Kurban

Bismillahirrahmanirrahim;

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Bizim lisanımızda “kurbanın olayım” sözü meşhurdur. Kurban; Allah’a yaklaşmayı, Allah yolunda malı infak edilebilmeyi, O’nun emir ve yasaklarına teslimiyeti ve verdiği her türlü nimete şükredebilmeyi ifade eder. Rabbimiz; “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” buyuruyor. Peygamberimiz ise; “İmkânı olup da kurban kesmeyen bizim namazgâhımıza yaklaşmasın” buyuruyor. Bunun için Müslümanlar; muayyen bir vakitte, muayyen bir hayvanı ibadet maksadıyla usulüne uygun olarak kurban ederler. Kurban; Allah’a yaklaşmak maksadıyla ve yalnız O’nun rızasını kazanmak için kesilir. Allah’tan başkası adına hayvan kesmeye yeltenenler için Peygamberimiz, “Allah’tan başkası namına hayvan kesene Allah lanet etsin” buyurarak ikaz etmiştir. Allah için yapılmayan işin hayrı olmaz. Bazen ince ve derin tefekkürlere dalıyoruz. Anlamakta zorlandığımız olaylarla boğuşup duruyoruz. Hepimizin duygusal bir dünyası var. Kimi zaman bu duygusal dünyamızda kapalı devre fırtınalar esiyor. İstiyoruz ki, bir dostumuz bu fırtınayı hissetsin de, dindiriversin. Bilmiyoruz ki, o dostumuzun da duygusal dünyasında fırtınalar esiyor, o da bizden bir şeyler bekliyor. Hacı Bayram Veli ile Akşemsettin de değiliz ki, içinde bulunduğumuz durumdan göreceğimiz maddi ve manevi desteklerle çıkabilelim. Hacı Bayram Veli Akşemsettin’e, “Yaktın beni köse!” demiş. Bizim derdimizle dertlenen bir Hacı Bayram Veli çıksın da, bize, “Derdin yaktı beni” deyiversin diye kıtmirlerin sofrasına yönelmiş Akşemsettin gibiyiz her birimiz. Dergâhın yal dervişlerinin, hâl dervişlerini şeyhe gammazlamaları da işin cabası! Kurban olmak kolay mı? Elbette kolay değildir. Kurban olmak için İbrahim’in önünde İsmail olmak gerekir ki, Allah’ın yardımı “koç” olarak gelebilsin. İsmail’in seçtiği yol, şeytanı bol bir yolculuk idi, İsmail bu yolculuğu başarıyla tamamladığı için İsmail oluverdi. Ateşe atılmayı göze almadan İbrahim olmak, Nemrut’a ve şirkine karşı koymadan, tevhide sarılıp, bütün batıllara direnmeden İbrahim olunmuyor ki. İbrahim, oğlu İsmail’in derdine üzüldüğü kadar kendi derdine üzülmedi. Babalık ve liderlik böyle bir şey… Bu yolda Hacer olmak da kolay değildir. Teslimiyet ve tevekkülün örneği olabilmek, oğul İsmail’e kol kanat geren ana olabilmek yürek istiyormuş meğer. Asrın İsmail’leri, yürekli Hacer analara hasret!

