“Satılmışlara” / “Adaklara” muhtacız

Bir Kurban Bayramı’nı daha idrak ettik (mi?!) “İslam, Allahu Teala’yı tazim, mahlukatına da şefkat ve merhamettir.” Farzları eda ve haramları da terk ederek/uzaklaşarak Rabbimize (c.c) yaklaşabilir, yakınlaşabiliriz. O (c.c) bize şah damarımızdan daha yakın. Biz O’ndan uzaktayız... “Namaz müttakilerin kurbanıdır” buyurmuş, Efendimiz (s.a.v) Nimetler de, külfetler de paylaşılınca bayram olur.

*Muhtaçlarla paylaştıkça muhtaç olmayan Samed’e (c.c) yaklaşabiliriz.

*Tüm emirler ve yasaklar, hükümler insanların yararının sağlanması, zararlardan da korunması içindir. Allahu Teala için yarar ve zarar yoktur.

*İbadetler ancak, sadece Allah için, emrettiği, rızası için yapılırsa makbul olur. Yoksa boşa gider. Üstelik riya/gösteriş sorumluluğu söz konusu olur ki, bu da “şirkten”dir. Allah kendisi yolunda saf tutarak cihad edenleri sever. (Saff/4)

*Bayram yakınları uzaklaştırmamalı; uzakları yakınlaştırmalı.

*Sadece nimetleri/sevinçleri değil, üzüntüleri/külfetleri paylaşmak da dayanışmayı, yakınlaşmayı sağlayabilir.

*Sıla-i rahmi, ailemizi terk ederek, tatillerle yakınlaşamayız, uzaklaşırız. Hem Rabbimizden hem de kullarından.

*Birbirimizden uzaklaşarak, Allah’a yakınlaşamayız. Yakınlaşamıyoruz. Belki de bizi bir araya topladığı için bayramlar “bayram” oluyor. Müslümanlar, gayrimüslimlerin bayramlarına itibar/rağbet etmemelidirler.

*Mal, hayvan, evlad, canan, can... Hepsi emanet. Her şeyi, hepsini yaratan ve bize bağışlayan O (c.c).

*Habil’in kurbanıyla Kabil’inki bir mi? Bizimki hangisininkinden? Yoksa hiçbirisinden mi?

*Nimetleri emanet bilirsek, onları Allah (c.c) yolunda kolay kullanabilir, paylaşabilir, onlardan vazgeçebiliriz. Şayet bunların maliki/sahibi olarak kendimizi görürsek kolay paylaşamayız. Ayrıca paylaşınca azalmadığına, artacağına, şükrün nimetleri artıracağına da inanmamız gerekiyor. “Biz kullarına infak edince Allah da bize infak eder...” Buyrulmuş kudsi hadiste. Dünya muhabbeti cömertliği, paylaşmayı zorlaştırır.

*Her şey bağışlayan Rabbimizin yolunda harcanmalı, feda edilebilmelidir. Muhtaçlara vermek, muhtaç olmayan Samed ve Ğaniy olana vermek gibidir.

*Maldan vermeyen candan verebilir mi? Malları vermek “infak”, hayvanları vermek “kurban” ise candan vermek nedir?

NE ZAMAN BAYRAM OLUR?

*Can bula Cananını bayram o bayram ola/Kul bula Sultanını bayram o bayram ola... Alvarlı Efe Hz.

“Gün sonunda soldaki melek bir günah yazmazsa o gün bayram olur.” Hz. Ali (k.v)

*Son nefeste cennetle müjdelenirsek, kabirde ilk sorgulamada doğru cevap verirsek, kabrimiz cennet bahçelerinden birisi olursa, sıratı cehenneme düşmeden uçarak geçebilirsek, sevdikleriyle haşrolursak, liva-ül hamd sancağı altında olabilirsek, Kevser’den içebilirsek, Kitabımız/hesabımızı sağ tarafımızdan veya önümüzden alabilir isek, mizanda sevaplarımız ağır basarsa, Arş-ı Rahman gölgesinde gölgelenebilirsek, selama mazhar olabilirsek, hesapsız cennete girebilirsek, yakınlarımızla, sevdikleriyle birlikte olabilirsek, “vaadolunduğunuz cennete girin selametle” denirse, rüyetullahla şereflenirsek, BAYRAM OLUR.

