Reklamı Kapat

Alın yazısı saati: Kurban

Alın yazısı konusunda kör olan insana bir göz aydınlığı olarak verilen kurban, hakikat düşüdür. Sezai Karakoç’un ifadesi ile hakikat erlerini yaşatan kurbandır. Babadan oğla, oğuldan toruna yol alan bir sürekliliğin, bir varlık arayışının, teslimiyet ve tevekkülün sabırla yoğrulmuş hayat yolculuğunun, imtihanın imtina etmeden samimiyetle yürünmesinin adıdır. Bu bakımdan kurban bir yönü ile insanın kendine, kendi varlık alanına doğru yol aldığı bir arayış, buluş ve kavrayıştır. Bütün bu dinamikleri ile kurban ibadeti bir sabır, şükür yolculuğudur.

Bugün bütün bu manevi hikmetlerinden soyutlanarak farklı bir şekilde yaşanmaya başladı. Özellikle toplumsal yönü ve anlam boyutu nedeniyle seküler dünyanın sürekli taarruzuna muhatap olan ibadetlerin başında gelmektedir. Kurbanı salt bir et organizasyonuna, bir hisse ile yasak savma kabili bir noktaya indirgemek de bu taarruza çanak tutmaktır. Onun için kurbanın inşa edici boyutuna vakıf olmak için o ibadete fiilen dâhil olmak gerekir. Belki bir yönü ile dünyadaki farklı noktalara el olmak önemlidir ancak bayram ibadetinin en önemli özelliği ailenin içerisinden komşuya, misafire ulaşan ve buradan toplumsal bir muhabbet hâsıl eden büyük bir işlevi yerine getirdiğini gözden kaçırmamak gerekir.

Elbette zaman olarak kıymetli bir zamandır. Müslümanlar için senenin iki önemli durağından birini teşkil eder. Bu bakımdan da Ramazan ile birlikte müstesna birer incidirler. Bayram olarak verilen bu özel zamanı bir kaçış, bir uzaklaşma vesilesi olarak gören modern insan; kendine doğru, ailesine, akraba ve komşusuna doğru bir adım atmak yerine onlardan fersah fersah uzağa kaçmak ve kendinden de kaçmak için elinden geleni ardına koymuyor. Nihayetinde bir ve bütün olarak kendimizden başlayarak, ailemizi ve komşularımızı, muhitimizi yeniden anlama, dinleme varsa anlaşmazlıklar, kırgınlıklar giderme vesilesi olan bu güzel imkânı insan neden elinin tersi ile iter anlaşılır bir şey değil. Modern dünyanın tatil algısı ile iğdiş edilmeye çalışılan bayram bilinci ne yazık ki yavaş yavaş kaybolma noktasına geldi.

Hatta çocuklar için bile yük haline gelen bayramların bu kadar çekilmez hale gelmesini sadece dış etmenlere, bireyselliğin ve modern dünyanın argümanlarına tek başına bağlamak işi ört bas etmektir. Böylelikle üzerimizdeki sorumluluktan kurtulduğumuz anlamını da taşımaz. Eğer bugün bihakkın coşku ile sevinç ile bu günleri idrak edemiyorsak bunda en büyük müessir bizleriz. Yaptığımız ve yapmaktan imtina ettiğimiz şeylerin neticesinde bugünkü manzara ile karşı karşıya kalıyoruz. Eğer içimizdeki o büyük mızıkçıyı durdurmaz ve kendimizi yeniden bıçağın altındaki teslim olmuş İsmail’in inceliğine çekmezsek ne ailemizi ne de toplumumuzu bir arada tutabiliriz. Bu bağlamda bir nevi kurban kendimizi mihenk taşına vurduğumuz önemli anların başında geliyor.

Ağır travmaları yüklenmiş huysuz, yasak savar kabilinden yaşayan hayata ve dünyaya dar bir pencereden bakan ve baktığı pencerenin buğusunda beliren şekillerden ibaret gören insana, kurban en büyük çağrıdır. İçinizdeki çocuğun bütün saflığı ile dışarı çıkması sanki bıçağın kesmediği o anda müjde olarak gelen o hali kuşanmak gibidir. O hâl ki cıvıl cıvıl bir hale bürünmek ve en güzel cümleleri kurabilmektir; en samimi tebessümler ve en latif bakışlar ile etrafa bakmak ve de en candan kucaklaşmaları yapabilmektir. İşte o vakit bayramı gerçek manada idrak edildiği ve o müjdeye mazhar olunduğunu gösterir. Bayram, bütün kapıları sonuna kadar aralamak ve gönülden gönle yollar kurmak için adım atmaktır. Bu sevgi ile olur, İbrahim’i bir şuur ve İsmail’i bir teslimiyet ile. “İnanmak,  benliğin kendi mukadderatı önünde verdiği imtihandır. Onu aşk ile bağrına basanlar, bu imtihanda muvaffak oldular” diyor, Nurettin Topçu. Neden olmasın?

Bugün insanların eksikliğini en çok duyduğu şey, sevgi ve dolayısı ile muhabbet. Psikologların en çok karşılaştığı vakaların başında sevgi yoksunluğu, muhabbet yoksunluğu geliyor. İnsanların tutulduğu çağın hastalıklarının büyük bölümünde güven ve itimat eksikliği yatıyor. Belki de kurban bu vesile ile yeniden üzerinde düşünülmesi ve düşünülerek idrak edilmesi gereken ibadetlerin başında geliyor. Çağın hastalıklarından, kafa karışıklıklarından, yalnızlıktan ve uzaklıktan çıkışın ve Allah’a yaklaşmanın bir vesilesi olan Kurban Bayramı’nı en iyi şekilde ifa etmek gerekir. Eşya ile meşgaleden eşyayı temaşa ederek ve kâinata şuur ile bakarak ‘öz’ü yakalayabilir ve gerçek manada bayramlaşabiliriz. Dünya ile karışık değil, Allah ile barışık bir bayram geçirmek duası ile bayramınız mübarek, ibadetiniz kabul olsun. Selam, sevgi ve saygılarımla… Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?