Reklamı Kapat

Bir şehri alnından vurursanız…

Her yaz geldiğinde, deniz kenarlarında, lüks eğlence yerlerinde gözüktüklerinden, daha mı rahatsızlık vermekteler acaba.

Hayır.

Önceleri seküler kesime karşı ümmet bilinci ile “ne yapalım nereye gitsinler” diyen Müslümanlar da son zamanlarda bakıyorum Suriyelilerden gittikçe daha fazla şikâyetçiler.

Başörtülü kız, mahallesindeki şehidin kız kardeşinin platform topukla düğüne gitmesini eleştirmekte, “hani fakirlerdi”.

Suizanna kapılma, belki arkadaşından emanet almıştır o pabucu ve abiye elbiseyi, şehidin kardeşi diye onunla mezara girmesini bekleme, diyorum.

Bir başka üniversite öğrencisi, yaşıtımdı, aynı okulda idik bana Arapça öğret, ders ücretini vereyim, dedim, yardım alacak denli yoksuldu ama o kadar tembeldi ki, asla yanaşmadı lisan öğretmeye.

Komşum Ramazan günü, Suriyeli başörtülü kadının sigarasını tüttürerek sokağından geçişini hazmedemediğini anlatmakta. En fazla, “Türki cumhuriyetlerden, Afganistan’dan gelenler var, onlara kızıyor muyuz, işlerinde güçlerinde, rızıklarının peşindeler, deniz kenarlarına üşüşmüyorlar” demekteler.

Sorgulayanlara antitez yetiştirmek mümkün değil. “Zenginleri açtıkları lüks mağazalarda kesinlikle Türk çalıştırmamaktalar”. “Hele o bayram tatillerine gitmelerine…”

Dahası “madem bunca zenginler neden bir araya gelip sosyal örgütlerini, teşkilatlarını kurup, yoksullarına yardım etmeyip paralarını tek başlarına yemekteler” diye sormaktalar.

Fakat gördükleri, ördeğin su üzerindeki mesut salınışı, su içinde canı çıkmakta ördek, pedal çevirip ayakta kalabilmek için. Savaşların kültürlere de zarar verdiği, yozlaştırdığı, psikolojileri altüst ettiği, karakter değişikliği yaptığı, genetikle bile oynadığı bir vakıa.

1980’de Suriye’ye gitmiştim. Şam ve Halep tıpkı bir Osmanlı şehri gibi asaletini muhafaza etmekte idi. Tanıştığımız konuştuğumuz insanlar, ortak kültürümüzün soylu kodlarını üzerlerinde taşımaktalardı.

Hafız Esed’in katliamı sonrası uğradığımız Hama ve Humus şehirlerindeki yoksulluk, katliamda sakat kalanlar, yaşanan acılar, yüzlere yansıyan mutsuzluk.

Bozulan ekonomi, yoksul kentleri saran mutsuzluk, savaş yaraları, yıkılan evlerin verdiği huzursuzluk; ziyaretçileri de etkilemekte idi, bizlerin de o harabeler arasında psikolojimiz bozulmuştu. Savaşın yerleşik düzeni, insanların ruhsal dokusunu bozduğunu, toplumda tamiri mümkün olmayan yaralar açtığını, çektiğimiz fotoğraflardan anlamıştık.

Zengin, mamur, ışıklar içerisindeki Osmanlı mimarisi ve Emeviye Camii, Halep Ulu Camii, çarşısı, bedestenleri gibi şen şatır eserleri ile başı dik, mağrur, mutlu Şam ve Halep şehirlerinde dinginliği yaşamıştık. O masal kadar güzel şehirler bugün harap olmuş. Siz bir şehri alnından vurursanız, evlatlarını, mabedlerini, avlularını, revaklarını, şadırvanlarını, güvercinlerini, üveyiklerini darmadağın edip bombalarla iklimini bile değiştirip taş taş üstüne bırakmazsanız.

Geride kalanlarda artık sağlam bir psikoloji, güven, huzur, inanç bulabilir misiniz?

Yıllar önce yol inşaatında, Kandilli tarihi mezarlığının bir iki taşını kaldırıp yana uzatmışlardı, asabım bozuldu, otobüsten indim, niçin bu kabir taşları yerde dedim, “inşaat bitince yerine bırakacağız” dediler, takipçisi oldum, taşlar yerine konulunca bozulan huzurum yerine geldi.

Ki yazdım da, Maraş Kitap Fuarı’na giderken uçakta yanında oturduğum iş kadını Emine Arıkan’a, şehrinizdeki Suriyeli varsıllığından rahatsız mısınız demiştim. O da hayır, iyi ki geldiler, Maraş tekstil şehridir, fabrikalarımızda çalışacak işçi bulamıyorduk, çok şükür şimdi işlerimiz yarım kalmamakta, demişti.

Nedense olumlu yandan bakmamak gibi bir yanımız da var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?