BAYRAM

Kurban, bayram etmek demektir. Bayram, geçmişten ders alıp, geleceğe umutla bakabilmektir. Erbakan Hocamız bir Kurban Bayramı konuşmasında yaptığı şu değerlendirme önemlidir: “Kurban Bayramı’nda Müslümanlar için 5 ders vardır. Bunları: 1-Ümmet olma şuuru, 2-Cihat şuuru, 3-Fakirleri gözetme şuuru, 4-Hakkı üstün tutma şuuru, 5-Teslimiyet şuuru dersleridir. Bu dersleri alıp ne yapacağız? Cebimize mi koyacağız! Hayır. Gereklerini yerine getireceğiz. İnsanlığın kurtuluşu ancak ve ancak Saadet Partisi ile mümkündür. Bunun için Müslümanlar olarak, üç görevimiz bulunmaktadır. Önce şuurlanacağız. Bunun yolu İslam dinini doğru bir şekilde öğrenmektir. İslam dini sadece abdest ve namazdan ibaret değildir. Elbette namaz ve abdest olmadan iman olmaz, ancak İslam’ı bunlardan ibaret görmek, büyük bir yanlışlık olur. İslam dini her şeyi tanzim etmiştir. Bundan dolayı İslamsız Saadet olmaz. Cihat şuuruna sahip olup gereğini yapmadan kurtuluşa eremeyiz. ‘Şuurlanma, Çelikleşme ve Üretim’ görevlerimize önem vermeliyiz. İnsanlığın saadeti ancak Saadet Partisi’nin iktidarı ile mümkündür. O zaman ne yapacağız? Önce şuurlanacağız, çelikleşeceğiz ve üretim yapacağız. Bunları yapmadan başarılı olmamız mümkün değildir. Saadet Partisi vücudun sağlam hücresidir. Bu sağlam hücre ne kadar çok çalışırsa vücut o kadar sağlıklı olur. Eğer Saadet Partisi olmasaydı, yani sizler, Türkiye çoktan İsrail’e vilayet yapılmıştı. Allah’ın izniyle buna hiçbir zaman müsaade etmeyeceğiz.” Kurban bayramını bu şuurla idrak edip yaşayanlar bayram yapmış olurlar. Bu kurban bayramının; ümmet olma, cihat, fakirleri gözetme, hakkı üstün tutma, İslam’a teslimiyet şuurunun gelişmesi ve Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya’nın kuruluşunun zemini olmasını Allah’tan niyaz ederiz.

ALLAH

Allah’ı bilip tanımayan, O’na itaat edip kul olmayan, razı olduğu İslam’a din ve düzen olarak teslim olmayan bir kimse, resim olarak insan görünümündedir ama hakikatte; hayvanlardan da aşağı bir şey konumundadır. Araf 179: “Doğrusu, biz cinler ve insanlar arasından, kalpleri ve akılları olup da, onlarla gerçeği kavramayan; gözleri olup da, onlarla doğruları görmeyen; kulakları olup da, onlarla hakikati işitmeyen nicelerini, cehennemlik yapmışızdır. İşte onlar, inanç, fıkıh, ahlak ve fıtrattan uzak olmaları yönüyle tıpkı hayvanlar gibidirler; hatta daha da aşağı bir konumdadırlar…” Allah; kullarına, ahkâmına tabi olsunlar diye “hak kitabı” göndermiştir. Gökleri, güneşi, ayı ve yıldızları hükmü altında tutan, yeryüzünü düzleyen, dağları, nehirleri var eden, her türlü ürünü ziyadesiyle yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen Allah’tır. Üzüm bağlarını, ekinleri, hurma ve her türden meyve ağaçlarını yaratan yine Allah’tır. Buna rağmen, “Biz, toprak olunca mı yeniden yaratılacağız?” diyen inkârcılara ve münafıklara şaşmamak gerekir. Bir millet, kendini bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir milletin helakini dileyince de artık onun önüne kimse geçemez. Göklerin ve yerin Rabbi Allah’tır. Kör ile gören bir değildir. Her şeyi yoktan yaratan Allah, tek bir İlah’tır. Allah’ın “adil düzen” ahdini yerine getirenler, ahit ve misaklarını bozmayanlardır. Onlar, Allah’ın rızasını dileyerek cihatta sebat edip, sabır gösterirler, namazı ikame ederler; kendilerine Allah tarafından verilen rızıktan, gizliden ve açıktan infak ederler. Adil Düzen’i yürütürler, faizci düzeni ortadan kaldırırlar. Bayram bunlara bayramdır. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?