Reklamı Kapat

Hayâlı bir direniş

Bismillahirrahmanirrahim

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

Erbakan Hocamız, Milli Görüş’ü bir savunma hareketi olarak değil,  bir taarruz ve aksiyon hareketi olarak tanımlamıştır. Milli Görüş; insanları hayra çağırır, Adil Düzen’e davet eder. İslam Birliğini ve kardeşliğini telkin eder. Bütün insanlık ancak İslam ile kurtulabilir. İslam, insanların dünya ve ahirette mutlu olmalarını sağlayacak esaslar bütünüdür. İnsanlar, bu esaslara göre tanzim edilmiş bir düzen ile saadet bulurlar. Günümüzde İslam, akide, fıkıh ve ahlak olarak yaşanmadığı için insanlık kriz yaşıyor. Bu kendiliğinden olmamış, fesada koşan batının, ırkçı emperyalizmin ve işbirlikçilerinin yürüttüğü organize bir çalışmanın neticesinde olmuştur. Milli Görüş, bu fesada karşı direnmenin, bozulanı düzelmek için verilmekte olan mücadelenin adıdır. Milli Görüş, hakkın ve haklının yanında, batılın ve zalimin karşısında olmaktır. Milli Görüş’ün tek temsilcisi, Saadet Partisi sıradan bir parti örgütlenmesi, partilerden bir parti değildir. Saadet Partisi, zulme ve zalime karşı olmayı inancın gereği sayan, inananların, sağcıların, solcuların ve hakka ve adalete susayan bütün insanların vicdanıdır. Saadet Partisi sıradan bir tarafgirlik olayı da olmayıp, bütün Müslümanları kardeş sayan, bütün insanlığa sevgi, şefkat ve merhametle yaklaşan hak bir davanın tek temsilcisidir. Bunun için sorumluğunu kuşanmıştır. Bütün Milli Görüşçüler, ödevlerine; bu hak davanın sorumluluğunu taşıyor olmanın şuuru ile disiplin ve ciddiyeti içinde çalışmak zorundadırlar.

İLİM

Günümüzde ilim kaybolmuştur. İlim diye gözüken şey; 1-İktidardan nemalanan hocaların, kimi ilahiyatçıların ve akademisyenlerin verdiği fetvalar, yaptığı yorumlar. 2-Başkasına üstünlük taslamak, taraftar toplamak için ilmi zırh olarak kullanan âlimlerin, aydınların, yorumcuların, ekranlarda ve çeşitli ortamlarda yaptıkları kuru ve içi boş tartışmalar. 3-Camilerde ve ekranlarda, halkı aldatmaktan başka sonuç doğurmayan süslü vaazlardan ibaret hale gelmiştir. İlim idrak demektir. Burada aklın ve kalbin idraki söz konusudur. Bir de gözün idraki vardır. Günümüzde görsel idrak, aklın idrakinin önüne geçmiş ve kalbin idrakini öldürmeye başlamıştır. Bu ise toplumu, haktan ve hakikatten uzaklaştırmaktadır. Kur’an lisanı Arapçada “bakmak” anlamında üç kelime vardır. 1-Ru’yet; göz ile görmek, 2-Nazar; akıl ile görmek, 3- Basar, kalp ile görmektir. Buna basiret denir. İnsandan istenen şey bu üçüyle birlikte bakmaktır. İlim, bu üç şeyle ortaya çıkar, idrak de bu üç şeyle olur. Bunlar arasında en muhteşem olanı “nazar” kavramıdır. Haşr 18: “Ey iman edenler Allah’tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına nazar etsin (bakıp düşünsün). Allah’tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”  Saffat 73: “Uyarılanların akıbetinin ne olduğuna bir nazar et (bak).” Yunus 101: “De ki; göklerde ve yerde neler var, bir nazar edin (bakıp idrak edin) Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz.” Bilginin doğru kullanılması ve insanın saadetini sağlayacak şekilde disipline edilmesi gerekir. Milli Görüş’ün dört düzenden birisi olarak ön gördüğü “İlmi Düzen” bu disiplini sağlamaya yöneliktir. İnsanlık için faydalı olan bilgiler önemsenmeli, zararlı bilgiler ise, engellenmelidir.

