Beden mahremiyeti ve tesettür

“Benim dinim İslam, ben de Müslüman’ım” diyen bir kişinin bu ifadesinin gerçeği yansıtması için en asgari şartı İslam’ın zarurat-ı diniyye dediğimiz yani dince inanılması zaruri olan hükümlerine hiçbir şek ve şüphe duymadan iman etmektir. Bu konuda herkes eşit mesafededir. Zira iman, dağlar kadar günahı kabul eder ama zerre kadar şüpheyi kabul etmez. Zaten Müslüman olmanın manası da ilahi yasalara kayıtsız şartsız teslimiyettir.

İki hafta önce camilerde çok önemli ve elzem bir konu hutbelerde gündeme taşındı. Konu başlığı Beden Sağlığı ve Tesettür’dü. Bu konu özellikle bu günlerde çok önem arz etmektedir ve aslında bütün hutbe konularının böyle güncel meselelerden seçilmiş olması lazımdır. Zira bugün çıplaklık dayanılmaz bir hâl almıştır ve dini hayatı tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Sokaktaki manzaralar bu milletin yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğuna inanmamıza engeldir. Çıplaklık meselesi artık ameli bir arıza olmaktan çıkmış ve imani bir problem halini almıştır. Zira birçokları çıplaklığın doğal bir şey olduğuna inanmaya, tesettürün İslam’ın farzlarından bir farz olduğunu inkâra yönelmiştir. Ama her ne hikmetse bizim mahalleden birileri bu konunun gündeme getirilmesinden rahatsız oldular. Neymiş efendim bu konu önemsiz bir konuymuş. Yangın bacayı sarmış zavallıların haberi yok. Yahu siz şu sokaklardaki manzaradan hiç rahatsızlık duymaz mısınız? Edep, hayâ, utanma diye bir şey kalmış mı? Tabii ki biz ahlak zabıtası değiliz ama bu Müslüman milletin kızlarının, kadınlarının bu hale düşmüş olmalarından rahatsızlık duymamak, üzülmemek de imkânsızdır.

İslam’ın emirlerini yaşama, hayata geçirme konusunda Müslümanlar arasında farklılıklar olacaktır. Hatta bu farlılık Müslüman sayısı kadar bile olabilir. Bu farklılık sahabe arasında da var idi. Onlar da din için gösterdikleri fedakârlıklara göre derecelere ayrılmışlardır. Ama İslam’ın haram ve helallerini benimseme konusunda asla farklılık olmaz. Yani bir Müslüman çıplaklığın doğal bir şey olduğunu, İslam’ın kadının vücudunun örtülmesine karışmasının bir anlamı olmadığına, daha açık ifade ile İslam’da örtünme diye bir şeyin bulunmadığına inandığı andan itibaren artık iş amel boyutundan çıkmış, itikadi bir boyut kazanmıştır. Yani ameli hükümlerin bir fıkhi boyutu ve bir de itikadi boyutu vardır. Fıkhi boyutu yani dini hükümlerin hayata aktarılması inanç problemi oluşturmaz ama fıkhi hükümler kabul ve ret yönünden fıkhi değil itikadi bir meseledir ve inkârı inanç problemi oluşturur.

Evet, örtünmenin hayata tatbiki Müslüman olabilmenin ve Müslüman kalabilmenin şartı değil ama örtünmenin varlığını kabul etmek Müslüman olabilmenin ve Müslüman kalabilmenin olmazsa olmaz şartıdır. Yani insanlar dini yaşamadıkları zaman dinden çıkmazlar ama dini belli alanlara hapsederek kendi yaşam tarzlarına müdahale etmesini kabullenemediklerinde dinden çıkarlar. Türkiye gibi her gün minarelerinden beş vakit ezanların semaya yükseldiği ülkelerde din konusunda cehalet/bilgisizlik mazeret kabul edilmez. Herkes dinin itikadi hükümlerini, haram ve helallerini bilmekle mükelleftir.

Toplumumuzda giderek yaygınlaşan cahili adet ve gelenekler normalmiş gibi algılanmakta ve İslam’ın emirlerini tam ve tavizsiz yaşamak bazı Müslüman kesimlerde dahi dinin bir gereği değil de dinde bir aşırılık olarak telakki edilmektedir. Bu İslami açıdan çok problemli ve tehlikeli bir durumdur. Yani burası dinin kırmızıçizgisidir. O kırmızıçizgi de haramlarla helallerin birbirine karıştırılması, cahiliye hayatının tekrar diriltilmesidir.

Bilindiği gibi İslam geldiğinde Mekke ve çevresinde hâkim olan bir hayat tarzı vardı ki bunu İslam “cahiliyye hayatı” olarak tanımlamıştır. Bu hayat tarzının en ayırıcı özelliği putlara/heykellere tapınma, içki içme ve çıplaklıktı. İslam geldi ve bütün bu çirkin inanış, adet ve gelenekleri yasakladı.

Şimdi içinde bulunduğumuz asır ise Avrupa kültür ve hayat tarzının egemen olduğu çağdaş cahiliye asrıdır. Avrupa insanı kendi din ve inançlarını bir oyun ve eğlenceye çevirdikten sonra din adına ne varsa hepsine karşı savaş açmıştır. Bu savaş neticesi her türlü ahlak erdemden sıyrılmıştır. Avrupa bugün kendisini yok eden ahlaksızlığı ile İslam ülkelerini de zehirlemeye çalışmaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Mükremin Sarıgül - üstadım eline diline sağlık söylediklerine A dan Zye Eden Y YE kadar katılıyorum örtünmöek yüce rabbimizin emridir hiç bir şekilde ötelenemez bir hakikattır

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 10:08

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?