*Vahşi kapitalizmin korkunç bencilliğinden, İslam’ın paylaşımcılığına/dayanışmasına dönmeye mecburuz. “İnsan insanın kurdu” değil, kardeşidir. Gelin dünyayı kurtlardan geri alalım... Kardeş olalım, yeniden. Barış, güvenlik, adalet ancak Allah kelimesi en yüce olduğunda (İslam egemenliğiyle) sağlanabilir.

*Cihad, her şeyimizi Allah (c.c) yolunda vermeye çalışmaktır. Onun için en büyük ibadettir. Mücahid de adaktır... Şeytana, nefsine, tağuta muhalefet ederek koşar, yücelir... Şehadete yükselir... Ölümü öldürmüştür, özgürleşmiştir. Malını, nefsini cennet karşılığında Rabbine satmıştır. Ne kârlı alışveriştir bu...

*Mevlana (Hz.) “İnsan kendisini ucuza sattı.” der. İnsan çok değerli. Eşref-i mahlukat. Kendisini dünyalıklara satmamalı. Sadece cennet karşılığında satmalı.

*Cennet, ancak cihad ile satın alınabiliyor...

*Kurbanda şeytanla, nefsle mücahede var. Fedakârlık var.

*En kârlı ticaret, cihaddır. (Saff/11) En kârlı ticaret, Allahu Teala’yla yapılan ticarettir. “İmandan sonra en üstün amel cihaddır.” H.Ş

*”Allah, müminlerin mallarını ve nefislerini cennet karşılığında satın almıştır.” (Tevbe/111)

*Eşyanın da, hayvanın da seçilmişinin, değerlisinin infak ve kurban edilmesi tavsiye edilir.

*İsmail (a.s) adaktı. Adanmıştı. Halilullah’ın (a.s) ciğerparesiydi. Sözünü yerine getirmeliydi. Rabbinin kendisine bağışını, hediyesini O’nun yolunda feda edecekti. Emaneti sahibine iade edecekti. Ve etti. Böylece hem Rabbinin rızasına, dostluğuna hem de oğlu İsmail’e (a.s) kavuşturuldu.

*Hepimizin İsmail’i var. Çok sevdiğimiz dünyalıklar bize “İsmail”dirler. “İsmail” sevdiğimiz malımız ise onu Allah yolunda infak etmekle; nefsimizse onu Allah yolunda cihadla kurban ederek, cenneti satın alanlardan olabilmek (Tevbe/111) ne büyük nimet/mutluluk... Ne kârlı, güzel alışveriş...

*Canı Canana kurban edenler, en kârlı ticareti yaparlar.

Alışverişin en kârlısı Rabbimizle olanı değil miydi? Onu yaptı ve “Halilullah” (a.s) oldu. Servetiyle, babasıyla, oğluyla ve nihayet canıyla denendi ve kazandı. Her şeyinden daha çok Allah’ı, O’nun rızasını önceledi. Ve ateş gül bahçesine dönüştürüldü, bıçak da kesmedi. Ateş yakar, bıçak da keserdi. Ama olmadı. Rabbi ile arasına Cebrail’i bile istemedi.

Babası Azer’e, krala/Nemrud’a, kavmine “hasbünallah” “Ya Kâfi” diyerek meydan okudu. Rabbine “halil”/dost olurken, Allah düşmanlarına babası da dahil olmak üzere düşmanlık ilan etti. Duasıyla Mekke bereketlendi. Efendimiz (s.a.v) de “Âlemlere rahmet” oldu. Efendimizin babası da (Abdullah) bir adak idi. Biricik evladı Efendimiz (s.a.v) de tüm ümmete adak oldu. Hz. Meryem de oğlu Hz. İsa (a.s) da birer adaktılar. Adaklar, insanlardan dünyalık ücret istemezler. İstemediler. Allah’a kulluk onların övünçleri, rızası ise en yüce hedefleridir.

*Hak-batıl mücadelesi de sadece, ancak “kulluk”/tevhid/adalet davası güden adaklarla, ilahlık taslayan zalim, azgın tağutlar arasında sürüp gitmiyor mu?

*Allahu Teala’nın yolundan/hükümlerinden uzaklaştıkça ümmet olarak yoldan çıktık, parçalandık aileye kadar.

*O’na (c.c) yaklaştıkça ümmet olarak toparlanabiliriz. Birbirimize yaklaşabiliriz.

Dünyalıklarını, nefislerini Allah yolunda/cennet karşılığında satan mücahidlere selam olsun...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?