Reklamı Kapat

Darbeler

Üzülerek belirtelim ki; dünyanın birçok yerinde darbeler var. Yani, darbe ve darbe destekçiliği, geçerli bir yolmuş gibi gözükmekte. Bu devirde de hâlâ darbe olması şaşırtmaya devam ediyor tabi. Bazı ülkelerde de darbeyle gelen darbeyle gidiyor.

Sudan’da askeri darbe oldu. Venezuela da, Burkina Faso’da, Türkiye’de darbe veya darbe kalkışması oldu. Hepsinin arkasındaki ülke aynı: ABD... ABD, hem darbeyi seviyor, hem de desteklemekle kalmayıp, darbenin planlayıcısı konumunda bulunuyor. Yönetmenin kolay yolu olarak görmekte darbeyi.

1970’li yıllarda CIA’nın Türkiye temsilciliğini yapmış olan Paul Henze’nin 12 Eylül darbesini dönemin ABD başkanı olan Jimmy Carter’a haber verirken, “Bizim çocuklar başardı” ifadesini kullanması yıllarca konuşulmuştu.

Günümüzde, en çok konuşulan, yazılıp çizilen darbe ülkesi Sudan... Önce, şunu belirtelim ki; darbe kimden, nereden gelirse gelsin, darbeden en çok (olumsuz anlamda tabi) etkilenen kesim olarak darbelerin ve darbecilerin karşısındayız. Doğrudan darbe için de öyle, dolaylı darbeler için de.

Ancak, darbeye karşı oluşumuz, gerçekleri tespit etmemize mani olmasa gerek. Söz konusu Sudan olsa da; orada yaşananlar, Türkiye’nin aynısı. Sudan, bu bakımdan yakından bakmayı gerektirmektedir.

Sudan hadiselerinin Türkiye’ye benzemesi; bir kere, Hasan Turabi ile Necmettin Erbakan’ın benzer yöntemlere sahip oluşuyla alakalı. Her ikisinin de ihanete uğraması ve her ikisinin de ardıllarının kendi içlerinden çıkmış olmaları ve uzun yıllar iktidarda kalmaları çok manidar. Tabiî ki Sudan- Türkiye benzerlikleri bunlarla sınırlı değil. Oradaki terör hadisesi de bizimkine çok benzemekte. Malum, Sudan 2011 yılında ikiye bölündü. Türkiye ise, direnmekte.

Herhalde, General Beşir şöyle zannetti:

Hasan Turabi ile aralarına ne kadar mesafe koyarsa, Batı’ya o kadar şirin gözükür ve bu sayede siyasal ömrünü uzatmış olur. Hâlbuki bunlardan asla merhamet beklenemez. Kurt-kuzu hikâyesinde olduğu gibi, kurt kuzuyu yemeyi, iyice kafasına sokmuştu.

Gerçek olan şu ki; iktidar olanların ayakları yerden kesiliyor. Önce kendilerini çok farklı zannediyorlar ve elde ettikleri makam, şöhret vs. şeylerin kendiliğinden oluştuğu zehabına kapılıyorlar. Uyandıklarında, gerçeklerle yüzleştiklerinde ise, iş işten çoktan geçmiş oluyor. Önce, şöhretin kendilerini terk ettiğini, ardından da mal ve servetin ellerinden çıktığına şahit oluyorlar. O eski günler, tabii olarak geri gelmiyor. “Allah encamımızı hayreylesin” duasını tekrarlamaktan başka, elden bir şey gelmiyor. 

Allah’tan bir isteğimiz daha var: O da; ayaklarımızı sabit kılması. Dememiz odur ki; darbe yapanlar da öyle... Önce, etrafındaki şakşakçılarını kaybederler, sonra da diğer elde ettiklerini.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadrettin Karaduman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?