Reklamı Kapat

Gün İlmeği

Yaz geçiyor dedi; yaz geçiyor. Neler geçmedi ki yaz geçmesin. Yaz geçiyor dedi limonun yeni çıkmış küçük limonlarına bakarak! Sanki yaz limon yapraklarının arasından iniyor! Yeşil yapraklar yaz sessizliğini sessizce izliyor. Çınlayan ağustos sıcağı gerilmiş bir ip gibi sabit bir şekilde… Sanki sarı sıcak sapsarı ekin tarlasının üzerinde…

Orakla biçilirdi ekinler eskiden. Çekiçle örülürdü duvarlar, taş duvarlar. Taşın alınyazısıdır duvarda olmak. Bir duvarda olmak önemlidir. Omuzların ağrısa da ayakta tutacağın bir yapı olması hasebiyle değerli yanı vardır. Omuzların ağrıyorsa yaşamın damarlarında bir değer olarak yer alıyorsundur. Dahası duvarın kösesinde yer alıyorsan koca yapıyı ayakta tutan olduğundan dolayı köşe değer olarak üst değerdesindir. Kışta kıyamette oluşan seller mutlaka sana çarpacaktır. Fırtına mı esiyor mutlaka çarpa çarpa esecektir. Rüzgârın uğultusu hiç dinmeyecektir.

Yaz, bahçenin büyük taş duvarında öylece…

Gem sürülürdü eskiden. Gem taşlarıyla altı keskinleştirilmiş gem tahtası iki tosuna boyundurukla bağlanır yığınak yapılmış ekin şerhesinin (destesinin) etrafında döner döner dönerdi. Dolgun başaklardan bereketli buğdaylar olması için döner döner dönerdi. Yaz bütün sıcaklığını toplamış harmana gelmiştir. Harmanda gem sürülüyordur. Dede gem sürüyordur. Torunlar geme binmek için gemin yanlarından geçmesini beklerler ki hızlıdır, geçerken üzerine atlayıp binerler. O gemle o yolculukla dünyanın öbür ucuna kadar gidilirdi. Dünyanın öbür ucu yoktu o zamanlar. Dünya durur gem dönerdi dünyanın yerine. Kimse dünyayı alıp da cebine koymazdı. Dünya yerinde dururdu insanlar da kendi yerinde. Kendi yerinde olmak sevincin icat edildiği yerdir. Ferahlığın tüm sülalesi buradadır. Huzur yedi göbek gelip oturmuştur yanı başına. Yerlidir huzur. Hiç gidesi de yoktur. Kendi yerinde olmak yabancıları korkutabilir. Onları daraltabilir. Aptallaştırabilir. Yabancıların yabancılığı hiç gitmeyecektir.

Yaz, asfalta inmiş meteorolojiye dümdüz gidiyor!

Patos geldi şenlik bitti yağmur dindi. Günlerce süren sevinç aldı başını gitti. Harman sevinci patos zulmüne döndü. Harman günlerce sürer sevinci yıllara dağılırdı. Patos iki saatte bitirdi işi sevinci tatile gönderdi. O tatil halen sürüyor. Hiç bitmiyor. Sevinç mi? Harman dağıldı azizim. Dağıldı bir arada tutan ne varsa. Dağıldı bir aradalığı bir arada tutan her ne ise. Dağılıyor her saat her dakika her saniye her salise. Dağıla dağıla dağlanıyor hayatlar, hayatlarımız…

Yaz, bin yıl önceden kalma sazla bin yıl önceden kalma türküyü bağıra bağıra söylüyor!

Sapsarı bir bülbül yemyeşil çamın dalına konuyor! Oğlaklar çayırlarda oynuyor. Bir galli (sincap) hızla dallardan dallara atlıyor. Ekinler biçiliyor türküler söyleniyor. Deste yapılıyor öbek öbek. Yorgun argın ama mutmain. Yorgun argın ama insanca. Buz gibi bir pınar başında. Buz gibi bir bardak ayran. Kaynamak üzere çay da.

Limon ağacı balkonda.

Ağustos sıcağı hemen yanında.

İstanbul’da.

Yaz.

Ya!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?