biri ayrı bir önemde

Yüreğinden sızanlardı yazdıkların.

Deva olurdu her bir derde

Uyulmuş olsa idi anlattıkların.

***

Ve takvimden bir yaprak düştü,

On iki Temmuz'unda akşamın.

Son uyarını da yaparak gittin:

"Ölüm var, ne olur hazırlanın!"

***

"Ey uykudaki kardeşim!

Yeter gayri uyudukların.

Er geç senin de kopacak,

Sırası geldiğinde

Takvimdeki yaprağın!"

(ABDULLAH KARA)

NASIL OLUYOR DA BÖYLE OLUYOR?

Cep telefonlarında…

İnternet paketlerimizde o ay kullanmadığımız GB ve MB’ler… Artan SMS’ler… Artan konuşma süreleri…

Ücretini tam olarak ödüyoruz…

Erişim sağlayan şirketlere burada şunu söylemek gerekmiyor mu;

* Yetmediği zaman… Paketler bittiğinde yurt içi aşım adı altında hemen ek ücret tanımlaması yapmayı biliyorsunuz. Güzel! Ama artan bu internet MB ve GB’leri, artan konuşma dakikaları ve kullanılmayan SMS’ler neden ertesi aya devretmiyor?

Nerede Tüketici Hakem Heyetleri…

Nerede diğer yetkililer…

Bu konuyu masaya yatıracak ve tüketicinin mağduriyetini giderecek bir makam yok mu?

GURBETÇİ

Mehmet Akbaba…

Yıllardır Almanya’da… Gurbetçi…

Traktör fabrikasında emekçi.

Giresun’dan Almanya’ya göç eden Milli Görüşçülerden…

Ailesiyle birlikte memleketine giderken Millî Gazete’yi ziyaret etti…

Gazeteyi, TV5’i gezdiler…

Yöneticilerle, çalışanlarla sohbet ettiler…

Diğer gazetelerde var mı böyle yaşanan tablolar bilmiyorum. Bildiğim şudur; Millî Gazete okurları, Yayın Kurulu'na kadar girerek manşetlere bile katkı verebiliyor.

Ne güzel…

Allah (c.c.) bozmasın. Amin...

MESAJ PANOSU

“Açık konuşalım: Mevcut veriler altında, 2023 ya da öncesinde yapılacak bir seçim, AK Parti ve Erdoğan’ın 17 yıl kesintisiz iktidarına son verebilir.” (Aydın Ünal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski metin yazarı, eski AK Parti milletvekili)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?