Reklamı Kapat

Kısık sesle siyaset

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için evet-hayır oylaması öncesi Saadet Partisi, açık ve net olarak bu sistemin uygulanması halinde telafisi zor olumsuzluklar meydana gelebileceğini açıklayarak HAYIR oyu vereceğini deklere etmiş ve de bizler hayır demiştik.

Birçok sebep sayılmıştı ama en başta kuvvetler ayrılığı prensibinin zedeleneceği ve cumhurbaşkanının denetlenmesinin mümkün olamayacağı, bunun da Türkiye için iyi neticeler veremeyeceği ifade edilmişti.

Sistem EVET oylarının çokluğu ile kabul edilip yürürlüğe girdi ve şu an uygulanıyor.

Önceden de öngörüldüğü gibi yürütme Cumhurbaşkanı’nın elinde, diğer bakanlar veya bürokrasinin esamisi pek okunmamakta.

Sadet Partisi’nin en başında ifade ettiği gibi yargı yürütmenin etkisinde kalmıştır. Yürütmenin de tek kişinin elinde olduğuna bakıldığında yargı bağımsızlığı büyük ölçüde zedelenmiş bulunmaktadır. Tatbikatta da bunu apaçık görmekteyiz. Savcılar ve hâkimler görevlerini yaparken göz ucuyla yürütmeye bakmakta, onların temayüllerine uygun olarak kararlar vermektedir. Bu da vatandaşın adalete güvenini sarsmaktadır. En başta Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın ifadelerine de yansıdığı gibi vatandaşların adalete güvenleri yüzde 70’lerden yüzde 30-40’lara gerilemiştir.

Yasamanın durumu ise daha kötü seviyelerde. Cumhurbaşkanı’nın işaret ve yönlendirmeleri dışında inisiyatif kullanamaz duruma düşmüş vaziyette. Tabir caizse sadece gündemine getirilen, yukarının öngördüğü konuları görüşebilmekte, parmak kaldırıp indirmekten öte bir etkinlik gösterememektedir.

Mesela İstanbul Sözleşmesi ve buna bağlı 6284 sayılı kanunun uygulanması aileleri temelden sarsmaya başlamış, evliliklerin azalması, boşanmaların rekorlar kırması, dağılmış ailelerin, ortada kalan çocukların, artan şiddetin sonuçları toplumumuzu sarsarken, gerek bireysel, gerekse sivil toplum kuruluşlarınca, bu hususun bir an önce düzeltilmesi yönünde ortaya çıkan feryatlar yasama cenahını adeta hiç ilgilendirmiyormuş gibi gözükmektedir. Hatta yasama içinden bazıları bu durumu savunmaya bile yeltenmektedirler.

Öyle anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı ve ailesi İstanbul Sözleşmesi’nin arkasında durmaya devam etmekte, bu durumda yasamanın inisiyatif kullanması söz konusu olamamaktadır. Elbette yasamanın ele alması gereken birçok aksaklık, düzeltilmesi gereken birçok husus var. Ama örnekte gördüğümüz gibi yukarıdan bir işaret gelmedikçe bir adım atılması mümkün olamıyor.

Bu duruma göre bütün bu aksaklıkların giderilmesi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve tek şahıs elinde toplanan kuvvetlerin yeniden düzenlenmesini gerektiriyor. Bu konuda da yasama cenahında bir iki cılız sesten başka bir hareket başlangıcı görülmüyor. Geçen hafta Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Sayın Haşim Kılıç’tan çarpıcı bir tespit duyduk. Diyor ki:

“Yeni sistemin en hararetli savunucuları bile, sistemin Türkiye’nin sorunlarını çözemediğini kısık sesle de olsa dile getirmeye başladılar.”

Buradaki en enteresan deyim “kısık ses” deyimidir. Bir korkunun, bir çekingenliğin ve şahsi endişenin ürünü değil midir, kısık sesle gerçekleri söylemek? Neden açıktan değil de kısık ses? Neden olacak denetlenmesi mümkün olmayan bir kişi rejimi kendini eleştirenlere bir zarar vereceği endişesi.

Meşhur bir fıkra vardır:

Konağın fareleri zalim kediden çok çekmişler. Her gün bir iki arkadaşları sessizce yaklaşan zalim kedi tarafından gafil avlanmaktadır. Fareler toplanmışlar bu duruma bir çare arayışı için müzakere yapmaktadır. Herkes bir çare öneriyor ama dertlerine deva olacak bir fikir ortaya çıkmıyormuş. Sonunda genç ve zeki bir fare, “Ben bir çare buldum” diyerek söz istemiş. “Kedinin boynuna bir çıngırak takalım. Böylece bize yaklaştığını duyar hemen saklanırız.” Yaşlı bir farenin dışında bu teklif alkışlarla karşılanmış. Herkes birbirine sarılıyor, “nihayet zalim kediden kurtulacağız diyerek.”

Yaşlı fare öksürdükten sonra demiş ki: “Arkadaşlar, iyi düşünmüşsünüz ama söyleyin bakalım, kedinin boynuna çıngırağı hanginiz takacak?”

Türkiye’ye uygun olmadığı anlaşılmış bulunan sistemin değiştirilmesini hanginiz teklif edecek?

Uygun olmadığını ta başında Saadet Partisi meydanlarda haykırırken “ihanete” varan suçlamaları utanmadan sıralayan sizler, söyleyin şimdi geriye nasıl döneceksiniz?

ALTI ÇIKTI

İki kere üç sekiz dediniz,

Görüyorsunuz ya altı çıktı!

Çok sağlam bir ekibiz dediniz,

Kovanız dolmadan altı çıktı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?