ÜÇ HASTALIK

Burada Müslümanlar ve insanlık, oluşacak üç hastalıktan kendisini koruması gerekir. Birinci hastalık “Teferrüç” hastalığıdır. Teferrüç; seyretme hastalığıdır, insan müşahit olmaktan çıkıp seyirci olmaya dönerse, seyretme hastalığına yakalanmış olur. O zaman insan, hakikati müşahede etmekten çıkar, suretin, resmin, fotoğrafın, ekranın izleyicisi olur. Dünya adeta bir ekran medeniyetine dönüştürülmüştür, bütün insanlık bu ekran medeniyetinin seyircisi oluverdiler. Resim ve imaj hakikatin yerine geçti. İkinci hastalık “tecessüs” hastalığıdır. Bu, başkasının özeline sahip olmak, mahremiyetine girmek, takip etmek, acaba falan kimse ne yapıyor üzerinden yürümektir. Bunun için bir kamera medeniyeti kurulmuştur. Sokaklar, okullar, camiler, her yer güvenlik gerekçesiyle kameralarla donatılmıştır. Biri diğerini takip ederse bu çok rahatsız edici bir şeydir. Bundan herkes şikâyet ediyor. Bir başka açıdan da takip edilmek itibar nedeni sayılıyor. Sosyal medya hesabı, şu kadar insan tarafından takip ediliyor diye övünülüyor. Müslümanlar lağviyyat; yani anlamsız ve boş şeyler, lehviyyat; yani gayesiz şeyler, sehviyyat; yani faydasız ve yanlış işlerden uzak durmalıdır. Üçüncü hastalık, “tekeşşüf” hastalığıdır ki bu seyredilmeyi, görünür olmayı istemektir. Bir kimse dünyanın en çirkin ve rezil işini yapıyor ve o işini bütün dünya ile paylaşıyor. Üzülerek ifade edelim ki, bu üç hastalık, İslam âlemini ve bütün insanlığı tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.  

HAYÂ VE DİRENİŞ

Saadet asrında tek bir kitap vardı, o da Kur’an-ı Kerim idi. O asırda herkes onu anlamaya, fıkhını öğrenip yaşamaya çalışıyordu. Onlar, bu bir kitap ve bu kitabı kendilerine öğreten bir peygamberin sünneti ile “adil bir saadet dünyasını” kurmayı başardılar. Günümüzde Müslümanlar, hem itikat olarak, hem fıkıh ve ahlak olarak, hem de lügat olarak Kur’an’dan ve Sünnetten koptular ve hastalıklı bir toplum haline geldiler. Bütün bu hastalıklardan kurtulmanın yolu; akidemizi, fıkıh ve ahlakımızı, lügatimizi yeniden “Kur’an ve Sünnet” ile tecdit etmemize bağlıdır. Zayıflatılmış kavramları yeniden güçlendirmeliyiz. Bu kavramların başında ise  “hayâ” geliyor. Hayâ hayat ile aynı kökten gelir. Peygamberlerden insanlara ilk nasihat; “hayâ etmiyorsan dilediğini yap” olmuştur. İnsan, Allah’tan, kuldan ve kendinden hayâ etmedikçe yol alamaz. Hayâ, hakkı haykırmaktır. Milli Görüşçü olmak demek “hayâlı” olmak demektir. “Hayâ imandandır” veya “hayâ imandır” esasına uygun davranmak Milli Görüşçülerin şiarıdır ve batıla karşı yürüttükleri mücadele de hayâlı bir direniştir. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Abdurrahman Serdar - Müstefid olduk, Gerçekten, İslamın men ettiği, günümüz müslümanlarını da şumulüne aldığı 3 mühim hastalık. 4. sü de Haya. Bilhassa, müslüman Kadın'da bulunması gereken MAHCUBİYET (Hicap). Teşekkürler.

Günümüz müslümanı kafasından uydurduğu veya yaşadığı hayata kolayca,

İslam diyebiliyor. Halbuki İSLAMIN Kaynağı ve müslümanın dayanağı Kur'an ve Sünnettir.

Benim dayanağım Kur'andır, ben Kur'an'ın dediklerine inanırım, diyenlere ise,

O ALLAH ve Kur'anı diyorki . " Allah'a ve RESUL'e İtaat edin (uyun). Bu hüküm ve EMİR

hemen hemen her SURE'de tekrarlanır.

Ben Kur'ana inanırım, diyenler, aslında Kur'ana - ehl-i sünnet inancına - inanmıyor.(belki öyle sanıyor). Bunların epeyce kısmı sapık MUTEZİLE ve büyük kısmı da

sapık MÜRCİE mezhebine mensub kişiler, bilerek veya bilhassa bilmiyerek cehaletten.

Kudsi Hadis-i Şerif'te, Hz. Peygamber efendimiz ; " Allah İlmi ortadan kaldırmaz.

Alimleri alır. Geriye kalan cahiller ilimsiz FETVA vererek hem kendilerini, hem tabi olanları

sapıtırlar, (Dinin İstikametinden ayrılırlar).

İsra Suresinde ise, Kuran'ı Kerim, " NAS (tüm insanlar) İmamları (önderleri,

takım kaptanları) ile Hesap vermiye davet edilir (çağırılır). Başlarlar birbirine atıp, tutmıya, suçlamıya....

Vekilin, avukatın, önderin, imamın, takım kaptanın sağlam olacak, Sağlam

basacak, dosdoğru olacak. RESUL (ulaştıran, açıklıyan) olmadıkça ACİZ kalırsın.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Ağustos 12:48

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?